GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem felaketinin 3’üncü yılına ve bugünkü Genel Kurul çalışmalarının ortak bir uzlaşı içerisinde bu gündeme hasredilmesine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:57
Tarih:05.02.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 5 Şubat 2026, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu haftaki çalışmamızın son günü. Bütün siyasi parti gruplarıyla ortak bir uzlaşı içerisinde bugünkü Genel Kurul çalışmalarımızı, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanmış olan üç yıl önceki deprem felaketinin yaralarının sarılması, yapılan, yapılamayan işlerle ilgili bir genel değerlendirmeye, ilgili konulara hasretmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuda oluşan bu iradenin, topyekûn bütün siyasi partilerin -grubu olan, olmayan- temsil edilen tüm siyasi partilerin deprem yaralarımızın sarılmasıyla ilgili bir dayanışma duygusunu ortaya koyması açısından son derece kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum.

Evet, üç yıllık bir süreç geçti. Elbette bu süreç içerisinde milyonlarca vatandaşımızın çözülen, sarılan yaralarının yanında hâlâ çözülemeyen devasa sorunlarıyla karşı karşıya olduğumuzu kabul ederek belki de depremi konuşmamız lazım. Bu "11 ili ayağa kaldırdık." gibi zafer türküleriyle açıklanabilecek bir süreç değil çünkü üç yıllık süreye rağmen, hâlâ, devasa sorunların varlığını bilmeden, görmeden, 86 milyondan saklayarak sanki yokmuş gibi davranırsak o 11 ili kendi kaderlerine terk etmiş ve sorunların tamamı çözülmüş gibi bir algıyla karşı karşıya bırakırız. Böylece o 11 ilde hâlihazırda yaşamakta olan insanlar unutuldukları, kendilerinin düşünülmediği gibi bir duyguya kapılmış olurlar, dolayısıyla bu konuda son derece dikkatli olmamız gerektiğini ifade ederek başlamak istiyorum.

Nedir o sorunlarından en önemli olanları? Konuta erişim sorunu hâlâ ciddi bir sorun olarak önümüzde duruyor çünkü hâlâ binlerce vatandaşımız aradan geçen otuz altı aya rağmen konteyner kentlerde yaşamakta. Hatay gibi kentlerde 150 bini, Adıyaman, Malatya, diğer illerde binleri aşan kişilerin hâlâ konteyner kentlerde, kışın bu zor şartlarında yaşamaya çalıştıklarını görüyoruz ki otuz altı aylık bir süreçte, konteyner kentlerdeki yaşamın aileler, çocuklar için, yaşlılar için son derece zor ve meşakkatli olduğunu bilerek ve bir an önce, bu konteyner kentlerde kalan hiçbir vatandaşımızın olmadığı, herkesin konuta erişebildiği bir süreci beraber başarmak zorundayız. Dolayısıyla, ifade ettiğim gibi, bu konuta erişim sorunu, bu binlerce vatandaşımızın hâlâ konteyner kentlerde yaşama zorunluluğu "11 ili ayağa kaldırdık." sözleriyle örtülemez, pas geçilemez büyük bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

Bir diğeri, gelecek kaygısı ve belirsiz bir ortam. Evet, depremden dolayı binlerce, milyonlarca insanımız, bu 11 ilden varını yoğunu terk ederek belki başka şehirlere göç etmek zorunda kaldı ama bu kentlerde hâlâ yaşamın normale dönmemiş olması, hâlâ belirsizliğin ve gelecek kaygısının ortadan kalkmamış olması sebebiyle tekrar geriye göç ve geriye dönüşle ilgili ciddi rakamlara ulaşamadığımızı da net olarak ortaya koymamız lazım. Dolayısıyla o bölgede gidermemiz gereken sorun ve kaygılardan bir tanesi de gelecek kaygısı ve bu belirsiz ortamın ortadan kaldırılmasıyla ilgili devlet ve millet olarak mutlaka adımlar atmamız gerektiği ortadadır.

Bir diğer husus, bu illerimizden Maraş gibi, Antep gibi belli illerimizin özellikle aynı zamanda sanayi kentleri olduğunu, ciddi üretim merkezleri olduğunu görmemiz lazım. Bu illerimizde sanayi ve üretim altyapısının çökmüş olması, bunların henüz hayata geçirilmemiş olması ve bu sanayi kuruluşlarına yeterince destek sağlanamamış olmasından dolayı şehrin sanayi ve üretim altyapısının da hâlâ üretime yeterli manada katkı sağlamak için devreye alınamadığını net olarak biliyoruz.

Dolayısıyla, bir diğer gidermemiz gereken ve "11 ili ayağa kaldırdık." sloganı, zafer türküsüyle örtülemeyecek olan bir sorun da sanayi altyapımız ve üretimdeki eksikliklerdir.

Bir diğeri de mücbir sebep. Mücbir sebeple, evet, o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın özellikle kamu kurumlarına ve kamu bankalarına olan borçları bir şekilde ertelendi, yapılandırıldı ama kasım ayından itibaren bu süre de sona erdi ama hâlâ kendi üretim tesislerine dönemeyen, kendi iş yerine dönemeyen binlerce esnafımızın olduğu bir deprem bölgesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla, bunların borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili, özellikle teminat ve yapılandırmayla ilgili ağır koşulların kaldırılması gerektiğini de bir kez daha önemli bir sorun olarak buradan ortaya koymuş olalım.

Kentsel dönüşümde, orada Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yapmış olduğu hızlı müdahalelerin mülkiyet hakkına ve hak kayıplarına yol açmaması gerektiğiyle ilgili de bu konunun tekrar üzerinde durmak lazım çünkü burada da ciddi itirazların meydana geldiğini hep beraber görmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son, izninizle toparlayayım Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Beş dakikayla sınırlandıracağımızı ifade etmiştik, onun için toparlayarak bitireyim.

Evet, depreme hazırlıkla ilgili çok önemli bir şey. Evet, bu 11 ilimizde yapılan çalışmaları önemsemekle birlikte ülke olarak deprem kuşağında yer alan bir ülkeyiz. Başta beklenen İstanbul depremi olmak üzere çok önemli şehirlerimiz deprem riskiyle karşı karşıya. Bu konuda da maalesef, Hükûmet ve yerel yönetimlerin polemiklerinden öte bir sonuç alamadığımız bir gerçekle karşı karşıyayız. Yarın çok geç olabilir. Allah korusun, bir saniye sonra, bir dakika sonra gerçekleşecek bir İstanbul depremi geç olmuş olmaz ama orta vadede on, yirmi, otuz yıl sonra gerçekleşecek bir deprem de çok geç meydana gelen bir deprem olarak algılanmaz. Bu gerçekle kentlerimizi depreme hazırlamayla ilgili hükûmet ve belediyeleri de kapsayan bir master plan ortaya koymamız gerektiğini ifade ederek tekrar 6 Şubat 2023 depreminde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza başsağlığı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edebilirsiniz.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.