| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 20.01.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de asgari ücretin ve emekli aylıklarının geçinmeye yetmediğini, enflasyon karşısında her geçen yıl daha da eridiğini ve hak kayıplarına sebep olduğu gerçeğini bu kürsüden defalarca konuştuk ancak bugün çoğu zaman bu tartışmaların bile dışında kalan sesi daha az duyulan bir kesim adına söz almış bulunuyorum; engelliler, engelli yakını olan aileler ve evde bakım verenler adına. Bu haneler yalnızca düşük gelirle yaşamak zorunda kalmıyorlar aynı zamanda bakım yükünün aileye kalması nedeniyle aileden bir kişi hem sosyal hayattan hem de çalışma hayatından geride kalıyor, âdeta dışlanıyor, sosyal güvenlik sisteminden ve imkânlarından kopuyor ve engelli bireyin yanında tabiri caizse hayattan engelleniyor; tüm bunların sonucu olarak da uzun vadeli yoksulluk riskiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. 2026 yılı için açıklanan sosyal yardımların son durumuna bir bakalım; yaşlı aylığı 6.393 lira, yüzde 40-60 engelli aylığı 5.103 lira, yüzde 70 ve üzeri engelli aylığı 7.655 lira, engelli yakını aylığı sadece 5.103 lira, evde bakım yardımı ise 13.878 lira. Açlık sınırının çok çok altında, mutfak masrafına bile yetmeyecek bu sefalet aylıkları tanımlamasına layık rakamlar, hiçbirinin ailenin temel ihtiyaçlarına yetmeyeceği göstergeleri bize sunuyor. Bunlar, ailelerin derdine derman olmayacak barınma, gıda, enerji, ulaşım ve sağlık giderlerini karşılamaktan da son derece uzak rakamlardır, aylıklardır. Hele ki engelli bireyin bakımını fiilen üstlenen bir aile üyesi çalışamıyor ve aileye ek gelir getirmekten mahrum bırakılıyorsa bu tutarlar bir geçim aracı olmaktan çıkar, sosyal yardımlar fiilen sadaka düzeyinde kalır. Üstelik, tam da bu kırılgan tabloda iktidarın halktan kopuk karar ve açıklamaları umutları daha da karartıyor, durumu daha da gerilere, zorluklara savuruyor. İşte, bir örnek daha: 16 Ocak 2026 tarihli ve 33139 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Evde Bakım Yardımı Yönetmeliği değişikliğiyle evde bakım yardımına erişim ve gelir hesabına ilişkin koşullar daha da zorlaştırıldı, daraltıldı. Gelir hesabında fiilî kazanç yerine varsayımsal değerlerin esas alınması, bakıma muhtaçlığın tam ve kısmi bağımlılık gibi dar yorumlara sıkıştırılması, yardım alan binlerce ailenin kapsam dışı bırakılması, bildirim yükümlülükleri ve geriye dönük tahsilat riskleri, yükleri... Bunların her biri yaşanırken yeni yapılan açıklamalar yardıma gerçekten ihtiyacı olan binlerce hanenin daha sistem dışında kalacağını bizlere gösteriyor.
Ancak burada çoğu zaman konuşulmayan bir başka ağır sonuç daha var. Yıllar boyunca yakınlarına bakan pek çok kişi bakım verdiği yakınının kaybı sonrasında bakım yardımından da mahrum kalıyor ama bir de "devlet izinli" kayıt dışı bakım elemanlığı yaptığı için emeklilik hakkı da elinden gidiyor, emeklilik hakkı elde edemeden hayatına devam etmek zorunda kalıyor, kayıp yıllar içinde bu yaşamını sürdürüyor. Bu insanlar bir anda işsiz, gelirsiz ve sosyal güvencesiz kalıyorlar; hayatlarını adadıkları bakım emeği sistem içinde yok sayılmalarını da beraberinde getiriyor hiçbir karşılık bulamadan.
Evet, engelli bireylerin sorunlarına dair bir komisyon kuruldu ama öyle yoğun sorun ve ihtiyaçlar var ki, o kadar çok sayıda başlık var ki Komisyon hepsine nasıl çözüm üretecek ben de endişeliyim. İşte, bu nedenle, araştırma komisyonunun bakım emeğine odaklanarak kurulması sadece sorunları tespit eden değil çözüm yollarını da masaya yatıran, somut öneriler sunan ve uygulamalara yansıyan bir zemine dönüşmesini gerekli kılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ELİF ESEN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yıllarca bakım vermiş bir vatandaşımızın sahip oldukları deneyimin süreçte profesyonel eğitimlerle desteklenmesi, bakım hizmetleri alanında sertifikalı olarak güçlendirilmesi ve meslek elemanlığına kazandırılması maaşlı, güvenceli, sigortalı istihdam olanaklarının değerlendirilmesi mümkün kılınmalıdır. Bu hem bakım hizmetlerindeki açığı kapatacak hem de bakım emeğini sosyal güvenlik sistemi içinde kılacaktır.
Biz bu araştırma önergesiyle şunu istiyoruz: Sosyal yardım artışları insan onuruna yaraşır şartlarda geçim için yeterli mi? Yönetmelik değişikliği kimleri sistem dışında bırakıyor? Bakım verenler ne tür dezavantajlar yaşıyor, neden sosyal güvenlikten kopuyor? Devlet, bakım emeğini nasıl kalıcı bir sosyal politika alanı hâline getirebilir?
Bu soruların cevabı masa başında değil Meclisin denetim yetkisiyle şeffaf ve katılımcı bir araştırmayla verilmelidir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)