| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu ülkenin kurumları, devletin kurumları hepimiz tarafından özenle korunmalı ve doğru düzgün yönetilmeli. Eleştirmemeye özen gösteriyoruz ama maalesef her Allah'ın günü karşımıza öyle örnekler çıkıyor ki eleştirmeden edemiyoruz. Devlet kurumları maalesef savruluyor, yönetilmiyor; derin bir çöküşle karşı karşıyayız.
Geçtiğimiz ay İstanbul'da Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının emanet kasasından 35 kilo altın, 50 kilo gümüş çalındı. Allah aşkına, devletin adli emanetine emanet edilmiş, korunması gereken ve en güzel, en ciddi, en dikkatli şekilde korunması gereken kasadan altınlar çalınıyor. Eğer bunlara mâni olamıyorsanız, bunları göremiyorsanız, öngöremiyorsanız, engel olamıyorsanız o zaman sizde bir hata var, sizde bir yanlış var. Tabii, çalan adam bunları götürmüş, satmış, ondan sonra da yurt dışına kaçmış.
Aradan birkaç gün geçti, bu sefer başka bir olay gündeme düştü. Gündeme düşen olay: İstanbul Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığındaki yine adli emanetten çok sayıda silah çalınmış. Allah aşkına, adli emanetteki silahlar nasıl çalınır; bunu biri bana izah edebilir mi? Nasıl çalınır? Sizin herhangi bir koruyucu önleminiz yok mu? Çift kilit önleminiz yok mu? Kameralarınız yok mu? Özel barkodlu sisteminiz yok mu? Birkaç kişiyle denetleme sisteminiz yok mu? Ben mi söyleyeceğim bunları! Devletin kasasından altınlar çalınıyor, devletin emanetinden silahlar çalınıyor. Ben ne yaptım? Bir milletvekili olarak yapabileceğim tek şeyi yaptım, kalktım bir soru önergesi verdim her zaman olduğu gibi. Sayın Başkanım, verdiğimiz soru önergesine her zaman olduğu gibi cevap gelmedi. Sordum "Bu ülkede daha önceden buna benzer hırsızlıklar oldu mu? Bunlarla ilgili bilgi ver. Ne yapacaksın? Bu soyguna, bu talana, bu yıkılmış, bu çürümüş, bu kokuşmuş düzene mâni olmak için ne yapacaksınız?" dedim ve bir soru önergesi verdim. Tabii, ciddiye almadılar, millet iradesinin tecelligâhını ciddiye almadılar. Biz hâlâ cevabın nasıl geleceğini ya da gelip gelmeyeceğini merak ediyoruz.
Tam bunları düşünürken bugün Elâzığ'dan bir haber geldi. Haberin kaynağı gazeteci Ferit Demir ve Muhammed Baygeldi. Kendileriyle görüştüm, daha sonra gelen bilgiyi resmî makamlardan da teyit ettim. Adli emanete teslim edilmiş Elâzığ'da 30 kilo uyuşturucudan bahsediyoruz. 30 kilo uyuşturucu, çok sayıda silah ve mühimmat oradan çalınmış. Ya, Allah aşkına, adli emanete teslim edilmiş altınlar çalınıyor, silahlar çalınıyor, uyuşturucu çalınıyor bu ülkede. Peki, biz bunlarla nasıl mücadele edeceğiz? Nasıl mücadele edeceğiz? Devlet bu kadar nasıl ayaklar altına alınır? Devlet kurumları nasıl bu kadar ayaklar altına alınır?
Şimdi, torbacıları yakalıyorsunuz, fenomenleri yakalıyorsunuz uyuşturucu kullanıyor diye, iyi de yapıyorsunuz. Sabahtan akşama televizyonlarda gösteriyorsunuz, "Harika işler yaptık." diye propaganda da yapıyorsunuz, iyi de yapıyorsunuz kendi açınızdan. Fakat baronlara ne oluyor? Baronlar nerede Allah aşkına? Bu baronların arkasındakiler nerede? Niye bunlar hiç konuşulmuyor. Bakın, 2024'ün sonunda burada paylaştım, dedim ki: Türkiye'den hareket eden bir gemi, kaptanı ve mürettebatı da Türk, Kanarya Adaları açıklarında yakalanmış 4 bin kilo ya da 4 ton kokainle. "Kim bunun sahibi?" dedik, cevap yok. Birkaç ay geçti, yine Türkiye'den kalkmış, yine bu koltuktan, buradan Grup Başkan Vekili olarak konuştum ve ifşa ettim. Geminin adı Haliç, demir aldığı limanlar Filyos ve Diliskelesi. Bunları burada söyledim ve Fransız donanması tarafından Martinik Adası açıklarında tam 9 ton kokainle yakalanmış. Kimdir bunun arkasındakiler, bu gemiyi kim muhafaza ediyor, bu geminin sahiplerini kim muhafaza ediyor, bu uyuşturucu baronlarının kimlerle bağlantısı var, sorduk, cevap gelmedi ve geçtiğimiz günlerde bu sefer İngiliz basınından öğrendik -tabii, kendi basınımızdan öğrenme şansımız yok, İngiliz basınından öğrendik- ve bunu da ifşa ettik. Meğer Türkiye'den kalkıp Brezilya'ya gitmiş tuz yüklü bir gemi -sahibi Türk, mürettebatın çoğu Türk- Brezilya'dan daha sonra hareket ederek Kanarya Adaları açıklarına gelmiş ve orada İspanyol, İngiliz ve Amerikalı polisler tarafından operasyon yapılmış ve 10 ton, dünyanın en fazla kokaini yakalanmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Çömez.
SIRRI SAKİK (Ağrı) - İsmini de söyleseniz iyi olur.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Geliyorum oraya, geliyorum.
Şimdi, biz bunu yabancı basından öğreniyoruz. Ortalığı ayağa kaldırdık, "Niye bizim haberimiz yok? Nerede Türkiye Cumhuriyeti devletinin İçişleri Bakanlığı?" dedik. Nihayet İçişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı: "İlgililerle alakalı bir operasyon yaptık ve yapılan operasyonda birtakım isimler gözaltına alındı." Yakalanan isimlere bakıyoruz -ismi kayıtlara geçmek için söylüyorum- Çetin Gören, geminin sahibi meğer Çetin Gören'miş. Peki, kim bu adam? Daha önceden Brezilya'da kırmızı bültenle aranan bir adam. Türkiye'de de bataklık operasyonunda bir süre içeriye alınmış İçişleri Bakanı Süleyman Soylu zamanında ve İçişleri Bakanlığının o döneminde de daha sonra kendisi serbest bırakılmış. Şimdi, Allah aşkına, kırmızı bültenle aranan adamları serbest bırakıyorsunuz ve adamlar uyuşturucu baronu olarak dünyadaki uyuşturucu piyasasını kontrol eder hâle geliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sonra bakıyorsunuz, aynı isme Elâzığ'da silah ruhsatı verilmiş. Adam Elâzığ'da oturmuyor, kendisine bir ikametgâh tanzim edilmiş, Elâzığ Valisi tarafından silah ruhsatı verilmiş; şimdi olaylı başka bir yerde. Buradan İçişleri Bakanına sesleniyorum: Uyuşturucu baronuna silah ruhsatı veren bu Valinle ilgili bir işlem yapacak mısın? Tabii, yeri gelmişken bununla da kalmayacağım, başka bir şey daha söyleyeceğim: Iğdır Valiliği, bakın, geçtiğimiz günlerde merkeze alınan Iğdır Valisi. Iğdır Valiliğinde Valilik Konağı'nı adres olarak gösterip -sahte bir adres, açıkça söylüyorum- ikametgâh olarak gösterip çok sayıda AKP'li siyasetçinin ve AKP'li bürokratın yakınlarına bol miktarda silah ruhsatı verilmiş.
Şimdi, bütün bunları niye başında söyledim kokuşmuş, çürümüş bir devlet anlayışıyla karşı karşıyayız diye? Bütün bunların ortaya çıkması lazım ve bu ülkenin tertemiz yönetilmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim, uzatmayacağım, kısaca bitireceğim.
BAŞKAN - Son dakika, buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Devlet kurumlarının ayağa kalkması lazım, bu ülkenin ayağa kalkması lazım. Şu gösterdiğim manzara, şu ortaya çıkan kokuşmuş düzen, çürümüş düzen, aslında siyaset gözetmeksizin siyasi görüş ayrılığı, etnik köken ayrılığı, hiçbir ayrım gözetmeksizin hepimizin ve hepimizin çocuklarını etkileyecek bir manzaradır. Allah aşkına, bu devlete sahip çıkın, devlet kurumlarına sahip çıkın, olması gerektiği gibi yönetin; bu kokuşmuşluğa, bu çürümüşlüğe, bu kepazeliğe artık bir "dur" deyin, diyemiyorsanız da çekin gidin, biz geldiğimiz zaman toparlarız diyorum.
Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)