| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şunu açık ve net ifade etmek isterim: Trafik güvenliği elbette hayati bir meseledir ve özellikle insan hayatını doğrudan ilgilendiren hiçbir konuda kayıtsız kalmamız düşünülemez. Ancak önümüzde duran bu teklif, trafik güvenliğini artırmaktan çok vatandaşı cezalarla sindirmeyi amaçlayan bir anlayışın ürünüdür. Bu teklif adaletli bir trafik düzeni kurma iddiasıyla değil bütçeyi para cezalarıyla doldurma refleksiyle hazırlanmıştır. Bakınız, teklif tam 36 maddeden oluşuyor, neredeyse her maddede karşımıza çıkan tek çözüm var, ceza artırımı; bunlar 46 bin lira, 90 bin lira, 140 bin lira, 200 bin lira, 280 bin lira olarak böyle sıralanıyor. Sormak istiyorum: Bu ülkede trafik kazalarının sebebi gerçekten ceza miktarlarının düşük olması mıdır acaba, yoksa denetimsizlik, plansızlık, plansız altyapı, yetersiz sürücü eğitimi ve keyfî uygulamalar mıdır? İktidar her alanda yaptığı gibi burada da kolaya kaçmaktadır, sorunun kaynağına inmek yerine vatandaşı fahiş cezalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu yaklaşım ne bilimseldir ne adildir ne de kalıcı bir çözüm üretebilir. Üstelik, bu cezalar, bakın, daha 2025 yılı Ocak ayında yüzde 43,93 oranında artırılmıştır, şimdi bunun üzerine yeniden astronomik artışlar getirilmektedir. Bunu açıkça söyleyelim; öngörülebilirlik ilkesinin ihlalidir bu, aynı zamanda fiilen bir ek bütçe yaratma girişimidir. Bugün sokaktaki vatandaş ne diyor, biliyor musunuz? "Devlet beni korumuyor, bana tuzak kuruyor." diyor. Radarların nereye kurulduğuna bakalım; eğimli yollara, ani fren gerektiren kavşaklara kuruluyor. Bunlar güvenlik tedbiri midir, yoksa ceza üretme noktaları mıdır? Vatandaş artık kurala uymanın değil yakalanmamanın yollarını düşünmektedir. İşte bu, devlet-vatandaş ilişkisi açısından son derece tehlikelidir.
Değerli milletvekilleri, bu teklif yalnızca içeriğiyle değil usulüyle de sorunludur. Şimdi, değerli milletvekilleri, trafiği ilgilendiren bir kanun teklifi esas olarak İçişleri Komisyonunda görüşülmeliydi ama ne yapılmıştır? Adalet Komisyonuna gönderilmiştir; ikincisi, Plan ve Bütçe Komisyonu devre dışı bırakılmıştır. Yine, tali komisyonlar hiç toplanmamıştır. Yetmemiş bayram arifesine sıkıştırılmış bir komisyon takvimiyle alelacele geçirilmek istenmiştir. Oysa yürürlüğe giriş için iki ay süre öngörülmektedir. Madem acil değil, bu acelecilik nedendir? Bakın, daha vahimi şudur: Bu teklif hazırlanırken tek bir sivil toplum kuruluşu, tek bir meslek odası, tek bir uzman dahi dinlenmemiştir. Trafik güvenliği masa başında değil, sahada sağlanır ama iktidar maalesef sahayı dinlemekten özellikle kaçınmaktadır.
Bir diğer önemli husus şudur: Teklifte yer alan bazı düzenlemeler Anayasa’nın 34'üncü maddesiyle yani toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıyla çelişme riski taşımaktadır. Trafik düzeni bahanesiyle temel hak ve özgürlüklerin daraltılmasına asla izin verilemez. Bakın, biz şunu açıkça söylüyoruz: Kuralsızlığa karşıyız ama keyfîliğe de karşıyız. Ceza olmalı, evet olmalı ama orantılı, adil, belirli ve kaçınılmaz olmalı. Trafik güvenliği ceza makbuzlarıyla değil, eğitimle, bilimle, altyapıyla, adil denetimle sağlanır. Biz vatandaşı potansiyel suçlu gibi gören, bütçeyi ceza üzerinden planlayan bu anlayışı reddediyoruz. Bu gerekçelerle teklifin geneline hâkim olan cezalandırıcı, mali odaklı ve vatandaş-devlet güvenini zedeleyen yaklaşımı kabul etmiyoruz, çekincelerimizi Türk milletinin takdirine sunuyoruz.
Yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)