| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 21.01.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Değerli halklarımız, AKP iktidarının "her ile bir üniversite" diyerek başlattığı kampanya hatıralarımızda. 2006 yılından beri başlatılan bu kampanyada 77 olan üniversite sayısı 205'e çıkarılmıştır. Görünürde iyi ve yararlı bir işmiş gibi gözüken bu uygulama bilimsel ana dilde eğitimi yerle bir etmiştir ama özüne baktığımızda, AKP iktidarının her işinde olduğu gibi bunda da iktidarına güç devşirme amacı güttüğü açıktır. Mahallelerde süper marketler zinciri açar gibi her ile üniversite açıldı, eğitimin de iktidar eliyle özelleştirildiği ve ticarileştiği dikkate alınırsa bunlara da üniversite zinciri demek hiç haksızlık olmaz. Peki, üniversitelerdeki bu niceliksel gelişmenin topluma ve gençliğe ne yararı oldu? En çok üniversiteye ve en çok üniversite öğrencisine sahip ülkeler listesinde üst sıralara çıkmak dışında bir anlamı olmadı. Mesela yükseköğretimdeki bu nicelik büyümesine uygun bir nitelikte akademik kadro büyümesi olmadı. Üniversite binaları, fakülteler ve kampüsler yapıldı ama bilimsel, nitelikli eğitim inşa edilmedi. Yapılanlar çoğunlukla tabela üniversitesi olarak kaldı, üniversite öğrenci sayısı arttı ancak bu öğrenciler mezun olduğunda ellerinde işe yaramayan bir diplomayla kaldılar. Türkiye'de üniversiteler vasıflı, işsiz yetiştirir oldu, akademik kadrolar ise hak getire. Siyasi iktidar özellikle 2005 sonrası bu alana çok daha özel yöneldi. Bir yandan, yasal düzenlemelerin dışında, Cumhurbaşkanlığı atama yetkileriyle atanan rektörler yükseköğretim kurumlarının az da olsa işleyen iç demokrasi işleyişini tarumar etti, atanan rektörler üniversiteleri yönetti. Bu da yetmezmiş gibi, en kritik üniversitelere kayyum rektör atamaları yapıldı. Sözde öğretim üyesi yetiştirme programları AKP iktidarına akademide kadro yetiştiren bir mevzuata dönüştürüldü. 2015 sonrası ise demokratik barış istedikleri için yüzlerce sol, sosyalist, demokrat dünya görüşüne sahip akademisyen ihraç edildi, OHAL sürecinde KHK'lerle bu sayı binleri buldu. Böylece akademi dünyası tek tipleştirildi. Sorun, yalnızca akademide değil, tepeden tırnağa bilimsel olmayan eğitim sistemindedir. Zaten pek olmayan, olduğu kadarıyla da AKP iktidarı tarafından tasfiye edilen bilimsel eğitim sorunu varken elbette akademik kadro atamalarının liyakatli, şeffaf, bilimsel ve objektif ölçülere dayalı olması beklenemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÇİÇEK OTLU (Devamla) - Şırnak Üniversitesinde yaşanan rektör vakası ve kadro atamaları bu tabloyla gözümüzün içine sokulmuştur. İktidar partisinde ise bu kepazeliğe dair tek bir ses bile çıkmamıştır. Neden? Çünkü yıllardır bu sizin normalinizdir, tek parti diktatörlüğü böyle bir şeydir, hayatın her alanına sirayet ederek onu tahakkümü altına alır; tek adam rejimi, tek parti rejimi, tek devlet, tek millet, tek dil, tek tip insan, tek tip, tek, tek, tek... Bu anlayışın varacağı yer bilimsel, akademik, eşit, parasız, adil ve ana dilde eğitim değildir. Rejimle uyumlu, ona biat eden, bilimle, kültürle, sanatla, edebiyatla, eleştiriyle, dünyayla alakası dahi olmayan, atanmış, liyakatsiz, akademik kadroya yapılmak istenen şey tam bir toplum dizaynıdır; görünürde bu iyi ve yararlı bir iş gibi ama özüne baktığımızda, AKP iktidarının her işinde olduğu gibi bunda da iktidarın güç devşirme amacı güttüğü açıktır. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)