GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 11'inci maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle büyük, necip Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Burada konuştuğumuz konu bir teknik ayrıntı değil, devletin omurgasından bahsediyoruz. Denetim dediğimiz şey devletin tam da vicdanı. Denetim yoksa, hesap yoksa orada hukuk devleti değil keyfîlik öne çıkar. Bu keyfîlik adaletin de mezar taşı olur. Türkiye Varlık Fonu, adı "varlık" ama maalesef, denetimden yoksun. Milyarlarca dolarlık kamu kaynağı yönetiliyor, milletin alın teri, memurun maaşı, emeklinin lokması, gencin umudu bu yapının içinde dolaşıyor; bu paranın hesabını kim soruyor, hangi bağımsız kurum, hangi şeffaf rapor, hangi gerçek denetim? Fonu yöneten kim? Cumhurbaşkanı. Bağımsız denetim firmasını seçen kim? Cumhurbaşkanı. DDK adına denetleyecek kişileri de belirleyen kim? O da Cumhurbaşkanı. Mecliste denetim yapacak iradeyi siyasi dengelerle şekillendiren kim? Yine aynı siyasi merkez, Cumhurbaşkanı. Denetleyen ile denetlenen aynı elin parmakları ise bunun adı elbette denetim olmaz. Bu denetim değil kendi kendini alkışlama töreni olur. Biz milletin parasını konuşuyoruz, bir şirketin iç denetim dosyasını değil. Kamu kaynağı dediğiniz şey, gizli, damgası vurulup millete kapatılacak bir kasa değildir.

Kıymetli milletvekilleri, denetim varmış gibi yapılırsa sonuçta yokmuş gibi olur. Denetim şekli değil özü önemlidir. Şeffaflık süslü sunumlarla değil, bağımsız kurulların hesap sormasıyla sağlanır.

Modern devlette kural şudur: Kamu adına harcanan her kuruşun hesabı millete verilir, millete verilmeyen hesap er ya da geç millet tarafından sorulacaktır. Bu maddelerle kurulmak istenen yapı Parlamentoyu yani milletin denetim hakkını kenara iten bir yapıdır. Oysa Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi yalnızca yasa yapmak değildir, yürütmeyi de denetlemek, kamu adına hesap da sormaktır. Parlamenter denetim sadece bir formalite değildir, millî iradenin de sigortasıdır. Bakınız, Anayasa Mahkemesinin daha önceki iptal gerekçeleri ortadadır, hukuk devleti ilkesi ortadadır, şeffaflık ve hesap verebilirlik ortadadır.

Kıymetli milletvekilleri, denetlenmeyen güç yozlaşır, denetlenmeyen para savrulur, denetlenmeyen sistem bir süre sonra millete yük olur. Sonra ne olur? İşte, enflasyon olur, zam olur, vergi olarak döner. Fatura kime kesilir? Yine, büyük Türk milletine kesilir. Millet, denetimsizliğin bedelini sofrada, pazarda faturada öder. Milletin parasını, milletin iradesini, milletin hakkını savunuyoruz. Bu denetim zafiyetini "normal" diye önümüze koymaya kalkıyorsunuz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Bu nedenle denetimi gerçek kılmayan, Sayıştayı devre dışı bırakan, denetimi tek bir iradeye bağlayan bu yaklaşımı reddediyoruz. Milletin parasını millet adına denetleyecek mekanizmaları güçlendirmek, düzenlemeleri yapmak da bizlerin boynumuzun borcu olmasına rağmen tam tersi bir uygulamayla karşı karşıyayız diyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)