| Konu: | Genel Kurulun 4/2/2026 tarihli 56’ncı Birleşiminde alınan karar uyarınca, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen ve 11 ili etkileyen deprem felaketinin yıl dönümü münasebetiyle YENİ YOL Grubu adına açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 05.02.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; deprem bir dünya gerçeği. Deprem tarih boyunca var oldu, bundan sonra da var olacak. Elbette, yönetimlere ve millete düşen görev deprem öncesi depreme hazırlık yapmaktır. Yönetimlerin övüneceği şey kurtarmak değil, depremi önlemektir. "Biz şu kadar insanı kurtardık."tan daha ziyade "Biz ne kadar binanın yıkılmasına engel olabildik?"e, buna yönelik alınabilecek tedbirlerdir. Evet, yine deprem olacak, yine aynı şeyleri konuşacağız. Korkarız ki, yine başa döneceğiz, "Eyvah!" diyeceğiz, tekrar aynı noktaya yeniden gelip tekrar başa döneceğiz.
Elbette, burada şunu belirtmemiz gerekir ki deprem öncesinde yaşanan sorunlar olduğu gibi deprem sırası ve deprem sonrasını ayrı ayrı ele almak durumundayız. Ne yazık ki deprem öncesinde çok büyük felaketlerle karşı karşıyaydık. Bu, sadece bir yılın, beş yılın, on yılın değil, belki çok daha eskiden beri sayılabilecek bir durum. Bir taraftan, imar affı yasası çıkarıldı bu ülkede defalarca; çürük, yıkılacak, mezar olacak yerlere ruhsat verildi. Bir taraftan, rüşvet çarkı işlediği için hızlıca imar ruhsatları alınabildi. Bir taraftan, belediyelerin mevzuat yetersizlikleri, kanunların yetersiz oluşu, yeterli derecede düzenlemelerin yapılmayışı, bir taraftan da kentsel dönüşümdeki gecikmeler, belirsizlikler, karmaşalar, yetki karmaşası noktasında bugünkü noktalara ne yazık ki geldik.
Değerli milletvekilleri, geçen geçmiş olabilir ama bugün itibarıyla deprem esnasında yaşadığımız hususları ele alarak bundan sonraki bir felakette doğru bir planlamanın yapılması sağlanabilir. Ne yazık ki deprem döneminde depremzede vatandaşımız iletişim alanında telekom şirketlerinin insafına bırakıldı, bina işinde kasaptan dönme müteahhitlerin insafına bırakıldı, denetimler yandaş elemanların insafına bırakıldı, elektrik yandaş şirketlerin insafına bırakıldı, doğal olarak da ulaşımda, iletişimde yaşanan sorunlar nedeniyle çok ciddi bir geç müdahale yaşadık. Net ifade etmemiz gerekir ki, depremde insanların -kuvvetle muhtemel ki- yarısı ilk esnada öldüyse bile üçte 2'si depreme geç müdahale ve sonrasında ne yazık ki vefat etti. İşte, bugün deprem bittikten sonra geldiğimiz yerde ise şunu belirtmemiz gerekir: Yerelde ciddi bir karmaşa yaşandı. Bundan sonraki süreç içinde yapılması gereken hususları arz etmek gerekirse, her şeyden önce bir koordinasyon merkezi kurulmalı, planlama, görev dağılımı yapılmalı, bir afet esnasında kim, nasıl müdahale edecek bilinmeli. Bunun dışında, her yerel için bir erkân kurulmalı ki bu sadece kamu görevlilerinden ibaret olmamalı; bir taraftan mülki erkân, bir taraftan sivil toplum örgütleri, odalar ve muhalif de olsa belediyeler sürece dâhil edilmeli. Ne yazık ki belli noktalarda iktidara mensup olmayan belediyelerin yönetimde olduğu yerlerde depremzede insanımız bir de bu iktidar-muhalefet çekişmesinin olumsuz sonucunu gördü.
Değerli milletvekilleri, bundan sonraki süreçte önerimiz şudur: Resmî bir afet politikası belirlenmeli, bu noktada görev dağılımı yapılmalı. Bununla beraber, vakıflar ve sivil toplum örgütleriyle ilgili hususlar da bir resmiyet kazanmalı. Bir yardım kuruluşu, Kızılay yemek yaptırmış, aynı anda 500 kişiye dağıtıyor. Görünür olmak, daha çok propaganda yapıyor olmak; daha çok insan zannetsin ki 100 kişiyle sahada oysa Kızılayın yeleğini alan herhangi bir vatandaş hırsızlık yapmak için bunu kullanıyor. Çöpe atılmış bir üniforma, asker elbisesi bulup giyen insana hesap sorulması beklenir; onun için de bu sivil toplum örgütlerinin kullanacağı yeleklerin de üniformaların da dâhil bir resmî hüviyeti olmalı.
Aynı şekilde, sivil toplum örgütlerinin görev dağılımı olmalı. Mesela, Hatay'da yaşayan bir depremzede olarak belirteyim ki televizyon kameraları çekim yaptığı için, konvoy hâlinde Vali Göbeği'nde 10 tır peş peşe yemek dağıtıyor, oraya gelen insanlar da yemek seçerek gidiyor. Her biri ayrı bir belediyeye, ayrı bir kuruma ait oysa herkes yemek dağıtmamalı; biri çorba dağıtmalı, bir diğeri yakacak, diğeri ise iç çamaşırı ve benzeri ihtiyaçlara göre dernekler arasında bir görev dağılımı yapılmalı.
Bununla beraber, deprem bölgesinde görevlendirilecek memurlara ek ödeme yapılmalı, bu bölge insanlar için cazip hâle getirilmeli. Hâlen deprem sonrası göreve giden insanlar iki yılı tamamlayınca dönüyor, iki yılda dönmeye niyetlenmiş bir insan da doğal olarak yereldeki sorunlara adapte olamıyor. Siz, deprem bölgesini memurlar açısından mutlaka cazip hâle getirmek zorundasınız.
Aynı şekilde, plan açısından her gün yeni yeni rezerv alanlar ilan ediliyor; bölgeler parça parça, şehrin bir tarafı yerinde dönüşüm, bir tarafı TOKİ, bir başka tarafı rezerv alan, karman çorman ve ne yazık ki az önce Sayın Kısacık'ın belirttiği gibi, önce burada yapılaşma olmayacak ama problemli denilen yerlerde yeniden yapılaşma yapıldı. Şu anda Hatay'da tekrar fay hattının üzerine, Asi Nehri'nin kenarına, şehir merkezinde yıkılan yerlere çok ağır maliyetlerle yeniden bina yapıldı.
Evet, bina yapıldı; evlerle ilgili şunu söylemek isterim ki TOKİ tarafından ve rezerv alanı olarak Emlak Konut tarafından yapılan evler ülkemizin geleneksel aile yapısına uygun evler değil. Aile Yılı'nda evler 1+1, 2+1 gibi çok dar, bununla beraber bazıları da Amerikan bar tipi mutfakla salon iç içe, otel tipi evler yapılıyor ve bugün TOKİ yapılaşmasından öte âdeta "TOKİ city" ortaya çıktı; kent kültürü, şehir kimliği ne yazık ki bu son dönem içerisinde tamamen kayboldu.
Sayın Akbaşoğlu'nun elinde fotoğraflar görüyorum, biraz sonra buradan "Şunu, şunu, şunu yaptık." diye bize bazı ifadelerde bulunacak. Elbette yapılan her şeyi takdir ederiz, teşekkür ederiz ama bilelim ki "Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi." diye propaganda yapılıyor, teslim edilen şey konut değil kura. Deniliyor ki "Bir miktar ev bitti, bir miktarı yarım, bir miktar da şu köşedeki boş alana apartman yapacağız, bunun 4'üncü katındaki daireyi sana veriyoruz, kura numaran şudur." Oysa ortada hâlen daire yok, hâlen Hatay'da 230 bin kişiyle başlayan konteyner kentlerde yaşayan insan sayısı geçtiğimiz ay sonu itibarıyla 160 bin kişiydi; demek ki nüfusun en az yarısı hâlen konteynerlerde barınmaya devam ediyor oysa Birleşmiş Milletlerin standardına göre konteyner kentlerde barınma süresi on iki ile on sekiz ay arası olarak belirlenmişken otuz altı ayın sonunda hâlen nüfusun yarısı konteynerlerde yaşıyor. Kaldı ki kendi barakasında, kendi köyündeki arazisine konteyner kurarak yaşayanları ya da konteynerinden çıkıp başka kentlere göç etmiş olanları ya da konteynerden çıkıp kiralık evlere dönenleri, kiralık evlerde yaşamaya başlayanları hesaba katarsak durumun çok daha vahim olduğunu belirtmek durumundayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, deprem bir trajedi, bir felaket; geldi, muhtemelen tekrar gelecek. Depremzede insanın acılarını ne olur anlayın. Hâlen bir taraftan emekliye zam vermezken "Biz depremzedelere para yatırıyoruz, onun için vermiyoruz." diyerek depremzedeleri incitmeyin; kaldı ki depremzedelere verdiğiniz ya da vereceğiniz evleri bedava değil, ücret karşılığı veriyorsunuz. Muamma da bu ki boş senede imza atan depremzede önümüzdeki on yılını, yirmi yılını ipotek altına almış oluyor ve kaç lira borçlandığını da bilmiyor.
Bu açıdan deprem bölgesi için acilen beklentimiz... Konutlar, sorunların tek bir parçası. Şu anda yapılan şey komünist mantığıyla biz bu insanlara...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Peki, bir dakika ilave.
Buyurun.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Başkanım, katılım sayısına göre dakika verirseniz en çok bize vermeniz lazım; orantısal olarak çok yüksek bazda buradayız, bizden sonra diğer arkadaşlar geliyor. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)
Evet, burada verilen şey: "Biz ev verelim kurtulalım." 80 metrekarelik kutucuklarda insanlar yaşasın isteniyor. Aynı yerlere ev yapılmış, yollar eskisinden daha dar. Bizim görevimiz, bu konutların maliyetini sormak; hâlen konutlar kaça mal oldu, kim aldı, kim sattı bunları bilmiyoruz. Deprem bölgesinde hâlen ihaleler doğrudan alımla yapılıyor; büyük küçük bütün işlerde yerel partili yandaşlar çağrılıyor "Al şunları yap gel." deniliyor oysa siz bunu doğrudan alımla değil, şeffaf, ihale usulüyle yapsanız kamu zararı da azalır. Burada varsa bir imkân bundan bütün...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çalışkan, ikişer dakika fazla verdim ama espriniz güzel ve anlamlıydı; devam edin.
Buyurun.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Evet, değerli milletvekilleri, problemimiz çok ama bunların çözülmesi, geleceğe yönelik sağlam adımlar atılması gerekir. Derhâl depremle ilgili imar ve benzeri yasalar çıkarılmalı, millî politika oluşturulmalı, okullarda ders olarak deprem bilinci verilmeli.
Geçmişi kurcalamanın zannediyorum artık faydası yok ama kayıp çocuklarla ilgili, hâlen tespit edilememiş cenazelerle ilgili hiçbir açıklama yapılmaması da çok manidar. Burada insanın yüreğine su serpen açıklamalar yapılmalı.
Mücbir sebep sona erdi, depremzede esnafın bir defaya mahsus borçları silinmeli; KOSGEB ödemeleri geldi, bunlar ötelenmeli. Kredi kullanmak isteyen insanlardan "Borcu yoktur." yazısı istemek akıllara ziyandır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)