| Konu: | İstanbul Milletvekili Büşra Paker’in yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadeleri ile Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Epstein davasına ve TÜİK’in açıkladığı ocak ayı enflasyon oranlarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 55 |
| Tarih: | 03.02.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, yerinden söz alan 2 AKP milletvekilinin burada söylediklerine cevap vermek isterim; birisi Büşra Paker, diğeri Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez.
Biliyorsunuz ki Mersin'de bir sel felaketi yaşadık. Tüm Mersin, kamu görevlileri, belediyelerimiz, büyükşehir belediyemiz el ele vererek can kaybı, çok büyük bir mal kaybı olmadan bu belayı, bu felaketi atlattık ama AKP'nin Mersin Milletvekili çıktı, belediyeyi suçladı. Bir, eğer bu milletvekili bu sel felaketinin dere taşması sonucu olduğunu bilmiyorsa bu bir felaket. Eğer dere taşmasından, derelerin ıslah edilmemesinden dolayı bu sel felaketinin meydana geldiğini biliyor ama burada sorumluluğun Devlet Su İşlerinde, DSİ'de olduğunu bilmiyorsa daha büyük felaket. Ya, her şeyde belediyeleri, Cumhuriyet Halk Partisini suçlamak neyin aklı? Artık yeter! Artık bir parça edep! Erdemli'de, Mezitli'de DSİ'nin sorumluluğunda olan dereler ıslah edilmediği için sel felaketi meydana geliyor; ilk önce belediyelerimiz araçlarıyla, işçileriyle, dozerleriyle, çizmelerini giyerek olay yerine gidiyor, olay atlatılıyor. Bu milletvekili belediye başkanlarımıza teşekkür etmesi gerekirken ki Erdemli Belediyesi MHP'nindir, Mezitli Belediyesi CHP'nindir, Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisinin, CHP'nindir; hepsi el ele vermiş, DSİ'nin sorumluluğunda olan bir rezaleti -ki yıllardır söylüyoruz bu dereler ıslah edilmiyor- defetmiş. Bu milletvekili geliyor, Cumhuriyet Halk Partisini suçluyor.
Diğer milletvekili Büşra Paker belediyeleri suçluyor. Bakın kardeşim, Silivri'de davalar devam ediyor. Burası yasama organı, yargı organı değil. Kendine güvenen gitsin, bu davalarda müdahil olsun, konuşsun. Burada kimsenin arkasından savcılık, hâkimlik yapmaya gerek yok. CHP, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Silivri'de davayı takip ediyor. Gidin, davayı takip edin, söyleyecek bir şeyiniz varsa verin dilekçeyi, müdahil olun. Artık yeter! Artık gerçekten yeter! Bu ülkeyi kirli algılarla, iftiralarla, kurulan oyunlarla yönetemezsiniz. Ben bu yüzden milletvekillerini -şu anda biz burada konuşurken orada insanlar yargılanıyor- buradan konuşmamaya, algı yapmamaya davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, günlerdir Epstein davaları dünyayı ve ülkemiz kamuoyunu meşgul ediyor. Düşünmesi bile korku verici, korkunç, tüylerimizi diken diken eden olaylar. Ben buradan bir baba olarak söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu, Meclisi burada bir duruş göstermek zorundadır. Bakın, buradan dünyaya sesleniyoruz: Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir güzellik bu Mecliste; bu Meclisin kurulduğu günü Gazi Mustafa Kemal Atatürk tüm dünya çocuklarına hediye etmiş ve Çocuk Bayramı ilan etmiş. Demek ki o adada yaşananlar, rezaletler, iddialar bizi ilgilendiriyor. Değerli milletvekilleri, bakın, burada delil var mı? Var. Epstein davasında asistana yargıç soruyor: "Türkiye'den getirilen kız çocuğu var mı?" Susma hakkını kullanıyor ama mağdurların avukatı Katherine şu beyanda bulunuyor; "Asya'dan, Türkiye'den, birçok ülkeden bu adaya kaçırılan çocuk olduğunu biliyorum." diyor. Şimdi, bir çocuğumuzun bile orada olabilme ihtimali bizim için bir cinnet meselesidir. Olmaması hepimizi rahatlatan ama dünya için endişelenmemizi gerektiren bir durumdur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - TÜİK 2008-2016 yılları arasında dokuz yılda 104.531 çocuğun ülkede kaybolduğunu belirtmiş, bunların büyük çoğunluğu bulunmuş ama bulunamayan çocuklar var. Bunlarla ilgili, bakın, İzmir Milletvekilimiz Sevda Erdan Kılıç iki yıl önce bir araştırma önergesi vermiş ve uluslararası fuhuş şebekelerine ilişkin Epstein yani bu olaya ilişkin Türkiye'de çocuklarımızın kaçırılıp oraya götürülüp götürülmediğinin araştırılmasını istemiş. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilimiz bu olaya iki yıl önce hassasiyet göstermiş. Şimdi, bize düşen, bir: 99 depremi, 2023'te yaşadığımız deprem felaketlerinde kaybolan çocuklarımızla ilgili bir açıklama yapılmalı. TÜİK ve İçişleri Bakanlığı bugüne kadar kaybolan ve bulunamayan çocukların durumuyla ilgili bir açıklama yapmalı. Meclis, bu olayla ilgili mutlaka ve mutlaka bir adım atmalı, bir komisyon kurmalı, mağdur olan Türkiye'den bir tek çocuğun bile orada olup olmadığını araştırmalıyız. Tüm dünya çocukları için bu rezalete ortak olan dünyadaki tüm suçlular için biz gerekeni yapmalıyız. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bahsediyorum, bu Meclisin kurulduğu tarih tüm dünya çocuklarına bayram olarak armağan edilmiş. O yüzden siyasetüstü olarak onu bunu suçlamadan, bu Parlamento gerekli komisyonu, araştırmaları yapıp ayrıca gerekli mesajları bu canilere, bu sapkınlara, dünyayı yöneten bu kötülere mesaj olarak vermelidir.
Şimdi, TÜİK enflasyon oranlarını açıkladı. Neymiş ocak ayı enflasyonu? 4,84. Peki, ben bu TÜİK'e sormak istiyorum: Kasımda 0,87, aralıkta 0,89 açıkladınız, ne değişti kardeşim? Ben size "Milletin cebine el uzatıyorsunuz." dediğimde, "Emekliyi dolandırıyorsun." dediğimde, "Bu halkın, emeklinin, memurun hakkına ihanet ediyorsun." dediğimde bana dava açtın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Şimdi, kasımda, aralıkta 0,80 civarında olan enflasyona ne oldu da ocakta 4,84 açıklandı? Çünkü kasım, aralığa göre sen emeklinin, memurun zammını belirledin, onların cebine el uzattın. Şimdi, ben buradan soruyorum: Aynaya, emeklinin, memurun yüzüne bakacak yüzü var mı bu TÜİK'in? Ona bu talimatı kim veriyor efendim? Peki, gerçek enflasyonu açıklasaydı yani aralıkta, kasımda 4,84 açıklasaydı -ben buradan söyleyeyim- BAĞ-KUR emeklisine yapılacak zam 12,2 değil, 21 olacaktı. Ben buradan söyleyeyim: Memura, memur emeklisine yapılacak zam 18 değil, 28 olacaktı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Başarır, son kez açıyorum.
Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ne oldu? Verdiğin bin liranın 980 lirasını aldın, zammın bir kısmını aldın; en acısı, yapman gerekenden daha az zammı TÜİK'i kullanarak sahte veri vererek yaptın. Bu, utanç verici bir durumdur. 86 milyonun hakkı, emeklinin hakkı, memurun hakkı TÜİK'in yakasındadır. Bana dava açma kardeşim. Bana dava açarsın -ki o davayı kaybettin- bugün de dava açarsın, ben 100 bin liranı veririm ama sen milyonlarca emeklinin, memurun hakkını ne bu dünyada ne öbür dünyada veremezsin, veremezsin. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Mehmet Şimşek, iktidar verileri veriyor, ona göre belirleniyor; olmaz, olmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlem Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Başarır, lütfen son cümle...
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlem, son.
BAŞKAN - Lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Şimdi, en acısını söyleyeyim: Düşük enflasyonu kasım-aralıkta açıklayacaksın, memur az zam alacak, yüksek enflasyonu ocakta açıklayacaksın, millet yüzde 33 kira zammı yapacak. Ya, bunu bana kim anlatabilir, bunu bana kim anlatabilir? Maaşıyla geçinemeyen milletvekilleri mi, emekliyi azarlayanlar mı? Bunu bana kim anlatabilir? Ya da "Üzülmeyin, Gabar'da petrol bulduk." mu diyecekler? "Üzülmeyin, doğal gaz bulduk." mu diyecekler? Yani millete gerçekten bu durumu şikâyet ediyoruz.
BAŞKAN - Peki.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Cumhuriyet Halk Partisi doğru bir yerde durmuştur.
Mehmet Şimşek'le ilgili düşüncelerimizi kürsüden grup önerilerinde söyleyeceğiz diyorum, teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)