GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün kürsüye önümüzdeki teklifin maddelerini tek tek sıralamak için değil, bu teklifin arkasındaki siyasi aklı, ülkeyi sürüklediği ekonomik uçurumu ve milyonların üzerine kâbus gibi çöken geçim krizini konuşmak için çıktım.

Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; adı uzun, içeriği karışık, sadece günü kurtarmaya yönelik düzenlemelerle dolu bir metin. Bakınız, teklif 15 maddeden oluşuyor ve üstelik 4 maddesi daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş yani daha önce yaptığımız düzenlemeler hukuki güvenliği sağlayamamış, belirlilik ve ölçülülük testinden geçememiş. Bugün bu metne "değişiklik" diyorsunuz, yarın Anayasa Mahkemesi aynı gerekçelerle bir kez daha iptal ederse bu kez adını "uyum" koyacaksınız. Evet, gerçek şudur: Devlet, deneme yanılma yöntemiyle yönetilemez.

Değerli milletvekilleri, teklifin en çok konuşulan başlığı emekli aylıkları. AK PARTİ'si iktidarı bu teklifle en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkarıyor ve bununla da övünüyor. Peki, gerçekler bize ne söylüyor? Emekli, markete gittiğinde artık ürünlere değil sadece fiyat etiketlerine bakıyor, kalitelisini değil en ucuzunu alabiliyor, "fırsat ürünü" diye tarihi geçmiş gıdaları alabiliyor; eczaneye gittiğinde reçeteyi değil kasada ödeyeceği farkı düşünüyor; kış geldiğinde kombinin düğmesini değil ay sonunu nasıl getireceğini ayarlıyor. Yani, sayenizde, emekli artık yaşayamıyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyor, siz de buna hiç sıkılmadan "İyileştirme yapıyoruz." diyorsunuz ama bu yaptığınız, yıllardır büyüyen bir yarayı pansumanla kapatma çabasından başka hiçbir şey değildir çünkü emekli aylığını arttırmak tek başına bir refah politikası değildir. Enflasyonu düşüremiyorsunuz, gıda fiyatlarını dizginleyemiyorsunuz; kirayı, faturayı, ulaşımı kontrol altına alamıyorsunuz, paranın değerini koruyamıyorsunuz. Maaş artışı daha hesaba yatmadan buharlaşıyor. Bugün emekliye verilen her kuruş ertesi gün yeni zamlarla geri alınıyorsa bunun adı müjde değil, müjde olamaz, bunun adı düpedüz kandırmacadır. Üstelik maliyetin önemli bir kısmını yine İşsizlik Sigortası Fonu gibi alanlardan karşılıyorsunuz. Yani bir yandan "Dar gelirliyi destekliyoruz." diyorsunuz, öte yandan, dar gelirlinin hakkı olan kaynakları başka kalemlere yamayıp haberleri bile olmadan hakkını gasbediyorsunuz. Bu yöntem, sosyal devletin gücü değil ekonomik yönetimin çaresizliğidir.

Bir de yıllardır anlattığınız bir tasarruf masalı var. AK PARTİ'si iktidarı tasarruftan söz ediyor ama tasarrufu hiçbir zaman israfın merkezinden başlatmıyor. Tasarruf denince akıllara hep emekli geliyor, asgari ücretli geliyor, küçük esnaf geliyor; tasarruf denince iktidarın ilk cümlesi "Millet kemer sıkacak." oluyor. Peki, saray harcamaları, lüks giderler, 3-5 maaş alan bürokratlar, garanti ödemeleri, şeffaflıktan uzak kamu ihaleleri, hesap sorulmayan kalemler; bunlar tasarrufun dışında mı? Söz konusu dar gelirli olunca imkân yok, söz konusu yandaş düzen olunca imkân çok! İşte bu, ekonomik krizden önce, açık bir vicdan krizidir.

Bu teklifin geneli bize şunu gösteriyor: İktidar ülkeyi bütüncül bir programla yönetmiyor; parça parça yamalarla, günübirlik hamlelerle, kamuoyunun nabzına göre cümle kurarak ilerliyor. Bir yanda memur disiplinine ilişkin düzenlemeler, bir yanda vergi süre uzatmaları, bir yanda işverene destek, bir yanda fon yapıları; hepsi aynı torbada. Bunun adı pratiklik değildir, bunun adı denetimsizlik ve hesap vermekten kaçmaktır. Güncel tablolar ortadadır ve bu tabloyu siz yarattınız, şimdi pişkin pişkin konuşuyorsunuz; sanki bu enflasyon kendiliğinden çıktı, sanki bu yoksulluk kendiliğinden oldu. Hayır, bu sonuç yıllardır sürdürdüğünüz yanlış politikalarınızın birikmiş sonucudur. Emekli artık "en düşük" kelimesine mahkûm edilmek istemiyor, asgari ücretli ayın ortasında eksi bakiye görmek istemiyor, gençler diploma alıp işsiz kalmak istemiyor, vatandaş bir ürünü alırken 3 kez düşünmek istemiyor. Bu ülkenin ihtiyacı makyaj değil, köklü değişimdir; bu ülkenin ihtiyacı göstermelik düzenlemeler değil, adil paylaşım, şeffaf yönetim ve gerçek bir enflasyonla mücadeledir.

Değerli milletvekilleri, bu teklif iktidarın "Biz yaptık, oldu; idare ediniz." anlayışının bir ürünüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN - Devam edin.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Buradan açıkça ifade ediyorum: Emekliye, dar gelirliye, çalışana sabır tavsiye etmek dile kolaydır; zor olan israfı kesmektir, zor olan hesabı şeffaf vermektir, zor olan adaletsizliği bitirmektir. Siz her zaman zor olanı değil, kolay olanı seçiyorsunuz ve bedelini de her zaman vatandaşımıza ödetiyorsunuz. İşte, biz buna itiraz ediyoruz. Bu ülkenin işçisi, bu ülkenin memuru, bu ülkenin genci, emeklisi, yaş almışı sizden sadaka beklemiyor; bu ülkenin insanı sizden sadece ve sadece insanca yaşayabilmek için gerekenleri yapmanızı bekliyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)