| Konu: | 5 Şubat 1937 tarihinde laiklik ilkesinin Anayasa'ya girmesine, Anayasa Mahkemesinin 2019 seçimleriyle ilgili bugün verdiği karara, dün açıklanan Ekrem İmamoğlu’yla ilgili iddianameye, Aziz İhsan Aktaş dosyasına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 05.02.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6 Şubatı birazdan kürsüden uzun uzun konuşacağız.
Ben sözlerime, 5 Şubat 1937, laiklik ilkesinin Anayasa'ya girdiği tarihle başlamak istiyorum: Ulu Önder'imiz, kurucumuz, ülkemizin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk laiklik ilkesini o tarihte sadece ülkemize değil tüm dünyaya armağan etmiştir çünkü laiklik sadece bir hukuk maddesi, Anayasa maddesi değildir; laiklik tarafsızlığı, bilimi, aklı, çağdaş bir devlet yönetimini ifade etmekteydi.
Bakın, değerli arkadaşlar, dibimizdeki, Orta Doğu'daki ülkeler, 1980'li yıllardan sonra bu ilkeden, demokrasiden uzaklaştıktan sonra bir İsrail gerçeği çıktı ve bugün Filistin zulmünü yaptı ve birçok ülke felakete gitti. O yüzden, laikliğe sıkı sıkıya sarılmalıyız. Devleti millet, halk, bu ülkenin yurttaşları dışında hiçbir yapıyla ilişkilendiremeyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun örneklerini gördük, 15 Temmuzda gördük. Bu güzel devleti bir yapıya teslim ettiler. Ne oldu? Bu Meclisi bombaladılar. 3 bin hâkim terörist sıfatıyla yargılandı. Hiç gerek yok; sağcı olsun, solcu olsun, muhafazakâr olsun ama bu ülkenin gençlerine teslim edelim devletimizi; onları hâkim yapalım, savcı yapalım, kaymakam yapalım, rektör yapalım; tek bir kıstas yeter, vatansever olsun, ülkesini sevsin, tarafsız bir şekilde bu görevi yapsın. Hiç kimseden, hiçbir tarikattan listelerle hâkim, savcı, kaymakamlar atamayalım. Geçmişten ders alalım, 15 Temmuzdan ders alalım, Orta Doğu'nun ortasındaki IŞİD barbarlığından ders alalım. O yüzden, sadece Türkiye Cumhuriyeti, bizler, yurttaşlar değil, tüm parlamentolar, tüm devletler o büyük lider Atatürk'ün bizlere armağan ettiği laikliğe sıkı sıkıya sarılmalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, Anayasa Mahkemesi bugün bir karar verdi. 2019 seçimlerinde devletin haber ajansı Anadolu Haber Ajansının akşam saat 23.20'de seçim sonuçlarının yüzde 98'i açıklanmışken yayını durdurmasını bir hak ihlali olarak gördü, seçime müdahale olarak gördü.
Bakın, dün de bir iddianame açıklandı, utanarak söylüyorum; Sayın Ekrem İmamoğlu'nun casusluk dosyası. Değerli milletvekilleri, güya "2019 yerel seçimlerini manipüle etmek suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu" ibaresi iddianamede geçiyor ama bugün Anayasa Mahkemesi, devletin kurumu Anadolu Haber Ajansının seçimleri manipüle ettiğini mahkeme kararıyla, ilamıyla Türkiye'yle paylaştı ve... Yayını durdurdu, billboardlarda jet hızıyla bir şey açıklandı, yazıldı: "Binali Yıldırım, Teşekkürler İstanbul" Bu bir manipülasyon değil mi? Eğer varsa manipülasyonun kralı budur. Peki, Binali Yıldırım yargılanıyor mu? Hayır ama casusluktan, İstanbul seçimleriyle ilgili manipülasyondan uydurma rezalet bir iddianameyle bizim Cumhurbaşkanı adayımız, Belediye Başkanımız tutuklu ve bu mantıkla Türkiye Cumhuriyeti'nde herkesi casus ilan edebiliriz. Beyefendiler kazandığı zaman demokrasi, Cumhuriyet Halk Partisi ya da muhalefet kazandığı zaman casusluk(!) Yahu, yazık gerçekten! İşte, Anayasa Mahkemesinin kararı var. O gün konuşanlar, itiraz edenler, suçlayanlar, casusluk iddianamesini hazırlayanlar utanmıyor mu, sıkılmıyor mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Utanmıyorlar.
Savcıya bakın; savcı, casusluk dosyasındaki "Hüseyin Gün" denen adamın İngilizce notlarını yapay zekâya sormuş, güzel. Yapay zekâya sorduğunda da cevabı değiştirmeden, utanmadan, sıkılmadan iddianameye koymuş. Bakın, yapay zekâ da şunu söylemiş: "Elbette. İşte, görseldeki notlarınızın istediğiniz formatta çevirisi." Beyefendi yapay zekâya talimat vermiş. Savcı efendi; Hüseyin Gün'ün, Kürşad Tüzmen'in, Egemen Bağış'ın, İbrahim Kalın'ın görüntülerini bir kez daha buradan paylaşıyorum. Şu görüntüleri gören bir savcının bırakın yapay zekâya sormayı normal bir zekâyla bu dosyaya takipsizlik kararı vermesi gerekirdi ama dün utanmadan, sıkılmadan bu dava açıldı; ben, halkın, 86 milyonun takdirlerine sunuyorum. Gerçekten, Türk demokrasisi esaret altında, saçma sapan iddianamelerle, saçma sapan suçlamalarla siyaset kurumu, demokrasi yara almaya devam etmektedir; buna bu Meclis çözüm bulmalıdır.
Hemen geliyorum, son konu: Bugün yedi yüz dört yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş çetesinin dosyası. Beyefendi korumalarla yine oradaydı ama belediye başkanlarımız ifadelerini verdi. Savcı mütalaa verdi, bekliyorduk ki çok kıymetli Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı, Ceyhan Belediye Başkanı, Beşiktaş Belediye Başkanı hakkında tahliye talebinde bulunsun. Deliller toplanmış. Zeydan Karalar iki yüz elli güne yakındır tutuklu, alt sınırı dört yıl olan bir dosyadan dolayı. O savcı, belediye başkanlarının tutukluluk hâlinin devamını istedi. Ne hakla kardeşim! Asla suçlu değil ama bir an için suçlu olduklarını düşünün, bu Meclis daha bir ay önce bir infaz yasası çıkardı. Bu adamın bir gün yatarı yok yahu! Esir mi aldınız adamı? Esir mi aldınız ya siz? Esir mi aldınız? (CHP sıralarından alkışlar) Ne hakla bir savcı "Ben Zeydan Karalar'ı, belediye başkanlarını tutuyorum." diyor? İşte, fiilen Türkiye'de demokrasi rafa kaldırılmıştır, bir darbe hukuku uygulanmaktadır. Hiç kimse kusura bakmasın, bunun izahı yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlem Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayalım, buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Alt sınırı dört yıl, iki yüz elli gündür tutuklu, infaza göre zaten hepsi ortadan kalkmış Meclisin çıkardığı yasayla, bu savcı "Belediye Başkanını tutuyorum..." Sorun, yargıda, suçta falan değil; sorun, seçim kazanmamız; sorun, 1'inci parti olmamız; sorun, yarın seçim olsa bu ülkede Parlamento çoğunluğunu da Cumhurbaşkanlığını da kazanacak olmamız. Ben buradan hâkim ve savcılara bir kez daha sesleniyorum: Alet olmayın. Siz Türk milleti adına karar veriyorsunuz. Cumhuriyet savcılarısınız, benim milletvekili sıfatımın önünde "cumhuriyet" yazmıyor ama sana "cumhuriyet savcısı" diyorlar. Kendinizi, yargıyı bu duruma düşürmeyin ve bu belediye başkanlarımızı bir an önce serbest bırakın.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)