GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:10.02.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Değerli milletvekilleri, bu kanuna "ret" oyu vereceğimizi bir kere daha deklare ediyoruz ve başka bir yol güzergâhına sizi götürmek istiyorum.

Yıl 1492, İspanya; Hristiyanlar tarafından Yahudiler diri diri ataşe atılıyorlar ve II. Bayezit İstanbul'dan gemiler gönderiyor. Bu gemilerle beraber 50 bin Yahudi Türkiye'ye geliyorlar, Osmanlı topraklarına geliyorlar. Bunlara "Sefarad Yahudileri" adını veriyorlar. Ardından İkinci Cihan Harbi meydana geliyor, Hitler, Almanya'da büyük soykırım yapıyor, 2,5 milyon Yahudi'yi öldürüyor, gaz odalarına gönderiyor; Türkiye bunlara sahip çıkıyor, Türkiye Cumhuriyeti devleti. Peki, ben nereye geleceğim? Şuraya geleceğim: Osmanlı'nın son dönemleri, 1855 yılında Manisa'da bir şahıs doğuyor, "Morris Eskenazi" diye birisi yani ismi "Musa" bu çocuk fakir bir aile çocuğu; baba da ırgat, tütün kırarak, pamuk toplayarak oralarda geçimlerini temin ediyorlar; hastalanıyor çocuk, ölümcül bir hastalığa yakalanıyor ve hastaneye götürüyorlar. Ayşe Hafsa Sultan adına yapılmış olan bizim şifahanemize geliyor ve şifahanemizde tedavi ediliyor ve ölümcül hastalıktan kurtuluyor. Kurtulduğu zaman baba para vermek istiyor, diyorlar ki: "Bu hastanede fakirlerden para almayız." Çocuk 8-9 yaşlarında ve bunu hiç unutmuyor, bunu unutmadığı gibi de buralardan gitmek istiyor, bir gemiye binip Amerika'ya gitmek istiyor fakat yanlışlıkla bindiği gemi İskenderiye'ye gidiyor. İskenderiye'de bir şahısla tanışıyor, tütünü bildiği için, pamuğu bildiği için tütün ve pamukla uğraşıyor, ardından da orada tütüncülük yapamayacağını anlayınca da abisiyle beraber Amerika Birleşik Devletleri'ne gidiyorlar. Orada, dünyanın en zengin kişilerinden biri hâline dönüşüyor. Hiç okuma yazma bilmediği hâlde Amerika Birleşik Devletleri'nde sigara sanayisinde 1926 yılındaki o ekonomik krize kadar çok ciddi şekilde paralar kazanıyor. Bu paraları kazanırken de Türkiye'yi unutmuyor, Osmanlı'yı unutmuyor ve o doktorun adını unutmuyor ve soyadını alırken, adını alırken "Benim adım Moiz, doğru ama 'Morris' yapıyorum ve soyadımı da 'Şinasi' yapıyorum." diyor Doktor Şinasi'ye olan hürmetinden dolayı ve vasiyetine yazıyor, kendisi diyor ki: "Her yıl benim vakıflarımdan 1 milyon dolar gidecek, Türkiye'de, Osmanlı topraklarında bir hastane yapılacak, adına Morris Şinasi Hastanesi diyeceksiniz, çocuk hastanesi olacak ve buraya gelen her çocuk ücretsiz tedavi edilecek." Ta ki 1933'lü yıllardan itibaren... Şahıs öldükten sonra hanımına vasiyet ediyor, hanımına diyor ki: "Benim servetime sahip olabilirsin ama tek bir şartla, ben öldükten sonra Türkiye'ye gideceksiniz, bu hastaneyi yapacaksın." Ve Türkiye'ye 1 milyon dolarla geliyor, her yıl bu paranın gelmesi lazım. Aradan yıllar geçiyor, Morris Şinasi Çocuk Hastanesi faaliyete geçiyor. Sonra hastanelerle ilgili iktidar partisinde bir yanlışlık yapılıyor, oraya Merkezefendi Hastanesi yapılıyor ve şehir hastanesi başka bir yere yapılıyor. Bunu yaparken de Morris Şinasi Hastanesinin adı kaldırılıyor, adı kaldırılınca da o vakıf diyor ki: "Artık adını kaldırdınız, size para yardımı yapmayacağız çünkü artık burası bir çocuk hastanesi değildir." Ardından Bülent Arınç devreye giriyor, Sayın Bülent Arınç'ın devreye girmesiyle beraber Sağlık Bakanlığı bu sene oraya o hastanenin tekrar yapılabilmesi için -çünkü çok eski bir hastane, restore edilmesi lazım ve güçlendirilmesi lazım- 140 milyon lira para ayırıyor; teşekkür ediyoruz kendilerine. Geçen gün Manisa'da bir etkinlik düzenlendi, Morris Şinasi belgeseli yapıldı ve burada Anemon otellerinin sahibi İsmail Akçura Bey -ki 30'a yakın oteli, oteller zinciri var- ve ardından Bülent Arınç'ın gayretiyle beraber Morris Şinasi kimdir, Yahudiler kimdir, bunlarla ilgili olarak bir değerlendirme yapıldı ve bu değerlendirmeyle beraber, belgeselle birlikte... Ben buradan nereye geliyorum? Hem bir iyilik yoluna karşı bir iyilikle cevap... Ardından da nereye gidiyorum? O da Yahudi'ydi, Morris Şinasi de Yahudi'ydi, Aşkenazi'ydi ama İsrail de Yahudi, bugünkü İsrail'i yönetenler de Yahudi. Bizim Yahudilerle ve Musevilerle hiçbir problemimiz yok ama şunlarla problemimiz var: O günkü Yahudi iyiliğe iyilikle cevap veriyordu, bugünkü Siyonist Yahudiler, İsrail'i yöneten ve Amerika Birleşik Devletleri'ni yöneten Yahudiler ise bizim İkinci Cihan Harbi'nde yaptığımız iyiliğe karşı ve 1492 yılında II. Bayezit'in yapmış olduğu iyiliklere karşı -50 bin kişiyi ateşten kurtardık- şimdi ne yapıyorlar? Türkiye'yle uğraşmak istiyorlar. Onlar da Yahudi, bu da Yahudi'ydi. O nedenle, iyilik hiçbir zaman unutulmuyor.

Ben buradan Morris Şinasi Hastanesinin bir an önce açılmasını istiyorum ve oranın adı da şöyle olsun -Beynelmilel Morris Şinasi Hastanesiydi adı- Beynelmilel Morris Şinasi Psikiyatri Hastanesi olsun ve çocuklara da tedaviler ücretsiz olarak yapılsın diyorum. İnşallah, Hükûmet bu konuda daha çok gayret sarf eder. Sayın Arınç'a ve İsmail Akçura'ya da böyle bir etkinliği düzenleyerek vefakâr oldukları için; aynen Musa Eskenazi gibi, Morris Şinasi gibi iyiliğe iyilikle cevap verdikleri için de kendilerine teşekkür ediyorum. Bu noktada bütçeye para ayırdıkları için Hükûmete teşekkür ediyorum ve Hükûmete diyorum ki: Bir an önce güçlendirmeyi yapın. Morris Şinasi Beynelmilel Çocuk Psikiyatri Hastanesinin açılmasını hep beraber yapalım diyor, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)