GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2000'li yılların başında Türkiye derin bir ekonomik krize sürüklenmişti ve zamanın Başbakanı rahmetli Sayın Bülent Ecevit ağır eleştirilere maruz kalmıştı. İşte, AKP iktidarı o çöküntüden filizlenmiş ve bugüne kadar da Türkiye'de yoksulun, işçinin, işsizin, emeklinin sırtında bir karabasan gibi büyümeye devam etmiş bir siyasi iktidardır. Bütün parametrelere bakın; çay simit hesabı yapın, Diyanetin kurban hesabı yapın, altın hesabı yapın, maaş hesabı yapın; o günkü krizden çok daha ağır bir kriz ortamının içerisinde olduğumuz apaçık görülüyor ama o günlerde emekli maaşının asgari ücretten yüksek olduğu gerçeği var, bu gerçek iktidarı rahatsız ediyor. Nihayet Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan sessizliğini bozdu; baktı ki milletvekilleri, bakanlar bu sadaka 20 bin liralık ücreti sırtlayamıyorlar, savunamıyorlar kendisi topa girmeyi tercih etti ve sonuçta, baktığınızda, Sayın Cumhurbaşkanı dahi bizim yakıştıramayacağımız bir üslupla rakamları çarpıttı, büyük bir hata yaptı, yaptırıldı, her neyse çünkü Cumhurbaşkanına "Yalan söyledi." demek bana yakışacak bir şey değil. Bir rakam söyledi, dedi ki: "Biz geldiğimizde 66 liraydı en düşük emekli maaşı." Yani şunu ispatlamaya çalışıyor: Asgari ücretin altındaydı. "Biz geldiğimizde 184 lira asgari ücret vardı, emekli maaşı da 66 liraydı." diyor. Dinlerseniz inanırsınız, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı ama gerçek bu değil; Sayın Zengin, gerçek bu değil.

Bakın, elimde Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının belgesi var, şu anda siz de internetten ulaşabilirsiniz. Buradaki rakamlara baktığınızda, evet, gerçekten o günkü en düşük BAĞ-KUR emeklisinin maaşı 150 lira, en düşük SSK emeklisinin ücreti 257 lira, en düşük memur emeklisinin ücreti 376 lira, asgari ücret 184 lira yani hepsi de asgari ücretten yüksek, BAĞ-KUR emeklisi biraz geride. Peki, bu 66 lira nereden geliyor? Aslında, gerçek rakam 65,8 lira, o da BAĞ-KUR tarım emeklisinin ücreti; halk arasında "rençper emekliliği" diye tarif edilen. Üreticilere, çiftçilere, köylü vatandaşlarımıza devlet zamanında demiş ki: "Ya, bir mısır koçanı satmışsın, pamuk satmışsın, eğer senin elinde fatura varsa, bir koçan varsa getir, geriye doğru da az bir şey prim yatır -çünkü birçok maaşı eksik- onun üzerinden sana az da olsa bir aylık bağlayalım." O günkü rakam ne biliyor musunuz? Yazın şimdi -birazdan gönderirler size- 9 bin kişi ve bunun olmayacak bir iş olduğu fark edilmiş ve vazgeçilmiş, yıllardır yok yani bu yakışmamıştır, bu yakışmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı buradan savunamaz ama Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında "Bizim popülizmle ve öyle bukalemun siyasetiyle işimiz olmaz." demiş ve diyor ki: "İlkelerimiz, prensiplerimiz var." diyor. Peki, ilkeleriniz ve prensipleriniz varsa, işte arkasında durmanız gereken ilke Sayın Cumhurbaşkanı: "Seçimden önce en düşük memur maaşı 22 bin TL olacak ve maaşlardaki bu artışları da memur emeklilerimize otomatik yansıtacağız." diyor. İşte, daha 3'üncü yıl dolmadı Sayın Cumhurbaşkanı; ilkeleriniz var, prensiplerimiz var, bukalemun siyaseti size yakışmıyor, sizin sözleriniz bunlar, tamam. Hadi, ne duruyorsunuz? Niye yirmi üç yıl önceki 66 liralık bir rakamı bulup da olmayan bir rakamının arkasına saklanıp emeklinin hakkını vermiyorsunuz, emeklilerin hakkına giriyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu olacak iş midir? Biz bunu kabul etmiyoruz.

Bir de Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki milletvekili gurubuna bakarak: "Rehavete yer yoktur, katılım konusunda istisnasız azami özen istiyorum." Vallahi haklı.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Hiç öyle bir şey söylemedi.

MURAT EMİR (Ankara) - Demiş.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Demedi, demedi.

MURAT EMİR (Ankara) - Benim buldum, bakarsınız.

Ben size söylüyorum mevkidaşım olarak, AKP Grubunun bu iki gün içerisinde Genel Kurula katılımı konusunda Sayın Cumhurbaşkanı gibi azami katılım talep ediyoruz, gereğini yapacağız, demedi demeyin. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - Şimdi, emekliler de büyük haksızlıklar oluyor. Bir noktanın altını çizerek bu emekli meselesini kapatmak istiyorum. Emekliler feryat ediyorlar. 1.068 liralık bir zamdan bahsediliyor. 1.068 lira, otuz güne bölün, güne 35 lira düşmüyor, 35 lira. Bu Meclis bir emekliye günde 35 lira vermek için kanun yapacak, biz bunu kabul etmiyoruz. Bu nedenle hem emekli maaşının en düşük olanını asgari ücret seviyesine çekecek ama 9000 gün prim ödemiş, hak etmiş, daha yüksek emekli aylığı alması gerekenin de hakkını koruyacak adil bir sistem öneriyoruz. Bizim önerimiz kayıtlarda var ama diyorsanız ki: "Sizinki olmaz, bizimki olsun." Biz varız, çıkartın bir A4, yazın hakkaniyetli bir zam, biz de altını imzalayalım, beş dakikada geçirelim, müjdeyi verelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bir konu da tabii hepimizin yüreğini yakan, bir yıldır acısı dinmeyen, yüreğimizin derinliklerinde hissettiğimiz, feryatlarının asla gözlerimizden, kulaklarımızdan gitmediği Kartalkaya faciasında bir yıl önce yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyoruz. Tabii, oradaki acımız dinmedi ve dinmeyecek ama bizim orada ölenlere, ölenlerin yakınlarına, yarınki çocuklarımıza, otellerde kalacak çocuklarımıza bir borcumuzun gereği olarak yargılamanın adil, olması gerektiği gibi ve herkesin yargılanacağı, her sorumlunun yargılanacağı, kimsenin Turizm Bakanının arkasına saklanamayacağı bir süreci bekliyoruz. Bu süreç olmadığı sürece, sorumlular yargılanmadığı sürece, 2 kez Bakan reddetmiş olmasına rağmen ancak Danıştay kararıyla hâkim karşısına çıkan sorumluların görevden el çektirilmesini talep ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.

Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Mahkeme bir yıldır talep ediyor, Turizm Bakanı bu kişiler yargının önüne çıkmasın diye her şeyi yapıyor, sonra bunlar yargının önüne çıkıyorlar, mahkeme "Adli tedbir koyuyorum ve delilleri karartma olasılığı olabilir, bu kişinin yurt dışına çıkma ihtimali olabilir ve adil yargılanma ilkesi bozulabilir." diyor ama bu kişiler hâlâ görevdeler, hâlâ uzaklaştırılmadılar. Bu Sayın Bakan neyi koruyor, biliyor musunuz? Kendisini koruyor, ETS'yi koruyor, ETS'nin Bakanlıktaki temsilcilerini koruyor. Bu mahkeme bu Bakana dayanana kadar bu mücadele bitmeyecek. (CHP sıralarından alkışlar)