| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin malumu, üç gündür gece yarılarına kadar hep beraber çalışıyoruz, hep beraber işin gerçeği konuşuyoruz. Peki, aslında neyi konuşuyoruz? Emekli maaşı 19 bin lira mı olsun, 20 bin lira mı olsun; bunu konuşuyoruz. İnanın, sadece bu hâlde olmamız bile Meclise de iktidara da aslında ayıp olarak yeter ama işin ilginç yanı şu: Bu teklifi getirenler de bu tekliften memnun değil, teklifi alanlar da bu tekliften memnun değiller.
Ben sözlerime basit bir sualde bulunarak başlamak isterim. Arkadaşlar, siz, ekmeğin 15 TL olduğu bir şehirde oğlunun cebine 5 TL para koyarak fırına gönderip de evladından 1 ekmek isteyen babaya hiç rast geldiniz mi? Veya 1 kilo etin 750 TL olduğu bir şehirde bir kişinin hanımına 250 TL para verip 1 kilo et istemesine hiç şahitlik ettiniz mi? Böyle bir şeye şahitlik etmeniz mümkün değil, böyle bir şey duymanız mümkün değil çünkü böyle bir talep akla da mantığa da aykırıdır. Ben şimdi iktidar milletvekillerine sormak istiyorum: Yoksulluk sınırının 100 bin TL olduğu, açlık sınırının 40 bin TL olduğu bir ülkede emekliye 20 bin TL vererek ne yapmak istiyorsunuz, neyi görmek istiyorsunuz veya neyi denemek istiyorsunuz?
Ben şunu hatırlatmak isterim: Bir ülkede yaşayan 3 topluluk o ülkenin manevi sigortalarıdır. Kim bunlar? Birincisi, yetim ve öksüz çocuklar; ikincisi, engelliler; üçüncüsü ise yaşlılar. Bir ülkenin kalkınmışlığı, bir ülkenin karakteri, bir ülkenin adamlığı, bir ülkenin ahlakı, bir ülkenin büyüklüğü, bir ülkenin gücü bu 3 kesime oluşturmuş olduğu hayat şartlarıyla ölçülür. Bunu söylememin nedeni şu: İnanın, bu sigorta atmak üzere ve unutmayın ki bu sigorta atarsa geceleri uyuyamazsınız. Sırf iktidarınızı milletten daha fazla önemsediğiniz ve öncelediğiniz için öylesine zalim bir sistem oluşturdunuz ki ya, bugün 1 milyon TL'yi bankaya yatıran bir insan karşılığında aylık 40 bin lira para alırken yirmi yıl çalışmış bir insana 20 bin lirayı reva görüyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Hani, Sayın Cumhurbaşkanımızın meşhur bir sözü var, diyor ya: "İtibardan tasarruf olmaz." Peki, ya, emeklilerin itibarı ne olacak? Siz sırf saltanatınızı devam ettirmek için emeklilerin onurundan tasarruf ediyorsunuz, emeklilerin itibarından tasarruf ediyorsunuz, emeklilerin ekmeğinden tasarruf ediyorsunuz. İnanın, bu emekliler yanlışlıkla Sayın Cumhurbaşkanımızı dinlemiş olsalar yani 3 çocuk sahibi olsalar ve 3 çocuk sahibi olduktan sonra çocukları da Sayın Cumhurbaşkanını dinlese, sonuçta 9 torun sahibi olmuş olsalar, o torunlarına bayramda harçlık verecek imkân bulamazlar. Kendimize sormamız lazım: Bugün bir emekli 3 çocuğunu evlendirebilir mi? Bundan vazgeçtim, 3 çocuğunun düğününde 1 bilezik alabilir mi veya torununun düğününe çeyrek götürebilir mi? Bunu bizim bu kadar net, sert konuşmamızın nedeni şu: Siz daha dün iktidara gelmiş bir parti değilsiniz ki. Eğer şunu söylüyorsanız: "Ya, bu verilen 20 bin lirayı aslında biz de beğenmiyoruz, biz de yeterli görmüyoruz ama Türkiye'nin yani ülkemizin buna imkânı yok." diyorsanız, bunu söyleme hakkına da sahip değilsiniz. O zaman biz size yirmi beş yıldır ne yaptığınızın hesabını sormak zorundayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Türkiye gibi ekonomiyi her yönüyle olumlu etkileyecek, olumlu tetikleyecek nimetlere sahip olan bir ülkede emeklileri torunlarına, çocuklarına bayramda harçlık veremeyecek bir hâle getirdiyseniz bunun hesabını sormak da muhalefetin görevidir.
Son söz olarak, yine, Sayın Cumhurbaşkanının bir sözünü farklı bir boyutta kendisine hatırlatmak isterim, o meydana çıkarak kullanmış olduğu bir cümle var ya "Dünya 5'ten büyüktür." Siz de unutmayın ki, bu millet, bu ülke 1'den büyüktür ve 12 milyon emekli hayli hayli hepinizden büyüktür diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)