GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; Karayolları Trafik Kanunu'nun ikinci bölümü üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, son beş yılda Türkiye'de trafik kazası sayıları ne kadar artmış biliyor musunuz? Ben söyleyeyim; yüzde 46,7; evet, yanlış duymadınız, 2020'de trafik kazası sayısı 983 bin iken 2024'te 1 milyon 144 binin üzerine çıkıyor. Kaza sayılarımız neredeyse yarı yarıya artmış. Bu hafta sonu da Antalya ve Burdur'da vatandaşlarımızı trafik canavarından kurban verdik. Bu kazalarda kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Yüce Allah'tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün burada görüşülen Karayolları Trafik Kanunu değişikliği iktidarın artık her toplumsal soruna tek bir reçete yazdığını bir kez daha açıkça göstermektedir. Ceza artır, vatandaşı korkut ve bütçeyi doldur. Bu teklif trafik güvenliğini sağlama iddiasıyla sunulmuştur Meclise ama ne yazık ki özü itibarıyla bir trafik güvenliği reformunu değil, bir ceza tahsilat paketidir.

Bakınız, 36 maddelik bu teklifte neredeyse her satırda şunu görüyoruz: "Yetmedi artırdık." "Az geldi, katladık." "Yine olmadı, 2 katına çıkardık." Peki, soruyorum buradan; Türkiye'de trafik kazaları gerçekten cezalar düşük olduğu için mi oluyor Sayın Bakan Yardımcısı, yoksa denetimler adil olmadığı için mi, yollar güvensiz olduğu için mi, sürücü eğitimi yetersiz olduğu için mi? Bunların hiçbirine cevap yok çünkü iktidar sorunu çözmekle değil sorunun faturasını vatandaşa kesmekle meşgul. Bu cezalar orantılı değil, adil değil, toplumun gerçekleriyle hiç uyumlu değil. Bu artık caydırıcılık değil, bu gözdağıdır sayın milletvekilleri. Vatandaş bu cezaları kural koyma olarak değil "Devlet tuzak kuruyor." duygusuyla algılıyor ve üzülerek söylüyorum, bu algıyı yaratan vatandaş değil, iktidarın ta kendisidir. Eğimli yollara, ani fren gerektiren kavşaklara, hız düşüşü mantıksız olan noktalara radar koyacaksınız, sonra da diyeceksiniz ki: "Biz can güvenliği için yaptık." Artık kimse buna inanmıyor. Vatandaş biliyor ki denetim adil değil, denetim şeffaf değil, denetim güvenlik için değil. Biz İYİ Parti olarak trafik güvenliğini çok önemsiyoruz ama bütçe açığını vatandaşa kesen bu anlayışı reddediyoruz. Ama mesele sadece trafik değildir sayın milletvekilleri, bu yaklaşım bugün Türkiye'de birçok alanda karşımıza çıkmaktadır.

Sayın vekiller, ülkemiz için çok önem arz eden o kadar çok sosyal problemimiz var ki ama dün de konu oldu, ben bugün de sizlerle bu konuyu ele almak istedim yani aziz milletimizle bu kürsüden paylaşmak istedim. Yani dün bir grup önerisi verildi uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili ama reddedildi. Ya sayın iktidar milletvekilleri -burada yoksunuz ama- siz verin, biz kabul edelim. Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; siz verin, biz kabul edelim çünkü Türkiye'yi bugün madde bağımlılığı gibi ağır bir krizle iktidar baş başa bırakmıştır. Bugün için madde bağımlılığı artık bu ülkede ne münferit bir suç ne bireysel bir tercih ne de sadece bir güvenlik başlığıdır, bu mesele çocuklara kadar inmiştir. Dün daha, Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Selcan Taşcı dedi ki: "1.500 bebek anne karnında bağımlı." Bakın, ne kadar kötü günlerden geçtiğimizi ifade etmek için söylüyorum. Bu mesele, aileleri dağıtmış, mahalleleri çökertmiş, toplumu içten içe zehirleyen, çok boyutlu, yapısal bir krizdir.

Toplumda en büyük rahatsızlık şuradadır, baronlar ortada yok, şebekeler görünmez olmuş ama kullandıkları gerekçesiyle gözaltı ve tutuklanan oyuncular vesaire sürekli teşhir ediliyor. Bir de başarılı operasyonu diye sunulan küçük yakalamaları duyuyoruz. Peki, soruyorum: Sayın milletvekilleri, bu ülkede uyuşturucudan kimler para kazanıyor? Bu ağları kim finanse ediyor? Kim bu trafiğin tepesinde oturanlar? Onlar neden görünmüyor? Bu durum toplumun vicdanını yaralıyor sayın milletvekilleri.

Türkiye'nin, bağımlılık yapıcı maddeler bakımından yalnızca transit ülke olma konumundan artık çıktığı, İstanbul'un üretim merkezine, Mersin'in dağıtım noktasına, ülkemizin hedef pazar hâline geldiği görülmektedir. Verilere göre, kullanım yaşının 12'ye kadar düştüğü, çocuk ve gençlerin önemli bir bölümünün kendi iradeleri dışında bağımlı hâle getirildiği ortaya koymaktadır. Bu çocukların ve gençlerin bağımlılık yoluyla suç ağlarında taşıyıcılık, satış, zorla çalıştırma ve cinsel sömürü gibi alanlarda kullanıldığına dair ciddi bulgular bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin pek çok mahallesinde suç, bağımlılık ve yoksulluk kol kola gezmektedir; uzak yakın demeden kırsal mahallelerimiz dahi bağımlılıktan dert yanmaktadır. Madde bağımlılığı nedeniyle suça sürüklenen genç sayısı artmakta, aileler okullar ve sağlık birimleri bu yükün altında ezilmektedir. Bağımlılığa bağlı artan suç oranları şehirlerin huzur ve güvenliğini tehdit etmekte, toplumsal barışı aşındırmaktadır. 2024 yılında 375 bin kişi bağımlılık yapıcı maddelerle bağlantılı suçlar nedeniyle işlem görürken 2025 yılında 116.540 kişiye bu suçlardan mahkûm olmuştur. Bu tablo, mevcut mücadelenin büyük ölçüde cezai ve kolluk odaklı yürütüldüğünü, buna karşın önleyici, tedavi edici ve rehabilite edici politikaların yetersiz kaldığını göstermektedir.

Sayın milletvekilleri, evet, bağımlılık tedavi sistemine bakıldığında ise 2024 yılında ayaktan tedavi merkezlerine yapılan başvuru sayısının 390.778 olarak kaydedildiği, yataklı tedavi merkezlerine yapılan başvuru sayısının yalnızca 10.776'da kaldığı kayıtlara geçmiştir. Yataklı tedaviye başvuranların yaklaşık yarısının ilk kez tedavi gördüğü, bu nedenle bağımlılığın erken aşamasında tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Uzun süreli rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma mekanizmalarının yetersizliği sorunun tekrar üretimine zemin hazırlamaktadır.

Evet, sayın milletvekilleri, işte bu nedenle diyoruz ki bu mesele yalnızca emniyetin değil sağlığın, eğitimin, sosyal hizmetlerin, yerel yönetimlerin ortak sorumluluğudur. Bağımlılıkla mücadele insanı merkeze alan bir devlet aklıyla anca başarılabilir. Yüce Meclisin bu konuyu çok detaylı bir şekilde ele almasının önemli olduğunu bir kere daha ifade ediyorum. Her ne kadar 2008 ve 2018 yılında araştırma komisyonu kurularak rapor hazırlanmış olsa da bu son gelişmeleri iyi değerlendirmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin önemli bir görevi olduğunu tekrar hatırlatıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)