GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Değerli arkadaşlar, hazırunu tekrar saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce de ifade ettim; bu kanun, 17 Ağustos 2016 tarihinde olağanüstü şartlarda çıkarılmış bir kanun. O yüzden, değerli iktidar sıralarına hatanın neresinden dönerseniz dönün bir erdemli davranış olduğunu hatırlatarak sözlerime devam etmek istiyorum çünkü yapıcı eleştirilerle geleceğimizi karartacak bir düzenlemeden bir an önce dönülmesi gerekliliğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Bu fon bir yatırım fonu değildir arkadaşlar, bu fon kalkınma hamlesi değildir; bu fon kötü yönetimin finansman koludur, bütçede görünmeyen borç kapısıdır, devlet mallarını harcama mekanizmasıdır. Normalde devlet borçlanınca ne olur? Bütçede görürsün, Mecliste tartışılır, rakamlar ortadadır, halk bilir. Burada ne oluyor? Borç var ama bütçede yok, risk var ama tabloda yok, ipotek var ama tartışma yok. İşte paralel hazine tam olarak budur; borcu görünmez kılmak, riski gizlemek, devletin malını sessizce finans sistemine sürmek. Bize "Yerli ve millî." diyerek bu kanun teklifini sundular ama yaptıkları şey şuydu: Türkiye Cumhuriyeti'nin birikimini küresel kredi masasına teminat olarak koymaktır arkadaşlar Varlık Fonunun yaptığı. Bize "Büyüyoruz." dediler ama gerçekte olan şudur: Kasadan değil, duvardan tuğla sökülüyor; bugün maaş ödersin, yarın duvar çöker; bugün borç kapatırsın, yarın bina çöker değerli milletvekilleri. Çünkü sen artık gelirini değil, varlığını yiyorsun ve bu bir ekonomi politikası değil, bir tükeniş biçimidir. Bakın, para biter, yeniden bulunur ama devlet varlığı bir kere ipotek edilirse, bir kere elden çıkarsa, bir kere borç çarkına sokulursa geri dönüşü çok zordur değerli milletvekili arkadaşlarım. O yüzden, Türkiye Varlık Fonu meselesi teknik bir mesele değildir, bu mesele bir bilanço meselesi de değildir; bu mesele bir egemenlik meselesidir, bir gelecek meselesidir, bir memleket meselesidir. Niçin biraz daha sesimi yükselterek hitap ediyorum, çünkü geçmişte belki bu kanun geçerken bu kürsülerden sizi uyaran olmadı ama şimdi diyoruz ki: Yapılmış, hatalı bir işlem; gelin, bu hatada ısrar etmeyin, birlikte dönelim. Çünkü şu an itibarıyla burası bütün şirketleri içine çekti, Türkiye'nin tüm varlıkları bu Varlık Fonunun içerisinde kaybolup gidecek. Bunun vebalini hep birlikte taşıyacağız ve sizler şunu diyemeyeceksiniz artık: "Bu kürsülerden bizi uyaran olmadı, bizi ikaz eden olmadı." Çünkü bunları tarihe şahitlik olsun diye not düşüyoruz değerli milletvekili arkadaşlarım. Bir ülkede ikinci bir hazine kurulmuşsa o ülkede şeffaflık bitmiştir. Bir ülkede bütçe dışı mali güç oluşmuşsa orada halkın denetimi bitmiştir. Ve bir ülkede devlet kasasını değil de varlıklarını harcamaya başlamışsa orada zenginlik değil, iflas süreci başlamıştır. Türkiye Varlık Fonu bir yatırım fonu değildir. Türkiye Varlık Fonu Türkiye'nin paralel hazinesidir, Türkiye'nin gizli borç kapısıdır, Türkiye'nin sessiz özelleştirme düzenidir ve buna karşı çıkmak muhalefet değil, memleket meselesidir, bunu sizin takdirlerinize arz ediyorum değerli milletvekilleri. Evet, Anayasa Mahkemesi bunları gördüğü için diyor ki... Türkiye Varlık Fonu ve iştiraklerinin denetim usullerinin belirsizliği ve denetimden kaçınılmasını Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiş arkadaşlar. Ne diyor? "Denetim usullerinin belirsizliği ve denetimden kaçınması." Neydi bu denetimden kaçtığınız unsurlar? Devlet İhale Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Sayıştay Kanunu ve KİT hakkındaki KHK. İlaveten, millet adına soruşturma yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Sayıştaydan da bunların denetimini kaçırıyorsunuz. O yüzden, kamusal denetimin bel kemiğini oluşturan yasalardan muaf olduğu açıkça hükme bağlanmış olan bu Varlık Fonu bu ülkeyi felakete götürüyor. Buradan sizleri bir kez daha uyarıyoruz: Bu felakete ortak olmayalım değerli milletvekilleri. Bu düzenlemeyle halkın vergileri ve birikimleriyle kurulan bu devasa yapı halkın adına denetim yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun adına hareket eden Sayıştaya hesap vermekten kaçınıyor. İktidarın "Bağımsız denetim firmaları denetliyor." savunması da büyük bir aldatmacadır değerli milletvekilleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Evet, özel denetim firmaları sadece mali tabloların muhasebe standartlarına uygunluğunu denetler; kamu kaynaklarının yerinde kullanılıp kullanılmadığını, kamu zararı oluşup oluşmadığını veya yolsuzluk olup olmadığını denetleyemez. Sayıştayın performans ve uygunluk denetiminin yerini ticari bir şirketin mali raporu alamaz.

Değerli iktidar milletvekilleri, sonuç olarak mezkûr maddeler Anayasa Mahkemesi kararına şeklen uyumlu ancak esas itibarıyla Anayasa Mahkemesi kararının gerektirdiği yapısal dönüşümü sağlamadığı açıktır. Denetim, yürütmeden bağımsız ve yasama organını güçlendiren bir mekanizma hâline getirilmemiş, Sayıştay ve Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimi etkili ve bağlayıcı biçimde tesis edilmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Kamu gücü kullanan ve kamu kaynağı yöneten bir yapının bu ölçüde geniş muafiyetler ve yürütme merkezli bir denetim modeliyle donatılması, Anayasa Mahkemesi kararının gereğini yerine getiren ancak bir uyum düzenlemesi değil iptal gerekçesini donanan ve anayasal sorunları derinleştiren bir yeniden yazım olarak değerlendirilmelidir.

Artık bundan sonrası sizin takdirinize kalmıştır. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)