| Konu: | Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 04.02.2026 |
ALİ YÜKSEL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Trafik Kanunu'nun teklif gerekçesi olarak sunulan caydırıcılık gayesi ile içeriği arasında ciddi bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Uygulamada zaten her yıl ciddi oranlarda artan idari para cezalarının şimdi de yüzde 200'lere varan oranlarda yeniden artırılması kamuoyunda bu düzenlemenin öncelikli hedefinin trafik güvenliği değil bütçe açığını kapatma ve Hazine gelirlerini artırma olduğuna yönelik güçlü bir algı mevcuttur. Teklif, sosyal adalet ilkesini zedelemekte ve gelir eşitsizliğini derinleştiren bir nitelik taşımaktadır. Ceza kamu düzenini sağlamak içindir, devlet bütçesini dengelemek için değil. Bu anlayış sosyal devlet ilkesine ve hukuk devleti anlayışına açıkça aykırıdır. Kanun teklifinin 6, 18, 30 ve 33'üncü maddeleri Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu kararlarla açık biçimde çelişmekte, bu bakımdan da Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil etmektedir. Tüm bu nedenlerle teklifin çeşitli hükümleri açık Anayasa ihlali içermektedir. Anayasa Mahkemesi içtihadına uygun olmayan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen düzenlemelerin teklif metninden çıkarılması yargı denetiminden dönmemesi açısından da elzemdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin ahvaliyle ilgili de biraz konuşmak istiyorum. Milletimiz bizi buraya hizmet etmemiz ve problemlerimizi çözmemiz için gönderdi. Biz ne yapıyoruz? Fikir ayrılıklarımızı zenginlik olarak görüp doğruyu bulmak için değerlendireceğimize öfke ve birbirimize hınç beslemede kullanıyoruz. Sonra, acımasızca sivri bir dille birbirimizi yaralıyoruz. Olmadı, şuursuzca birbirimizin üzerine saldırıyor, yumruk, tekme kavga ediyoruz. Hiç yakışıyor mu, içimize siniyor mu? Burada elbette sesimizi yükselteceğiz ama gaye ise sözümüzün yükselmesidir. Hiçbirimiz bir başkasıyla aynı düşünmek mecburiyetinde değil, buna kimse kimseyi zorlayamaz. Herkes fikrini yumuşak bir dille anlatabilir, medenilere galebe ikna yoluyla olur, zorbalıkla değil. Hem nasıl bir anlayıştır? İktidar partisinin yaptığı iyi ve faydalı adımları hepimiz desteklemeliyiz. Muhalefetiz diye iyi kötü her şeye karşı çıkmak çok ilkel ve olumsuz bir tavır değil midir? Ey iktidar tarafı, muhalefetten gelen olumlu ve faydalı tekliflerin tamamını oy üstünlüğüne dayanarak reddetmek ve bu faydalı teklifleri kabul etmeyip desteklememek nedir? O da bir ilkellik ve ziyandır. Devlet, inatla idare edilmez; akıl, insaf ve adaletle idare edilir. İktidarı da muhalefeti de basit oy hesaplarından uzak, ülkemizin ve insanlarımızın hayrına, yararına dayanışma ve iş birliğine davet ediyorum: Yunus Emre'den şu öğütlere kulak verelim: "Yunus Emre der hoca/Gerekse bin var hacca/Hepisinden iyice/Bir gönüle girmektir." "Bir gönül yıkmak Kabe'yi yıkmaktan daha beterdir." denilmiş, kulak vermez misiniz? Yine, Derviş Yunus ses vermiş: "Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için/Dost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim."
Sözlerimi Yüce Peygamber'imizin bir hadisiyle bağlıyorum: "Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Size öyle bir amel haber vereyim mi ki birbirinizi sevesiniz? Selamı aranızda yayınız."
Aziz kardeşlerim, ben sağda solda karşılaştığım herkese selam vermeye çalışıyorum ama bazıları tutuyor, yüzünü çeviriyor. "Galiba bu, Allah'ın selamına layık değil, nasipsiz." deyip geçiyorum.
Sevelim, sevilelim; bu dünya kimseye kalmaz diyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)