| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımızı, Rojava'da halkımızla dayanışmak için dünyanın dört bir yanında direnen halklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Suriye'de yaşanan çatışmalı süreç artık yalnızca bölgesel bir gerilim değildir, Kürt halkı başta olmak üzere tüm Orta Doğu halklarının geleceğini tehdit eden derin bir karanlığa dönüşmüştür. Savaşın dili yeniden yükselirken hakikat bilinçli bir biçimde bastırılmakta, yaşanan vahşet görmezden gelinmektedir. Kuzeydoğu Suriye'de öldürülen Kürtler, bombaların altında yaşam mücadelesi veren çocuklar, bedenleri hedef alınan siviller vardır. Kadınların kaçırıldığı, işkenceye uğradığı, hatta kafalarının kesilerek teşhir edildiği görüntüler hâlen hafızalardadır. Bunlar propaganda değil, insanlığa karşı işlenen açık suçlardır. Bu vahşeti görmeyen ya da görmezden gelen her yaklaşım bu suçların suç ortağıdır. Yıllardır IŞİD'e karşı en ağır bedelleri ödeyerek mücadele eden Kürt halkı tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. HTŞ eliyle serbest bırakılan IŞİD mensupları yeniden sahaya sürülmektedir. Dünyanın güvenliği için cezaevlerinde tutulan katiller bugün yeniden silahlandırılarak halkların karşısına çıkarılmaktadır. Dün cezaevlerinden serbest bırakılan bu caniler Rakka'nın El Kerema kasabasında hilafet ilan ettiler. Rojava'da IŞİD'e karşı mücadele edenler hedef alınırken insanlığın düşmanı olanlar serbest bırakılarak tekrardan tüm dünyaya saldırılmasına izin verilmektedir. Kürt halkını statüsüz bırakmaya, kazanımlarını boğmaya, Rojava'yı kuşatmaya dönük her hamle bölgeyi daha da büyük bir savaşa sürükler. Suriye'de barış Kürtlerin yok sayılmasıyla değil, halkların eşitliği ve iradesinin tanınmasıyla mümkündür. Silahı, şiddeti ve vekil güçleri büyüten her politika daha derin bir çatışmanın zeminini hazırlar. Türkiye'ye düşen sorumluluk nettir: Halkların barışını savunan bir pozisyon almak durumundadır. Ayrıca, Rojava'da hedef alınan yalnızca bir coğrafya değildir, halkların birlikte yaşama iradesidir. Özellikle kadınların öncülüğünde inşa edilen eşitlikçi yaşam modeli cihatçı karanlığın ve erkek egemen savaş aklının en büyük korkusudur. Bu nedenle kadınlar katlediliyor, bedenleri üzerinden mesaj verilmeye çalışılıyor. Kürt halkının varlığı pazarlık konusu yapılamaz. Kadınların özgürlük mücadelesi bombalarla bastırılamaz. Sessizlik suça ortaktır, biz bu sessizliğin bir parçası olmayacağız. Unutulmamalıdır ki Suriye'de akan kan ile Türkiye'deki halkların geleceği birbirinden ayrı değildir. Orada kurulan her ateş burada da yürekleri yakmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
YILMAZ HUN (Devamla) - Son olarak Türkiye'de emekliler yıllarca alın teri döktükleri bir ömrün sonunda açlıkla, yoksullukla ve yok sayılmayla baş başa bırakılmış durumdadır. Emekli maaşları açlık sınırının altında tutulurken iktidar bu tabloyu kader gibi sunmaya çalışmaktadır oysa bu, kader değil, bilinçli bir tercihin sonucudur. "Kaynak yok." deniliyor, bir avuç sermaye grubuna tanınan vergi muafiyetleri, borç silmeleri ve teşvikler her yıl 100 milyonlarca lirayı bulmaktadır. Büyük şirketlerin ödemediği vergiler tahsil edilse, kamu ihalelerindeki israf ve yandaşlığa son verilse yalnızca bu kalemlerle emeklilerin maaşları rahatlıkla insanca bir düzeye çıkarılabilir. Yıllarca prim ödeyen, üretime katkı sunan insanlar bugün pazardan yarım kilo meyve alırken hesap yapmak zorunda bırakılıyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır. İktidar, gelir dağılımındaki bu uçurumu görmezden gelmektedir, zengini koruyan, yoksulu ezen bir ekonomik düzeni sürdürmektedir. Bu açıdan CHP'nin grup önerisini desteklediğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)