| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önceki hatibe cevap verme lüzumunu bile hissetmiyorum, cehaletine veriyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; iktidarın emeklilere gösterdiği ciddiyetsizliği, kıymet vermemesini 7'nci maddede ortaya koyduğu tavırdan biliyoruz maalesef. Ömrünü çalışarak geçirmiş milyonlarca emekli ayın ortasını değil, haftasını bile artık getiremiyor sayın milletvekilleri. Bir emekli sabah kalktığında ne yiyeceğini, akşam faturasını nasıl ödeyeceğini, hangi masrafı erteleyeceğini, hangi ihtiyacından vazgeçeceğini düşünüyor. Evet, yoksulluk sınırı 98 bin liranın, açlık sınırı 30 bin liranın üzerindeyken sayın milletvekilleri, en düşük emekli maaşının bin lira artışla 20 bin lira olmasıyla övünüyorsunuz; ne acı, utanmak gerekir. Bu maaş, yoksulluk ve açlık sınırının çok çok altında. Emekli geleceğini planlayamıyor, bir ay sonrasını göremiyor, bir bayramı, bir kışı, bir hastalığı korkuyla bekliyor; hayatı kaygı ve kuşku dönemine dönüşmüş vaziyette. Emekliler ucuzluk kuyruklarında tanınmamak için yüzlerini saklıyor, pazara çıkamıyor, market önlerinden geçemiyor; kira ödeyemiyor, sağlıklı barınamıyor, torununa harçlık veremiyor, utancından evlatlarından kaçıyor; park köşelerinde, hastane koridorlarında sabahlayanlar var, metrolarda, halk otobüslerinde ısınanlar var, terminal banklarında yalnızlığa sığınanlar var. Düğüne gidemiyor emekli, cenazeye de çok zor gidiyor. Bu ülkenin yıllarca çalışmış, üretmiş, alın teri dökmüş insanları âdeta görünmemeye çalışıyor. Bir zamanlar bu ülkenin çarklarını döndüren insanlar, bugün kendi hayatlarını maalesef döndüremiyor. Bu bir sosyal çöküştür sayın milletvekilleri, hayattan kopmaktır, yaşarken ölmektir. Emekliler bugünleri asla ama asla hak etmiyorlar.
Sayın milletvekilleri, emeklilerin sağlık sorunları var ama hastaneye gitmekten korkuyor emekli; katkı payını ödeyemiyor, ilaçlarını eksik alıyor. Sağlık, emekli için artık bir lüks hâlini aldı. Emekliyi açlığa mahkûm eden bu düzen vicdanla bağdaşabilir mi? Emeklilerin bir kısmı geçim sıkıntısı yüzünden intihara sürükleniyor, soğuktan donarak ölenler var, ağır işlerde can çekişiyor; bu acılar görmezden gelinemez sayın milletvekilleri, bu tabloya sessiz kalınamaz.
TÜİK açıklıyor enflasyonu, emeklinin hissettiği enflasyon çok daha fazla. Emekli pazarda gerçeği görüyor, fatura geldiğinde gerçeği yaşıyor. Emekliler bu zorluklar karşısında sadaka istemiyor, yardım istemiyor, adalet istiyor sayın milletvekilleri, hakları olan onurlu bir yaşam istiyor. Emekliler yıllarca çalışmış, prim ödemiş, vergi vermiş, ülkenin büyümesine katkı sunmuş; bunun karşılığını istemeleri en doğal hakları değil mi? İktidar ise "-mış gibi" yapıyor, emeklileri gözden çıkarmış çünkü, yapılan zam çok komik, yalnızca bin lira, o bin lira emeklinin cebine girmeden zaten buharlaşıyor sayın milletvekilleri. Emekliler artık meydanlarda, sokaklarda sesini duyurmaya çalışıyor bu soğuk günlerde çünkü dayanacak güçleri kalmadı.
Emekliyi ayakta tutmayan bir düzen toplumu ayakta tutamaz. Bu Meclisin görevi emeklilerin sesini duymaktır, onurunu korumaktır, sosyal devleti ayakta tutmaktır. Emeklilerin bekleyecek zamanı yoktur sayın milletvekilleri. Bu adaletsizliği kabul edemeyiz, emeklileri yoksulluğa mahkûm eden bu adaletsizliğe son vermeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ŞENOL SUNAT (Devamla) - Evet, o nedenle, hep birlikte emekli maaşları için kalıcı bir sistem oluşturmalıyız, maaşları enflasyona karşı korumalıyız, maaşları asgari ücretin altına düşürmemeliyiz. "Kaynak yok." diye emeklileri mağdur etme hakkına sahip değildir bu ülkeyi yönetenler. Zira, sosyal devlet bunu gerektiriyor, anayasal sorumluluk bunu gerektiriyor ve tabii ki, kalmışsa, vicdan bunu gerektiriyor sayın milletvekilleri. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)