| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bu kürsüde sadece bir siyasi tartışma yapmak için değil, vicdanı olan herkesin yüreğini yakan bir soruyu sormak için bulunuyorum. 6 Şubat depremlerinden sonra kaybolan çocuklarımız nerede? 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan depremler yalnızca şehirleri yıkmadı, o gün evlerimizle birlikte güven duygumuz da enkaz altında kaldı. Resmî rakamlara göre on binlerce insanımızı kaybettik. Ancak bir başka acı daha var ki hâlâ karanlıkta: Deprem sonrası kaybolduğu bildirilen çocuklarımız. Enkazdan sağ çıkarılan, hastanelere sevk edilen, kimliği tespit edilemeyen, başka illere nakledilen ancak ailesine ulaşılamayan çocuklarımız oldu. Aileler günlerce, haftalarca, aylarca evlatlarının izini sürdü; sosyal medya paylaşımlarıyla, kayıp ilanlarıyla, savcılıklara yapılan başvurularla seslerini duyurmaya çalıştılar. Buradan açıkça ifade ediyorum: Eğer bir tek çocuğun bile akıbeti net olarak ortaya konmamışsa bu Meclisin ve devletin omuzlarında ağır bir sorumluluk vardır. Depremden sonra refakatsiz kalan çocukların sayısına ilişkin farklı rakamlar kamuoyuna yansıdı. Bir kısmının kimlik tespiti yapıldı, bir kısmı ailesine teslim edildi ancak süreç şeffaf yürütülmediği için toplumdaki şüphe ve kaygı giderilemedi. Çocukların koruması 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gereği devletin en temel yükümlülüklerindendir. Yine, Anayasa'mızın 41'inci maddesine göre devlet çocukları her türlü şiddet ve istismardan korumak ve bu yönde gerekli tedbirleri almak zorundadır. Olağanüstü hâl bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz, tam tersine, daha da ağırlaştırır. Şunu soruyoruz: Deprem sonrası refakatsiz kalan çocukların tam listesi kamuoyuyla neden şeffaf şekilde paylaşılmamıştır? Bu çocukların tamamının kimlik tespiti yapılmış mıdır? Kayıp olan çocukların tam listesi yapılmış mıdır? Bu konuda yapılan tüm kayıp başvuruları değerlendirilmiş midir? Başka illere sevk edilen çocukların kayıt ve takip sistemi nasıl işletilmiştir? Aile başvuruları ile eşleştirme süreçleri hangi denetim mekanizmalarıyla yürütülmüştür? Bu soruların cevabı siyasetüstüdür çünkü konu çocuklarımızdır. Uluslararası bir pedofili ve fuhuş ağı yöneten, dünyanın her yerinden çocukların kaçırılmasından ve kaybolmasından sorumlu Epstein denilen canavara ait son günlerde kamuoyuyla paylaşılan yazışmalar bizi 6 Şubat depreminde kaybolan çocuklarımızın akıbeti hakkında düşünmek bile istemeyeceğimiz sonuçlara götürüyor. Daha önce 1999 Marmara depremi sonrasında pek çok çocuğumuzun kaçırdığına dair iddialar gündeme gelmişti. Geldiğimiz noktada artık durumun iddiadan çok daha ileri olduğunu idrak etmek zorundayız. Nitekim Hollanda'da sokakta tek başına bulunan ve depremzede olduğunu belirten 5 yaşındaki çocuğun kimliği, depremden sonra oraya nasıl gittiği, annesi ve babasına ne olduğu hâlâ bir muamma. Bu çocuk hâlâ neden Hollanda'da sığınma evinde, neden Türkiye'ye getirilmedi? Yine, o dönemde 12 yaşında olan Mira Yıldırım Antakya Rönesans Rezidanstan 8 Şubat günü sağ olarak çıkarıldı, sonrasında ise hastaneye götürülmek üzere sivil bir araca bindirildi, Mira'dan o gün bugündür haber yok; ölü mü, sağ mı; herhangi bir sağlık kuruluşuna götürüldü mü, yoksa kaçırıldı mı belli değil.
Değerli milletvekilleri, bir ülkede çocukların güvenliği konusunda en küçük bir tereddüt varsa o ülkenin vicdanı yaralıdır. Biz burada hamaset yapmak için değil, o yarayı kapatmak için konuşuyoruz. İYİ Parti olarak çağrımız nettir: Deprem sonrası refakatsiz kalan tüm çocuklara ilişkin süreç isim bazlı ve denetime açık şekilde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na riayet edilmek üzere bağımsız bir komisyon tarafından incelenmelidir. Bu çocukların hayatta olup olmadıkları, hayattalarsa nerede ve kimlerin elinde oldukları açıklığa kavuşturulmalıdır. Konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve sorumluluklarını yerine getirip getirmediği detaylı biçimde incelemelidir. Bu amaçla bir Meclis araştırması açılması artık elzem olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Eğer her şey kayıt altındaysa, eğer tüm çocuklarımız güvenli biçimde ailelerine kavuşmuşsa bunu açıkça ortaya koymak devletin görevidir. Şeffaflık güveni artırır, suskunluk ise kuşkuyu büyütür. Biz bu kürsüden bağırıyoruz: Hiçbir çocuğumuzun akıbeti karanlıkta kalmasın. Bu mesele kapanmış bir dosya değildir, bu mesele Türkiye'nin sadece vicdan değil, aynı zamanda kamu güvenliği meselesidir.
Yüce Meclisi, çocuklarımız konusunda gerekli hassasiyeti göstermeye ve sorumluluk almaya davet ediyor, saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)