GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bugünkü gözaltılara ve gözaltı operasyonlarıyla söylenmek istenene, yaşamlarını yitiren Selim Sadak ile Şemsa Özar’a, 30 Ocak tarihinde geçici Şam hükûmeti ile SDG arasında anlaşma imzalatan iradeye ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Güne yine operasyon haberleriyle başladık. Günlerdir zaten Türkiye'nin dört bir yanında Rojava'yla dayanışmak için sokağa çıkanlar, sözünü söyleyenler, eyleme geçenlerin her birine yönelik gözaltı operasyonları kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Tabii, sadece gözaltı operasyonları değil aynı zamanda gözaltında işkence, gözaltına alınırken darp hatta ve hatta yaşam hakkı ihlaline varacak kadar hak ihlalleri yaşandığını da ifade etmemiz gerekiyor. Bugünkü gözaltılar nerede diye baktığımızda, bileşenimiz olan ESP'ye, SKM'ye, DİSK LİMTER-İŞ'e, BEKSAV'a ve yine haber ajansı olan ETHA'ya yönelik 22 kentte eş zamanlı bir operasyon olduğu haberiyle uyandık ve bu anlamıyla da bir önceki dönem, 27'nci Dönem bizimle beraber burada milletvekilliği yapan milletvekili arkadaşımız, aynı zamanda Ezilenlerin Sosyalist Partisinin Eş Genel Başkanı Sayın Murat Çepni'nin ve partimizin PM üyesi Emin Orhan'ın da gözaltında olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Nasıl yaptılar? Kurumların kapılarını kırdılar, genel merkezleri bastılar, haber ajanslarının bürolarına girdiler, tüm bilgisayarlara, dijital materyallere, haber materyallerine el koydular. Bazı evlerin kapılarına ise giden polis şu notu yazdı: "Geldik, yoktunuz." Evet, bu not, bir hukuk devletinin notu mudur? Elbette değil. Bu not, gözdağı veren, tehdit eden ve düşman hukuku uygulayan bir rejimin notu olabilir ancak ve bu notu yazanlara, bu notu yazdıranlara, buna göz yumanlara biz buradan sormak istiyoruz: Bu ülkede artık eşitlik istemek suç mudur, barışı savunmak suç mudur, kadınların yaşam hakkından yana olmak suç mudur, Kürt halkının taleplerini dile getirmek, Kürt halkıyla dayanışmak, katliamlara karşı ses çıkarmak suç mudur diye buradan iktidara ve onun temsilcilerine açık ve net bir şekilde soruyoruz.

Şimdi, bize aslında şunu söylüyorlar bütün bu gözaltı operasyonlarıyla: "Bu ülkede itiraz ederseniz, örgütlenirseniz, başka bir yaşamın mümkün olduğunu söylerseniz, yaşamdan yana, eşitlikten, özgürlükten ve demokrasiden yana bir tutum alırsanız, işte o zaman biz sabahın beşinde evlerinizi basar, kapılarınızı kırar, genel merkezlerinize baskın düzenleriz." diye hepimizi tehdit eden bir anlayışın dört bir yana salınmaya çalışıldığını görüyoruz. Biz söyleyelim, açık ve net: Bu operasyonların hiçbir hukuki yanı yoktur; bu operasyonlar siyasi operasyondur, bu bir susturma operasyonudur, sindirme operasyonudur ve en nihayetinde Rojava halkının iradesine uzanan elin karşısında duran iradeyi kırma operasyonudur. Bugün, Türkiye'de barışı savunanlardan korktukları açık ve net. Bugün, kadın özgürlük mücadelesinden korkulduğu açık ve net. Emeğin söz söylemesinden, gazetecinin hakikati yazmasından korkan bir gerçeklikle karşı karşıyayız ama buradan açık söyleyelim: Ne baskılarınız ne gözaltılarınız ne de bu işkenceci anlayışınız bizi bu ülkede susturmayacaktır; barıştan, eşitlikten, özgürlükten, mücadele eden halkların kardeşliğinden, Rojava'yı savunmaktan, Rojava'nın yanında durmaktan, Rojava devriminin değerlerini her yerde yaşatmaktan bir an bile geri durmayacağımızı açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyoruz ve buradan da bir kez daha bütün bu hukuksuz gözaltıların derhâl sonlandırılması talebini de ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın vekiller; evet, Kürt halkı bu ülkede çok zulüm gördü, çok işkence gördü, bütün tarihi boyunca da eşitlik, özgürlük ve demokrasi için mücadele etti. İşte, bu mücadelenin öncülerinden biri olan DEP Milletvekili, yoldaşımız Selim Sadak da bu mücadelenin öncülerinden biriydi. Ne yazık ki onun da payına bu ülkede mücadele eden her Kürt gibi zindanlar düştü, baskılar düştü ve en sonunda da sürgün düştü; kalbi sürgüne dayanamadı ve memleket hasretiyle de sürgünde yaşamını yitirdi. Ben bir kez daha kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve bütün halkımıza da başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum. Bu zindan ve sürgün politikasından vazgeçecek bir aklın da ülkede hâkim kılması için herkesin emek sarf etmesi gerektiğinin de altını çiziyorum.

Yine, çok önemli bir akademisyeni, bu ülkede ender yetişen ve barış için söz söyleyen bir hocamızı, çok değerli bir hocamızı, sevgili Şemsa Özar'ı kaybettik. Evet, kendisi cam duvarlar ardında kalan bir akademisyen değil, barışı, demokrasiyi, emeği, kadın mücadelesini savunan, onurlu duruşuyla hepimizin hafızasında çok istisna, çok güzel bir yer edinen hocamızdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bu ülkede hakikati savunmanın ne anlama geldiğini, bedeli ne olursa olsun, sözünü esirgemeden gösterdi; tüm baskılara rağmen sözünü söylemekten ve bu sözü paylaşmaktan, bilgisini paylaşmaktan, barış ısrarından asla vazgeçmedi. Kendisi barış bildirisine imza koyduğu için savunmaya çağrılmıştı, savunmasında aynen şöyle demişti: "Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum; gördüklerime, duyduklarıma, dinlediklerime sadece vicdanım değil aklım da isyan etti. Aynı ülkede birlikte yaşayan halkların barış içinde bir arada yaşama şansını yitirmekte olduğunu gördüm, bunun önüne geçmek için imzaladım o metni." Evet, Şemsa Hocayı bir kez daha bu onurlu duruşu nedeniyle anıyoruz, anısı mücadelemizde yaşayacak ve ne güzel ki böyle güzel akademisyenler de bu ülkede var; hakikatin, barışın ve vicdanın sesi oluyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6 Ocak tarihinde Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallelerinde başlayan ve adım adım bütün Rojava'yı kuşatan bir saldırı operasyonuyla Rojava halkı karşı karşıya kalmıştı. En sonunda, biliyorsunuz, 30 Ocak tarihinde geçici Şam hükûmeti ile SDG arasında bir anlaşma imzalandı. Öncelikle, bu anlaşmayı imzalatan iradenin ne olduğunu ifade etmek isterim: Birincisi, kendi topraklarında, kendi yaşam alanlarında ne olursa olsun halkını ve yaşam alanını koruma konusundaki iradenin bu noktada belirleyici olduğunun altını çizelim. Bu iradenin yanında, sonuna kadar masayı, müzakereyi ve diyaloğu esas alan bir aklın, yaklaşımın da bu anlaşmanın oluşmasında ve imzalanmasında büyük bir payı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Tabii ki ilk günden beri Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanında sokaklara çıkan, meydanlara çıkan, Rojava için ses çıkaran, söz söyleyen, eyleme geçen milyonlarca kişinin, Kürt halkının ve Kürt halkının dostlarının da bu anlaşmanın imzalanmasında belirleyici olduğunu ifade etmek gerekiyor. Sanırım, bu süreçte herkes bir kez daha Kürtlerin nasıl belirleyici bir aktör olduğunu, Kürtleri hesaba katmadan Orta Doğu'da siyaset yapılamayacağını görmüş ve anlamıştır ve bir de şunun altını çizmek gerekiyor: Bir defa, bu anlaşma Kürtler için bir yenilgi olmadığı gibi Şam için bir zafer asla değildir; olsa olsa demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir Suriye için bir başlangıç adımıdır, geliştirilmelidir, derinleştirilmelidir ve kalıcı hâle getirilmelidir. Ve en nihayetinde, burada hem uluslararası güçlere hem de bölge ülkelerine de büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade etmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Suriye üzerinden fırtına ekenler, Suriye üzerinden bu ülkede Kürt nefretini hortlatanlar, ırkçılık yapanlar, sabah akşam Kürt'e her türlü sözü söyleyenlerin bugün şapkayı önüne koyup düşünmesi gerektiğini de ifade edelim. Kürtler sel olup sokaklara aktılar ve bugün Kürt halkı ulusal birliğini sokakta, meydanda oluşturmuş oldu.

Buradan, Meclisten de bir Kürt milletvekili olarak da aynı zamanda şunu söylemek istiyorum: Bu birlikteliğin, bu ruhun hem bölge barışı açısından hem de ülke barışı açısından iyi değerlendirilmesi ve hesaba katılması gerektiğini ifade etmek gerekiyor. Hâlâ hamasi nutuklar atanların, hâlâ Kürt'e nefret kusanların dönüp bir aynaya bakması ve bu süreci iyi gözlemlemesi gerektiğinin de altını çizmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Tamamlayacağım Sayın Başkan, son defa...

BAŞKAN - Son kez açıyorum, lütfen...

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Suriye barışının, Suriye demokrasisinin, Suriye istikrarının, bölge barışının, bölge demokrasisinin, bölgenin istikrarının ve bölgenin geleceğinde belirleyici bir rol olduğunu, Suriye'de halkları yok sayan, inançları yok sayan, demokrasiyi yok sayan bir anlayışın er geç kaybedeceğinin de altını çizmemiz gerekiyor. Bu anlamıyla dışarıdan Suriye'ye gömlek biçen bir anlayış değil, Suriye halklarını Suriye'nin eşit ve özgür paydaşları gören ve onların hepsine aynı yaklaşan bir aklın devreye girmesi gerektiğini ve Türkiye'nin de bu konuda yapıcı rol oynaması gerektiğinin de altını çizmek istiyorum.

Bir kez daha halkımıza, halklarımıza dayanışmaları için, Rojava'nın yanında durdukları için, kadın iradesini ve uğruna mücadele ettiğimiz bütün değerleri savundukları için de buradan, Meclisten teşekkür ediyorum. "..."(*) (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.