| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
SIRRI SAKİK (Devamla) - Hepinize iyi akşamlar, selamlar "..." (*)
Bu ülkede emeklilerin durumu ortadayken, bu ülkede bu kadar şiddet varken, çocuklar birbirini sokakta öldürürken kadına yönelik şiddetin dorukta olduğu ve her gün intiharların olduğu bir coğrafyada biz bütün bu sorunlarımızı erteleyip, öteleyip vallahi önümüze Rojava'yı koymuşuz. Bu Rojava size ne etti ya? Suriye tam on dört yıl bu topraklarda büyük yıkımlara neden oldu. Buradan ders almadık mı? Şimdi, Kobani'yi kuşatma altına almışlar. Orada kimler var? Çeçenler var, Özbekler var, Uygurlar var, Arnavutlar var, Kazaklar var; bunların hiçbiri o topraklara ait değil. Kaç gündür kuşatma altında Kürtler; orada elektrik yok, orada aş, ekmek yok, orada su yok ama biz hâlâ bunları ertelemişiz şeye dönüyoruz. Bugün Davos'ta Hakan Fidan; orada Gazze'yle ilgili anlaşmalar yaptılar, sözleşmeler yaptılar. Yahu, yanı başınızda kardeşleriniz var, bizim kardeşlerimiz var, oradaki antlaşmaları, Gazze'yle ilgili ne yapıyorsanız Rojava'yla ilgili de bunları yapın ama siz bunları yapmıyorsunuz. Şimdi, bu cihatçıları oraya toplamışlar, bu cihatçılar oraya ait değil, bunlar eli kanlı, bunlar o halkları katledenler. Bakın, ne yapıyorlar? Orada Kürt kadınını katledip -Kürtçe (*) deriz- örgü saçlarını kesiyorlar. Bu katiller, şu gördüğünüz bütün bu katiller orada kadına düşman, orada bütün halklara düşman. Biz bu geleneği çok iyi tanıyoruz. Bunu nereden tanıyoruz? Bakın, 1990'lı yıllarda, 2000'li yıllarda Kürt coğrafyasında Kürt gençleri katledildiğinde Kürt gençlerinin kulaklarını kesiyorlardı o JİTEM'ciler, o katiller, oradan tespihler yapıyorlardı, Kürtlerin burunlarını kesiyorlardı. O tarihlerde eski Amerikan yerlileri kavga ettiklerinde, birini öldürdüklerinde deriyi soyarlardı, alıp kuruturlardı, onu bir apolete dönüştürürlerdi, bir nişana dönüştürürlerdi. İşte bu cihatçılar da aynen öyle, oradaki JİTEM'ciler gibi bu halkın başına bela olmuşlar. Size sesleniyoruz: Bakın, dili, üslubu değiştirmek zorundayız, barışı inşa etmek zorundayız. Siz bir halkla barışırken o halkı terörist ilan edemezsiniz. Buradaki dilinizi de değiştireceksiniz. Kürt'le barışırken: "Terör merör" Kürt'ün karşılığında bu yok. Orada Suriye'de bir sözleşme, anlaşma yapılacaksa SDG'ye dönüp "terörist" demeyeceksiniz. Bakın, yarın öbür gün onlar yine anlaşacaklar. Sizin müttefikiniz olan Amerika bugün Hevler'de onlarla görüştü, "Biz büyük bir onur aldık onlardan, görüşmeler yapıyorlar." dedi. Siz de bu dilinizi, bu üslubunuzu terk edin. Özellikle yöneticilere sesleniyorum: Ya, Suriye'den bahsederken Elmadağ Kaymakamından bahseder gibi konuşuyorsunuz, oradaki polis karakolundan bahseder gibi konuşuyorsunuz, dönüp talimatlar veriyorsunuz, sanki Gölbaşı'ndaki kaymakamla konuşuyorsunuz. Suriye'de eğer oradaki insanların özgürlüğünü istiyorsanız bırakın özgürlüklerini kendileri inşa etsinler, orası bir sömürge değil. Dönüp dolaşıyorsunuz, ne diyorsunuz? Diyorsunuz ki: "Efendim, oradaki Kürtler seçmeli ders olarak..." Ya, siz kimsiniz ya! Kürt'ün adına nasıl karar verebilirsiniz? "Efendim, Nevroz Bayramı -ne olsun- tatil olsun." Ya, siz bu Kürt'ü tanımıyor musunuz? Yüzyıldır kavga ediyor, var olabilmek için yok olmayı göze alıyor, siz hâlâ dönüp diyorsunuz ki: "Seçmeli ders olsun." Sana ne ya! Siz kimsiniz ya! Allah aşkına ya! Bir halkın diline, kimliğine, mücadelesine saygı gösterin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Ama bunları yapmıyorsunuz, bundan barış çıkmaz.
Biz size çok açık, net olarak söylüyoruz: Evet, Kürtler, biz çok zor bir süreçten geçiyoruz. Bu zor süreçleri çok geçmişte bıraktık. Atalarımız da zor süreçlerden geçtiler. Dersim'den, Zilan'dan, Halepçe'den Enfal'a kadar birçok zorlukları... Çok ihanetlere de uğradık ama "Bitti." dedikleri yerde, vallaha, Kürt halkı Anka kuşu gibi yeniden küllerinden doğdu. Emin olun, biz bitmedik, bitmeyiz de, biz haklı bir mücadelenin bir parçasıyız. Onun için yaralarımızı saracağız, mücadeleye devam edeceğiz. Ne zaman biteriz biliyor musunuz? Mücadeleyi bıraktığımız an biteriz. Biz mücadelemizi daha çok büyüteceğiz. Diyorum ki: (*) (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)