GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun önerisi üzerine söz almış bulunuyorum.

Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 45'i asgari ücretli. Bu nüfusa sabit gelirli vatandaşlarımızı da eklediğimizde nüfusun yarısından çoğu açlık sınırı altında veya en iyisi geçim sıkıntısı çekmektedir. Aklımda bundan sonrası için bir soru var: Emekli Ayşe teyze; tek maaş, 3 çocukla evini geçindirmeye çalışan Eren Öğretmen; şehir dışında üniversite okuyan gençlerimiz yeterince et yiyebiliyorlar mı? Et fiyatları düşecek mi veya en azından sabit kalabilecek mi? Uygulanan politikalarla ne yazık ki bu mümkün değil. En basit şekilde anlatacak olursam yurt dışından ıslah edilmek için getirilen damızlık hayvanlar bir yılı bulmadan kesime gidiyor. Bunun da en büyük sebeplerinden biri, fiyatların sürekli baskılanması, maliyetlerin de devamlı artıyor olması; bu durum da çiftçiyi içinden çıkılmaz bir duruma itiyor. Bu süreç böyle ilerlediği müddetçe et fiyatlarının düşme ihtimali ve şansı yok.

Değerli milletvekilleri, Et ve Süt Kurumu ülkemizin en büyük ithalat firması. Bugün, ithalat politikaları yüzünden Türk besicisi rekabet edemez hâle gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, çiftçinin maliyeti kasımda yüzde 34'ün üzerinde arttı. TÜİK'e göre veteriner harcamaları bir yılda yaklaşık yüzde 65, gübre ve toprak geliştiriciler yaklaşık yüzde 46, tohum ve dikim materyali yaklaşık yüzde 38 arttı. Mısır silajı, ot, saman ve yoncadan elde edilen kaba yemlerin maliyeti ise yaklaşık yüzde 39'un üzerinde yükseldi. Hayvan yemi ise yaklaşık yüzde 34'ün üzerinde artış gösterdi. Yem maliyetleri altında ezilen üretici ahırını kapatmakta, hayvanını kesime göndermektedir. Kırsal üretim bu şekilde tasfiye edilmektedir. Bir tarafta pahalı et, diğer tarafta iflas eden üreticilerimiz. Bakanlık; üreticiyi, üretim kapasitesini düşünerek değil ithalat yaparak fiyatları kontrol etmeye çalışıyor. Uygulanan politikanın amacına ulaşmadığı, ithalata rağmen fiyatların düşmemesinden anlaşılıyor. Bizim ihtiyacımız, ithalat lobilerini değil Türk çiftçisini ve besicisini koruyan, kalıcı, akılcı ve yerli bir hayvancılık politikasıdır.

Sayın milletvekilleri, en büyük problemlerimizden bir tanesi de üreticinin çalıştıracak işçi bulamamasıdır. Çiftçilerimizin yaş ortalaması yaklaşık 60 yaşına kadar gelmiştir. Erkeklerin yaş ortalaması 58, kadın çiftçilerin yaş ortalaması ise 61'dir; üreticilerimizin de yüzde 35'i 65 yaşın üzerindedir. 18 ve 32 yaş arası genç çiftçilerimizin oranı sadece yüzde 5'tir. Hâlihazırda işçilerin büyük bir çoğunluğu yabancılardan oluşmaktadır. Yaşa bağlı olarak da iş gücü azalmaktadır. Hayvancılık gibi zahmetli işlerde kayıp daha büyük ve telafisi daha zordur. Teşviklerin, hayvan temini dışında farklı sosyal alanları da kapsaması gerekmektedir. Belde ve köylerde yaşayanlar için teşvik modelleri geliştirilmelidir. Gençlerimiz şöyle düşünmektedir: "Zaten bir sosyal yaşamımız yok; eğitim, sağlık gibi hizmetleri de yeterince alamıyoruz; üstüne, üretimde de problemler yaşayacağız. Para kazanamayacaksam niye köyde durayım? Hayat pahalılığını şehirde yaşarım." Köye dönüş için yapılan bazı girişimler de teşvikler de gençlerimiz için çare olmuyor. Hayvancılık zor bir meslek. Başka zor meslekler de yok mu? Elbette var, fazlasıyla var ancak o mesleklerde kazanç var. Şimdi düşünelim: 25 yaşındasın; bayram yok, hafta sonu yok, gece yok, gündüz yok; her an her şey olabilir yani iş modeli 365 gün 24 saat; sosyalleşme yok, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanması çok kısıtlı veya yok; sanatsal etkinlik zaten yok; sportif faaliyet yok. Kazanç var mı? Kazanç da yok, zarar var. O zaman doğru soruyu sormak lazım: Gençlerimiz mi hayvancılık yapmıyor yoksa yapması için bir sebep mi yok? Hata kimde? Hata; politika üreticilerinde, daha doğru ifadeyle doğru politikayı üretemeyenlerde.

Uygulanan politikaları göz önünde bulundurarak konuşmama son vermek istiyorum. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yüz üç yıl önce, 1923 yılında, İzmir İktisat Kongresi'nde beyan ettiği ekonomik bağımsızlık modelinden yüz üç yıl sonra, 2026 yılında ekonomik bağımlılık modeline geçmiş bulunuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Devamla) - Yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)