GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

PERİHAN KOCA (Mersin) - Teşekkür ediyorum.

Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımızı bir kez daha saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, memleketin gerçekten çok acil, çok yakıcı ve yaşamsal gündemleri, sorun alanları var. Bir yanımızda tankıyla topuyla bir savaş boy veriyor. Bir yanımızda ise bir yaşam savaşı gerçekliğiyle karşı karşıyayız çünkü bugün ülkemizde işçiler, emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar, çocuklar yani bir avuç mutlu azınlık dışında herkes, topyekûn milyonlar hayatta kalabilmek için bir yaşam mücadelesi veriyorlar. Örneğin, bu memleket için yıllarca çalışmış, üretmiş, alın teri dökmüş olan emekliler ne yazık ki bu iktidar tarafından bir yük olarak ve sadaka verilip gönderilecek dilenciler olarak görülüp açlık sınırının altında cehennemî koşullara mahkûm ediliyorlar. Öyle ki yoksulluk sınırının 100 bin liraya dayandığı, açlık sınırının 30 bin lirayı aştığı koşullarda patronların, zenginlerin, holdinglerin iktidarı olan AKP bin liralık sadaka artışıyla birlikte en düşük emekli maaşının 20 bin liralık bir sefalet ücreti olmasını reva görüyor ve bu utanç vesikasını da emeklilere müjde olarak günlerdir pazarlıyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, bugün 4 kişilik bir ailenin sadece aylık gıda harcaması 30.143 lirayı aşmış durumda yani minimum bir gider kaleminden bahsediyoruz emekliler açısından. Dolayısıyla emekliler bugün ne yazık ki ülkemizde barınmadan gıdaya, sağlığa, ulaşıma yani en temel insani ihtiyaçlarına erişemez vaziyetteler. Bu memlekette emekliler emekli olduğu hâlde, emeklilik hakkını kazandığı hâlde çalışmaya ve çalışırken ölmeye mahkûm ediliyorlar; banyosuz, tuvaletsiz kiralık odalarda, cehennemî koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyorlar. Daha geçtiğimiz günlerde -birçok hatip de ifade etti- 66 yaşında emekli Cemal Ertürk kirasını ödeyemediği için evsiz kalıp ısınmak için hurda bir araca sığınıyor ve sığındığı araçta ne yazık ki yanarak can veriyor. Vaziyet bu kadar vahim arkadaşlar, tablo bu kadar karanlık durumda ama hâl böyleyken, emeklilere "Bütçe yok." deyip emeklileri ölüm ile açlık arasında bir cendereye sıkıştırmaya ve sistematik olarak emeklileri yoksullaştırmaya devam ediyorsunuz. Sermayeye vergi kıyakları, devasa teşvikler, aflar bu kadar apaçık bir şekilde ortadayken iş emekliye gelince, yıllarca bu ülke için emek etmiş, çalışmış, didinmiş, prim ödeyip emeklilik hakkını kazanmış olan milyonlarca emekliye "Bütçe yok." diyorsunuz. Üstüne üstlük, emeklilerin hakları için mücadele edenlere, emeklilerin yaşam mücadelesine kollarında milyon dolarlık saatleri olan vekilleriniz utanmadan, sıkılmadan "Şov yapıyorsunuz." diyebiliyorlar.

Bakın arkadaşlar, emekliler kimseden sadaka beklemiyorlar, kimseye el açıp dilenmiyorlar; insanca bir yaşam için hak ettiklerini talep ediyorlar sadece. Ama tabii ki şunun farkındayız: Siz kendi ekonomi politiğinizi yoksullukla mücadele üzerine değil de yoksulluğu yönetmek üzerine kuruyorsunuz ve bunun için de ne yazık ki muhtaç edilmiş, açlık ve yoksullukla terbiye edilmiş, size kapı kulu olacak makbul vatandaşı, makbul emekliyi yaratmaya çalışıyorsunuz. Ama bizler yoksulluğu, insanlık onuruna aykırı olan bu yaşam koşullarını reddediyoruz ve milyonlara yapmış olduğunuz bu dilenci muamelesini de kabul etmiyoruz.

Biliyoruz ve farkındayız, sizin siyasal iradeniz tümüyle sermaye çıkarlarına yazgılı bir şekilde şekilleniyor. Bunun için de "Emekliye bütçe yok." diyorsunuz ama eğer gerçekten emekli için bütçe arıyorsanız, kaynak arıyorsanız kamu kaynaklarını sermaye gruplarına peşkeş çekmekten derhâl vazgeçin, patronlara sağlamış olduğunuz vergi aflarını, teşvikleri, muafiyetleri kaldırın, artan oranlı ve adil bir kurumlar vergisi ve servet vergisi getirin ve bu kaynakla emekli aylıklarını yoksulluk sınırının altına düşmeyecek şekilde tekrardan düzenleyin diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)