GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sevgili halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Kürtleri yok sayarak, satışa getirerek kimse bir yere varamaz arkadaşlar. Bu topraklarda en az yüz yıldır bir Kürt sorunu var.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - PKK sorunu var.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Kürt sorununu palyatif metotlarla çözemezsiniz, gerçek anlamda hakkı vererek çözebilirsiniz. Bakın, şimdi, Kürtlere "Siz, Türk milletisiniz." deniliyor, değil mi?

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Denilmiyor.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Peki, biz, "millet" tanımını bir okuyalım, diyor ki: "Belirli bir toprak üzerinde yaşayan, ortak dil, kültür, tarih ve ülkü birliği bulunan insan topluluğudur." Peki, siz, Kürtlere bu unsurlardan hangisini veriyorsunuz? "Dilimiz Kürtçe." diyorlar, ana dilde eğitim istiyorlar. Güya bir süreç var, bu konuda hiçbir adım yok, insanlar "millet" kavramını nasıl hissetsin?

"Kültür" diyorsunuz, Kürtlerin kültürlerini yok ediyorsunuz ve bununla da kalmıyor, daha fazlasını yapmaya çalışıyorsunuz; Türkiye'de, Suriye'de tüm Kürt kazanımlarını yok etmeye çalışıyorsunuz. Güya bir süreç var ama yapılanlar tam tersine gidiyor, kabul edilecek bir durum değil bu.

"Tarih ve ülkü birliği" diyorsunuz. Nerede, nerede bir ülkü birliği? Bakın, şu anda Kürt halkı büyük bir kopuş hissediyor, bir ülkü birliği hissetmiyor. İstediğiniz kadar "Ben yaptım, oldu Ömer Bey, sesini çıkarma." de; bize, Kürt halkına bunu söylüyor. Tutmaz kardeşim, Türkiye'de ve Suriye'de, Irak'ta ve İran'da bunlar tutmaz. En az yüz yıldır deneniyor. İlla DEM PARTİ'li bir vekil olarak söylememe gerek yok, AK PARTİ'li Kürt vekiller de doğru söylediğimi çok iyi biliyor. "Doğru söylüyorsun Ömer Bey." diyorlar. Kardeşim, siz de çıkın, doğruyu söyleyin. Kürt halkının ruhu bunu söylüyor. Böyle yöntemlerle olur mu arkadaşlar? Yani, efendim "Suriye'deki Kürtlerin tüm kazanımlarını yok edelim. Nusaybin ve Kamışlı arasındaki o ruhu yok edelim ve yolumuza devam edelim." diyorsunuz. Böyle bir anlayışla hiçbir süreç yürütemezsiniz.

Bakın, Sayın Cengiz Çandar burada, en az otuz yıl önceydi değil mi? Rahmetli Turgut Özal baktı ki bu devlet anlayışıyla bu işler yürümüyor "Sevgili Cengiz gel, yeni bir metot üzerinde çalışalım." dedi. Kendi kitabında anlatıyor, bir şekilde oturmuşlar ve yeni bir çözüm üzerinde konuşmuşlar. Yanlış mıydı arkadaşlar? O zamanlar kıyamet koparılıyordu, Sayın Barzani ve Sayın Talabani'yle bir diyalog konusunda kıyametler koparılıyor. Ya Kürt'le oturup konuşmaktı yani, başka siyasi ideolojik meseleleri bırakın. Yani Kürt'le savaş mı yapılsın, yoksa Kürt coğrafyasıyla konuşulsun mu, mesele buydu.

Hatırlıyor musunuz, otuz yıl önce bu Mecliste kıyametler koparıldı. İşte, "Vay, nasıl olur o teröristlerle oturup konuşursun!" şudur, budur. Şimdi, günümüze geliyoruz; yapılanlar yanlış değilmiş, bunu herkes biliyor. Yani bölgedeki, Orta Doğu'daki Kürt toplumuyla, Kürt halkıyla barışmak yanlış bir şey değilmiş. Şu anda güya bir süreç yürütülüyor ama Kürt halkıyla gittikçe aradaki uçurum açılıyor. Bu doğru bir şey değil arkadaşlar, bu doğru bir şey değil. Bakın, en başta güveni yok ediyorsunuz, güven ya, güven duygusu; insanlar arası ilişkilerdeki güven duygusu, toplumlar arası ilişkilerdeki güven duygusu. Siz bunu yok ettikten sonra mekanik bir süreç yürütse ne olur, yürümese ne olur?

Sayın Selahattin Demirtaş içeride. Kürt halkı -biz sahadayız- nereye gitsek bize "Sayın Selahattin Demirtaş olmadan nasıl bir birliktelik olur, nasıl bir süreç olur, böyle bir şey olabilir mi?" diye soruyor. O güveni vermediniz, vermek de istemiyorsunuz. Artı, bunun üstüne, işte "Kürt, anasını görmesin." mantığıyla yola devam ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Bu kafayla giderseniz daha çok emekli maaşı hesabı yaparsınız. Ya, 20 bini bile veremezsiniz arkadaşlar, biliyor musunuz? Çünkü bu anlayışın sonu barış değildir, bu anlayışın sonu sıkıntıdır, bu anlayışın sonunda ekonomik kriz vardır, paraları silaha yatırma vardır. Emekliye neden 20 bin lira anca verebiliyorsunuz çünkü elde para yok, ekonomik kriz var, esnaf perişan. Bugün siz döviz, altın fiyatlarına baktınız mı arkadaşlar? Yani ekonomi çökmüş demek ya! En son sektör inşaat vardı, o da bitti gitti. En son inşaata dayanmıştınız, bir onunla ekonomi yürüyordu, o da bitti gitti; sizin Kürt politikanız da bitti gitti.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)