GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:04.02.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Deprem felaketini dört dönem olarak değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Bunlardan bir tanesi, deprem öncesi yani bu kadar yıkım, bu kadar can kaybına sebep olan denetimsizlik, keyfiyet ve plansızlık. İkincisi, deprem sonrası müdahale eksiklikleri, artan can kaybı, iletişim ve sağlık yetersizlikleri, barınma ve beslenme mahrumiyeti. Üçüncü dönem, inşa süreci; deprem öncesi ve deprem sonrası gereklilikleri göz ardı etmeden, mağduriyet yaratmadan kalıcı bir inşa süreci. Ve dördüncüsü, olası bir depreme hazırlık yani önceki üç başlığın tüm eksikliklerinin giderilerek yasama ve yürütmeyle uyum içerisinde, yürütmenin de tüm kurum ve kurullarıyla uyum içerisinde ortak aklı oluşturabilmek.

Oysaki bu çatı altında, depremde enkaz altında ölümün sebepleri değil yapılan inşaatlar birer skor hâline getirilip övgüler diziliyor. Dediğim gibi, önce ölenlerin denetimsizlikle öldüğüne ve sorumlular için gereğinin yapıldığına milletimizi ikna etmek zorundadır iktidar. Sayın Erdoğan'a övgüler sıralamak ve bu övgü sıralamayı bir gelenek hâline getirmek elbette ki bir parti içi tutum olabilir. Ancak bu Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı'nı yönetmiş olan karargâhtır ve "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." parolasının mabedidir. İktidarın eylemlerini vatandaş seçimlerde değerlendirir. Bu çatı altında eksikliklerin ve ortaya çıkan mağduriyetlerin hesabını sormak, iktidar da bu hesabı vermek zorundadır. Hepimiz övünce milletin mağduriyeti ortadan kalkacaksa sabahtan akşama kadar herkes herkesi övsün. Konu gerçekten bu değil. İktidar ve ana muhalefetin karşılıklı münakaşaları elbette haklı sebeplere dayanıyordur ancak vatandaşın gündemi ve gerçeğiyle örtüşmediği sürece, bu, Meclisin itibarını aşındırmaktadır.

Sözlerimizde, duygularımızda, mücadelelerimizde kendini bulamayan yurttaş, siyaset kurumundan beklentilerini ağır ağır, ağır ağır kaybetmektedir. "Toplanan deprem vergileri nerede?" sorusunun bir sorumlusu ve müeyyidesi var mıdır? Yoktur. Yıkılan evlerin, yok olan hayatların sorumlusu müteahhitlerdir de onları denetlemesi gerekenler kimlerdir, devleti yönetenlerin hiçbir sorumluluğu yok mudur? Bunun gereği yapıldı mı? Yapılmadı. Yeni bir depreme hazırlığımız var mı, belli bile değil.

Muhalefet belediyeleri ile iktidar arasında âdeta bir kan davasına dönüşen süreçlerin bedelini burada vatandaş ödüyor. Ne iktidar ne de belediyeler sorumluluğu birbirine atamaz, vatandaş bunun sonucunda cezalandırılamaz. İktidara karşı ya da muhalefete karşı vatandaş konumlandırılarak memlekete de iyilik edilmiyor. Kamusal insan çöküyor, vatandaş kendini milletin bir parçası, fert kendini toplumun bir parçası olarak hissetmiyor. Bireysel silahlanma almış başını gidiyor. İnsanlar, kendilerinin ve çekirdek ailelerinin güvenliğini, komşularının ve büyük ailelerinin güvenliğine yeğler hâle geldiler. Bakın, bu kamusal insanın çöküşü, bu memleket için en büyük tehdittir; bu, millet olma şuur ve bilincimizi ortadan kaldırıyor. İşte, bu millet olma şuur ve bilincini yegâne temsil makamı burası, Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yani, bu Meclis, bu Gazi Meclis birlik ve bütünlüğü ortaya koyabilirse, ortak aklı ortaya çıkarabilirse, iktidar ve muhalefet Seferoğulları ve Tellioğluları gibi kendilerini konumlandırmak yerine vatandaşın sorunlarına çözüm için elini taşın altına koyabilirse; iktidar, yaptıklarına burada oturup övgü beklemek yerine yapamadıklarına ilişkin izahat verebilirse bu Gazi Meclis ve yasama, faaliyetlerini ve sorumluluklarını yerine getirecektir.

Tahammülünüz için teşekkür ediyorum.