| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 04.02.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sözlerimize bir dramla başlayacağız, bir emeklinin, emekli amcamızın dramı. İsmail amca -86 milyon buradan görsün- Türkiye'nin gündemindeydi, "70 yaşındayım çöp topluyorum, hayatımdan bıktım, yaşamaktan utanıyorum." dedi. Gerçekten geldiğimiz nokta iktidar açısından utanılacak, sıkılacak bir noktadır. İsmail amca aslında milyonlarca emeklinin sesi olmuştur. Çöp toplamak zorunda, milyonlarca emekli bekçilik yapmak zorunda, selpak satmak zorunda ya da pazarın sonunu bekleyip dökülen sebze ve meyveleri toplamak zorunda ya da yaşadığı semtte fabrikaya gidip işçilerden kalan yemekleri naylon poşetlere koyup o fabrikadan alıp evine götürmek zorunda. İşte, bu dramı konuşmak zorundayız, İsmail amca gibi milyonlarca emeklinin sorunlarını konuşmak zorundayız. Bir parça vicdan diyorum iktidar blokuna; gelin bunları konuşalım, bunları araştıralım. Belki bu söylediklerimizden sıkılıyorsunuz ama sıkılmayın, seçimlere kadar bu Mecliste, Genel Kurulda emeklinin, işçinin sorunlarını konuşmaya devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, bakın, Türkiye'nin her yerinde aslında emeklilerimiz, emekçilerimiz, işçilerimiz isyan noktasında. İşte, süpermarketlerde, hipermarketlerde çalışan işçilerin durumu; yeni, büyük bir lojistik firması, Kolay Gelsin, gerçekten kolay gelsin, işçilerin hepsi isyan etmiş, bir direniş gösteriyor. Bugün milyonların, emekçilerin, işçilerin durumu bu çünkü hiç kimse alın terinin karşılığını alamıyor, hakkını alamıyor. Hakkını nerede arayacak? Tabii ki meydanlarda arayacak, tabii ki sendikalar vasıtasıyla grev hakkını kullanacak. Ben emeği için, hakkı için, alın teri için direnen milyonlarca işçiyi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak meclisten selamlıyorum, önlerinde saygıyla eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, gerçekten hayatın gerçeklerinden kopuk bir iktidar var. Neden? Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bireysel kredi kartlarına sınırlandırma getiriyor ve diyor ki: "Gelirinizle orantılı bir harcama yapın." Ya, neyin gelirden bahsediyorsunuz? Bugün milyonlarca kredi kartı sahibi, asgari ücretin üzerinde yaşayan insanlar kredi kartının asgari borcunu ancak ödeyebiliyor. 1 milyon lira kredi kartı limiti olan bir avukatın, bankada çalışan bir görevlinin aylık maaşı 120 bin lira; 100 bin lirayı, asgari tutarını ödüyor, faiz ödüyor ve ancak öyle geçinebiliyor.
Bakın, arkadaşlar, 1 milyon 800 bin kişi kredi kartı borcu nedeniyle takibe alınmış 2025 yılında, kredi kartı borcu nedeniyle totalde 4 milyon 180 bin kişi takipte. Toplamda 359 milyar kredi kartı borcu var insanların. Limiti düşürecekseniz o zaman gereğini yapın, ödeyin bu borçları. Bu borçları ödemeden "Limiti düşürüyoruz." demeniz, gerçeklerle yüzleşmemeniz demektir. Bir gerçek var, evet, kredi kartı gerçeği var, borç var ama ancak asgarisini ödeyebilen, onunla geçinen milyonlar var; bunları görün, bunlar hayatın gerçekleri. Bugün bu ülkede bankadaki parasıyla otomatik ödeme talimatı verip borcunun tamamını ödeyen yüzde 3'lük bir nüfus var. Halk borç batağında, millet borç batağında; şimdi, gerçekleri görelim.
Dün konuştuk, bu ülkenin Maliye Bakanı enflasyonu ocak ayının çok soğuk geçmesine bağladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sanki İsviçre'de hava çok sıcak, enflasyon yüzde 1. Ya, dalga mı geçiyorsunuz insanlarla siz? Peki, sebzeyi, meyveyi, gıdayı, eti soğuk vurdu, enflasyon yükseldi, sormak isterim beyefendiye, yüzde 58 uçak biletleri artmış, sağlık giderleri artmış, bunları da mı soğuk vurdu? Harç giderleri artmış, bunları da mı soğuk vurdu? Bu ülkenin Maliye Bakanını, iktidarını yoksulluğa karşı ciddiyete davet ediyoruz. Maalesef ki ciddiyetten uzaklaşmışlar.
Değerli arkadaşlar, bir iktidar halkına 2 temel hak verir: Barınma ve beslenme. Bugün Muğla'da, İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Tunceli'de, Antalya'da, Çanakkale'de, Kırklareli'de ortalama kira 26 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin lira. "Beslenme" diyoruz, ramazan ayına geliyoruz -Sayın Akbaşoğlu, umarım birazdan "Gabar" demezsin- bu, ramazan pidesi, 25 lira, 4 kişilik emekli bir aile bundan 2 tane tüketmek zorunda yani 50 lira, 30'la çarptığımız zaman 1.500 lira. Siz şu Mecliste emekliye ek olarak bin lira zam verdiniz ve bununla da övündünüz. Şimdi, Çalışma Bakanına soruyorum: Simitte yaptığın gibi bunu da 4'e mi böleceksin, insanlara bunu mu tavsiye edeceksin? Maalesef ki hayatın gerçeklerinden, sokaktan, sofradan, mutfaktan, evlerden kopmuşsunuz. Bir kez daha gerçekleri konuşmaya davet ediyorum. Burada gerçek ekmekte, gerçek ramazan ayında sofralarda; iftarda, sahurda, bunları oturup konuşma zorunluluğumuz var.
Lütfen az önce resmi gösterdim, İsmail amcaları düşünün, sokaktan çöp, ekmek, yemek toplayan emekliyi düşünün. Doğal gazını ödeyemeyen insanları düşünün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlem Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - İcra kapısındaki milyonları düşünün. Türkiye'nin en iyi okullarını kazanıp okuyan ama moto kurye olarak sabahtan akşama kadar çalışıp defterlerini motorda taşıyan gençleri düşünün. İntihar eden polisleri düşünün, jandarmaları düşünün. Bu ülkeyi terkibî mutluluğu yurt dışında arayan iş insanlarını, gençleri düşünün. Artık bu Mecliste maalesef ki sürekli övündüğünüz Gabar'ı, doğal gazı tabii ki konuşalım ama halkın, hayatın gerçeklerini konuşalım diyor teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)