GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce 6 Şubat depremlerinin derin yarasını yüreğimizde taşıyarak yitirdiğimiz on binlerce canımızı rahmetle anıyor, hâlâ hayata tutunmaya çalışan, adalet ve dayanışma bekleyen depremzede kardeşlerimizi de saygıyla selamlıyorum. 27'nci Dönem Deprem Komisyonu üyesi olarak da tozlu raflarda bekleyen deprem raporlarının özellikle de alınması gereken tedbirler konusunda da bir an önce yasalaşması gerektiğini bir kez daha söylüyorum.

Bugün, burada, sadece bir kanun maddesini değil, bu ülkenin sokaklarında, caddelerinde alın teriyle direksiyon sallayan milyonların aslında yaşam mücadelesini konuşuyoruz. Trafik bizim için kâğıt üzerindeki rakamlardan ibaret değil, bizim için trafik, sabahın köründe kamyonunun kontağını açan emekçinin, paket yetiştiremezse yevmiyesinden olan kuryenin, çocukları okullara yetiştirmeye çalışan servisçilerin, vatandaşı işine gücüne götüren minibüsçülerin, asgari ücretle evine ekmek götürmeye çalışan vatandaşın hayat meselesidir. Gelelim maddeye; 20'nci madde aslında bir güvenlik düzenlemesi değil diğerleri gibi, vatandaşı ağır borç yüküyle ödenemez cezalarla köşeye sıkıştıran bir ceza barajı, bu madde iki tekerlekli araç kullananları ağır para cezaları ve borç şartlarıyla aslında sistem dışına iten bir ceza mimarisi. Elbette kurallara uymayanlar, şov peşinde koşanlar muhakkak cezalandırsın ancak ceza tek başına çözüm olsaydı bugün burada bu tabloyu konuşuyor olmazdık. Bakın, 2025 yılında bu ülkede tam 34 milyon 451 bin trafik cezası kesilmiş. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu rakam Avrupa'daki 22 ülkenin toplam nüfusundan daha fazla ceza makbuzu demek. Şimdi, buradan vicdanlara soruyorum: Eğer çözüm sadece ceza kesmekse, eğer mesele sadece cezayı artırmaksa bu 34 milyon ceza neden kazaları bitiremedi?

Bakın, kazaların nedenleri de belli; hız, geçiş üstünlüğüne uymamak, şerit ihlalleri ve dönüş kurallarına uymamak. Bugün bunların hangisinin cezası yok? Hepsinin aslında bir cezası var. Neden peki hâlâ her gün yollarda can vermeye devam ediyoruz? Çünkü mesele ceza değil, cezanın miktarı değil mesele sistemin çarpıklığı. Ceza artıyor ama can kaybı bitmiyor, ceza artıyor ama kazalar azalmıyor, ceza artıyor ama vatandaş daha da yoksullaşıyor. Siz trafikte güvenliği sadece "Ceza kes, gelir elde et." mantığıyla sağlamaya çalışıyorsunuz ama şunu unutuyorsunuz: Aynı ceza her vatandaşın cebinde aynı ağırlığı yapmıyor.(CHP sıralarından alkışlar) Mesela, bir günde bir vatandaşın yiyebileceği ceza asgari ücretli bir kardeşimizin belki de bir aylık ev kirası, bir emekli amcamız için bir aylık mutfak masrafı, kurye kardeşim için mazot parası, çocukların rızkı ama aynı ceza altında lüks arabasıyla trafiği birbirine katan, hava atan bir zengin için sadece bir çerez parası. O yüzden el insaf diyorum bu ceza rakamlarını okudukça. İşte, bu yüzden bu teklif trafik güvenliğini değil aslında sosyal adaletsizliği büyütmeye devam ediyor.(CHP sıralarından alkışlar) Bu artık bir güvenlik politikası da değil bu vatandaşı radar üzerinden haraca bağlayan, halkın cebine uzanan aslında bir ceza vergisi.

Şimdi, bu teklif ne yapıyor? Vatandaşa diyor ki: Daha çok ceza, daha çok baskı, daha çok belirsizlik. Ama şunu demiyor: Daha güvenli yollar, daha adil denetim, daha insani bir sistem sunmuyor. Vatandaşa diyor ki: "Hata yaparsan seni bitiririm." Bunu demek kolay, önemli olan halkı korumak. Halkı potansiyel suçlu ve araçlarını da birer darphane gören sistemin sonuna kadar karşısındayız ve mücadele etmeye devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Buradan söylüyoruz: Trafikte, evet, güvenlik istiyoruz ama yoksulu ezerek değil, güvenli yollar istiyoruz ama vatandaşı korkutarak değil, adaletli bir düzen istiyoruz her alanda olduğu gibi. Direksiyon başındaki emekçiyi, yollardaki kuryeyi potansiyel suçlu gören bu anlayışı asla kabul etmiyoruz. Evet, trafikte güvenlik istiyoruz ama bu güvenlik cezayla olmaz, adaletle olur, eğitimle olur ve eşitlikle sağlanır. Hani, hep kullandığımız bir söz var ya "Yolcu yolunda gerek." diye; evet, yolcu yolunda ama adalet yolunda değil bu ülkede ve maalesef, devlet de görevinde değil diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)