GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çeteler, özellikle organize suç yapıları artık yalnızca kriminal örgütler değil belirli toplumsal koşullar altında rıza üreten, meşruiyet kazanan yapılar hâline gelmiştir. Türkiye'de çetelerin toplumsal varlığını sürdürmesinin temelinde rıza, din, kimlik ve adalet boşluğu arasında derin bir etkileşim vardır. Bu yapılar yalnızca korku ve şiddetle değil, kültürel, ahlaki sembolik araçlarla da toplumda ilişki kuruyorlar. Asıl soru şu: Bu örgütler nasıl meşru hâle geliyorlar? Çünkü rıza her zaman açık onay demek değildir. Bazen en az kötü seçenek olarak kabulleniliyor. Devlet, adalet üretmediğinde çete boşluğu dolduruyor, alternatif otorite gibi işlev görüyor. Yargı yavaş, hukuka erişim eşitsiz, güçlüler cezasız kalıyor, yoksullar korunmuyor. Bu yüzden mafya haklılık, mazlumdan yana olma söylemiyle kendini adalet dağıtan güç gibi sunuyor. Sosyal medya, popüler kültür, görsel anlatılar bu süreci derinleştiriyor. Lüks yaşam, güç gösterisi, televizyon programları, şiddeti estetikleştirip, suçu sıradanlaştırıyor. Eskiden mafyanın da bir raconu vardı, şimdi onun da taklidi çıktı. Böylece rıza, arzular sembollerin üzerinde üretildi.

Değerli milletvekilleri, özellikle İstanbul'da İstanbul'un birçok ilçesinde esnaflarımız inanın ki dükkânları açamayacak noktadalar. Her gün onlarca kişi bizleri arıyor, sizleri de arıyorlardır; Esenyurt, Bağcılar, Bahçelievler, Küçükçekmece, Avcılar, Esenyurt'un birçok yerinde, çevrelerinde esnafı haraca bağlayan, gençleri uyuşturucu ve silah sarmalına çeken çeteleşme gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu yapılar, bazen devletle iç içe olduklarını dillendiriyorlar, bazen de alternatif, çoğu zaman da devletin yapamadığını yapan örgütler olarak ortaya çıkıyorlar. Motosikletli saldırıların daha da görünür hâle geldiğini hepimiz televizyonlarda görüyoruz. İtiraz eden gazetecileri, aydınları tehdit ediyor, katlediyorlar. Gazeteci Hakan Tosun'un öldürülmesi, Güngören'de uyuşturucuya karşı gelen Hasan Ferit Gedik'in katledilmesi bunun en acı örneklerindendir. Sayın İçişleri Bakanına ve İstanbul Emniyet Müdürüne soruyorum: Esenyurt'ta yerleşim alanlarında fiilî hakimiyet kuran, site güvenliğini ele geçiren, hücre evleri oluşturan bu yapılar hangi istihbarat, denetim boşlukları sayesinde bu kadar hareket ediyor? Esnaf kurşunlanıyor, yurttaş tehdit ediliyor, suç alenileşiyor. Neden yalnızca geçici müdahaleler gerçekleştiriliyor? Neden kalıcı, bütünlüklü bir müdahale yapılmıyor? Ekonomik, lojistik, insan kaynağı ağları neden tespit edilmiyor? Ediliyorsa neden eş zamanlı müdahaleler yapılmıyor? En tehlikeli tablo da bu yapılar 15, 16, 17 yaşlarındaki çocukları kullanıyorlar. Onlara aidiyet, güç, korunma vaat ediyorlar. Sigortasız, güvensiz, eğitimden kopmuş bir gençlik çeteler için sınırsız insan kaynağına dönüşüyor.

Şu anda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlanan iddianamede 18'i tutuklu 68 çocuk suçlu var. Tetikçiler özellikle 15 ile 25 yaş aralarında yoksul ve ailevi sorunlar bulunan çocuklardan oluşmakta. Bu gençler işsizler, güçsüzler. Talimatları yerine getirenler 10 bin ile 50 bin TL arasında para teklif ediyorlar ama çoğunlukla ödeme de yapılmıyor. İstanbul'un birçok yerinde bacaklarından insan vurmak 50 bin lira, mekân taramak 80 bin lira, adam öldürmek 200 bin lira diye sosyal medyada duyurular var. Umudu çalınmış genci silahla, uyuşturucuyla kuşatmak kolay, ona onurlu bir yaşam sunmak zor olmasa gerek.

Çetelerle mücadele operasyon haberleriyle her gün İstanbul'da İçişleri Bakanı sosyal medyalarında bu tür kameralarının önünde silah gösterileri, silahlı operasyonlar yapıldığı dillendiriliyor ama bunların artık işe yaramadıklarını hepimiz görüyoruz. Bu yapılar hangi toplumsal boşluklardan besleniyor? Kimler tarafından korunuyor? Hangi siyasal, ekonomik ilişkiler ayakta tutuyor bunları? Bunları açıklamak zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

CELAL FIRAT (Devamla) - Aksi takdirde her operasyon geçici, her söylem samimiyetsiz kalıyor.

Değerli milletvekilleri, bu çetelerin çoğu geçmişte dayanışmanın güçlü olduğu mahallelerde devlet zoruyla yaratılan boşluktan güç kazandı. Devlet, güvenlik politikaları adına, demokratik haklar için mücadele eden gençlerin üzerine giderek apolitik bir ortam yaratmak istiyor; boşluğu, uyuşturucu ve tetikçi çeteler dolduruyor. Bütün bunlar tesadüf değil, bilinçli bir görmezden gelmenin sonucudur. Güvenlik, yalnızca polisiye tedbirlerle olmaz; güvenlik, adaletle, eşitlikle, güçlü sosyal politikalarla, gençlere umut veren yaşamla mümkündür. Yoksulluğu derinleştirip, mahalleleri çetelere terk edip sonra "Operasyon yaptık." demek inandırıcı gelmiyor. Suriye'deki halkın idaresine müdahale edeceğinize bu çeteleri bitirin, bu çetelere gerekeni yapın.

Saygılar diliyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)