| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 20.01.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
İyi bir hafta olmasını temenni ediyorum.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilişinin 19'uncu yıl dönümü. Kendisinin farklı fikirleri vardı, zaman zaman katılmadığımız fikirleri vardı ama hem bu cinayeti bir kez daha takbih ediyorum, kınıyorum; aynı zamanda da ailesine ve sevenlerine de bir kez daha başsağlığı diliyorum.
Osmanlı Devleti 1915 yılında kesinlikle bir soykırım yapmamıştır. Orada karşılıklı bir kıtal olmuştur, Sayın Hrant Dink de zaman zaman bunlara atıfta bulunmuştur. Son zamanlarda, Ermenistan Devlet Başkanının açıklamaları takdire şayan açıklamalardır. Türkiye-Ermenistan ilişkileri Kafkaslardaki barışa çok ciddi şekilde katma değer sağlayacak, aynı zamanda hem ekonomik olarak hem de ticaret boyutunun dışında turizm olarak ve de tarihsel barışla ilgili de çok değerli bir katma değer sağlayacaktır. O nedenle, bir kez daha, katledilişinin yıl dönümünde, kendisini saygıyla anıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı, 21 Mart 2025 tarihinde şöyle bir açıklama yapmıştı: "Nevruz bütün halkların bayramıdır; Türklerin, Kürtlerin ve aynı zamanda bu Orta Doğu halklarının bir bayramı." ifadesini kullanmıştı ve "Nevruz'u en kısa zamanda bir bayram ilan edeceğiz, anma günü ilan edeceğiz, bir gün ilan edeceğiz." demişti. Biz de kendisinden önce kanun teklifleri vermiştik, başka partiler de kanun teklifleri vermişti. 21 Mart yaklaşıyor, Nevruz Bayramı yaklaşıyor, Nevruz yaklaşıyor; Orta Asya'dan itibaren Türkler de kutladılar bunu, İranlılar, Acemler de kutladılar, Kürtler de kutladılar. Baharın gelişi, aynı zamanda barış ve kardeşliğe doğru bir adım olarak değerlendirdiler. O nedenle bir an önce bu kanun teklifini; bizim kanun teklifimizi indirmiyorsunuz aşağıya, hiç olmazsa Sayın Cumhurbaşkanının sözü havada kalmamalı diyor ve iktidar partisini bu kanunu aşağı indirmeye davet ediyoruz yani Genel Kurula indirmeye davet ediyoruz.
Kayyum atamaları. Biliyorsunuz burada çok ciddi şekilde kayyumla ilgili sıkıntılar meydana geldi. Önce HDP'li belediyelere kayyum atandı, daha sonra CHP'li belediyelere kayyum atandı; diğer belediyelere de dolaylı endirekt kayyumlar atandı, onlar da istifa ettirildi, transferlerle bir noktada kayyumlar atanmış oldu, kayyum vazifesi görüyorlar oralarda. O nedenle bu 11 partinin vermiş olduğu kayyum teklifi yani kayyumla ilgili kanun teklifimizin gündeme alınması gerekmektedir. Yoksa "Şu şahıs göreve dönsün, bu şahıs göreve dönsün." demek veyahut da "Şu şahıs göreve dönmedi. Niçin dönmedi?" gibi sözler havada kalıyor. Kanun devletidir yani Türkiye bir hukuk devleti ise kanunlarla hukuk devleti olur. O zaman bunu da uygulamamız gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, İYİ Partinin 4'üncü Olağan Kongresi yapıldı. Yeniden Genel Başkanlığa seçilen ve aynı zamanda Parlamentoda beraber çalıştığımız, grup başkan vekili olarak faaliyette bulunduğu zamanlar içerisinde yakınen tanıdığımız, geçmişten de tanıdığım Müsavat Dervişoğlu tekrar yeniden Genel Başkan olarak seçildi. Hem kendisini hem de aynı zamanda parti yönetim kurulu üyelerini tebrik ediyorum. Türk demokrasisine katma değer sağlayacaklarından eminim. Ama bir noktaya da atıfta bulunmak istiyorum: Bu TRT var, TRT, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu; millete ait olduğu söyleniyor, 86 milyona ait olduğu söyleniyor, 86 milyonun vergileriyle ayakta kalıyor. Ama bir partinin yayın organı gibi çalışıyor ve eğer Adalet ve Kalkınma Partisinin kongresi yapılsaydı saatlerce onu yayınlar, hatta canlı yayınlar ama İYİ PARTİ'nin kongresini akşamleyin şöyle genel geçer bir şekilde, şöyle bir geldi geçti, "İYİ PARTİ'nin kongresi oldu." dedi. Bunlar Türkiye demokrasisine çok ciddi şekilde ket vurmaktadır. Aynı zamanda TRT'yi de partizanlık yaptığı için, TRT'yi de bir partinin yayın organı olduğu için, milletin parasına da ihanet ettiği için de takbih ediyorum ve kınıyorum. O nedenle, TRT'yi de tekrar, yeniden Türkiye'nin radyo, televizyonu olmaya davet ediyorum.
Bir karne tatili verildi; biliyorsunuz, çocuklarımız, gençler karne tatiline uğradılar, on beş gün kadar okullar tatil olacak. Hem kendilerine iyi bir tatil diliyorum, iyi dinlenmeler diliyorum hem de aileler de çocuklarıyla beraber bir kez daha birlikte olacaklar. Öğretmenlerimizi tebrik ediyoruz ve de aynı zamanda da ailelere de çocuklarıyla beraber iyi bir tatil, iyi bir dinlenme temenni ediyoruz.
Dış politikadaki bir savrulmayı da dile getirmeden edemeyeceğim. Millî Savunma Bakanı burada bir kişiyi ağırladı. Kimi ağırladı? Tom Barrack'ı ağırladı yani Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçisini ve Orta Doğu Temsilcisini ağırladı. Orta Doğu Temsilcisinin zaman zaman haddini aşan ifadeleri vardı. "Bu topraklarda, bu bölgelerde ulus devletlere ihtiyacımız yoktur. İsrail de kendini ulus devlet olarak görmektedir. Değildir, ora da ulus devlet değildir. Osmanlı milletler sistemini Orta Doğu'da hâkim kılmamız gerekir." diyerek haddini aşan, haksız şekilde Osmanlı'ya ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletine veya bu topraklarda bulunan Orta Doğu halklarına hakaret olarak kabul ettiğimiz bir şahsı ağırladı ama bu şahıs... "Daha önceki büyükelçileri de böyle ağırladık." dedi Millî Savunma Bakanlığı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Beş dakika doldu.
Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bunlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti devleti nevzuhur bir devlet değildir. Amerika Birleşik Devletleri üç yüz elli yıllık bir devlettir ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin kökleri 5 bin yıla dayanır, bin yıldır Anadolu topraklarındayız. Millî Savunma Bakanını bir kez daha dikkatli olmaya davet ediyorum. Bu protokoller çok önemlidir, devletler protokollerle yönetilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının lüks tarifesi var, biliyorsunuz ve "Geçinemiyoruz." feryadı atarken vatandaşlarımız, yüksek hızlı tren biletlerine yüzde 19 oranında yeni bir zam yaparak milletin ulaşım hakkına ket vurulmuştur. Ankara-İstanbul arası tren biletinin bin TL sınırına dayanması demir yolu ulaşımını bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp âdeta mutlu azınlığın erişebileceği bir lükse dönüştürmüştür. Beş saat süren Ankara-İstanbul yoluna, internet hizmetinin bile doğru düzgün verilemediği bir yolculuk için uçak biletleriyle yarışan fiyatlar talep etmek akılla, vicdanla ve izanla izah edilemez. Dar gelirliyi, öğrenciyi, emekliyi trenden edip otobüs köşelerine mahkûm eden bir yönetim anlayışını reddediyoruz. Bu zamlar derhâl geri alınmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Geçen gün de ironi yapmıştım, biliyorsunuz burada, Münih'e gittim demiştim Doğu Türkistan Uygur Kongresi için. Orada bunların otobanları yoktu, bunların hızlı trenleri yoktu, bunların metroları yoktu diyerek bir ironi yapmıştım. Türkiye'nin iki tane hızlı tren hattı var, onlar da ne kadar hızlı tren, tartışmaya açık ama onların hemen hemen her şehirde iki katlı, üç katlı metroları var, hızlı trenleri desen hemen hemen her şehre var, otobanları desen her şehre var. Sonra da kalkıyoruz, diyoruz ki: "Bakın, geçmişte falan iktidar döneminde şöyleydi de şu kadar kilometre..." hatta "Falan iktidar." da demiyorsunuz seksen yıllık Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm hükûmetlerini ilzam ederek "Onlar bu kadar yaptılar, biz bu kadar yaptık." diyerek de bir noktada cumhuriyetin kurucularına da atıfta bulunarak hatta onlara da ilzam ederek bir atıfta bulunuyordunuz. O nedenle, Türkiye'de bu Devlet Demiryollarının hızlı trenlerinin artması gerekmektedir.
Çok ciddi şekilde bir konu var arkadaşlar, vicdanları yaralayan bir israf var; TÜGVA.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sekizinci dakika, son dakika.
Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bitiriyorum.
Çok teşekkür ederim Başkanım.
Biliyorsunuz, TÜGVA kamu yararına çalışan bir vakıf, dernek ve bu dernek geçenlerde TÜGVA üyelerinin il ve ilçe başkanlarından 1.400 kişiyi Mekke'de, Medine'de ağırladı. Fakat bunların paraları kimden çıktı? Diyanet İşleri Başkanlığından çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı sizin babanızın çiftliği mi? TÜGVA'nın parası mı yokmuş? Ve şimdi ne geldi? Diyanet İşleri Başkanlığının ataşeleri yani müşavirleri var dünyada -"din ataşeleri" "din müşavirleri" diyerek- onlar da Medine'de toplantı yapmışlar. Niye Ankara'da yapmıyorsunuz, niye Antalya'da yapmıyorsunuz, niye İzmir'de yapmıyorsunuz? Hiç olmazsa bir otelimiz gelir elde etmiş olur. Sonra, bu müşavirlerle Zoom üzerinden yapamaz mısınız? Ya, Türkiye çok ciddi şekilde ekonomik kriz yaşıyor ve 2,7 trilyon bütçe açığınız var, 2,6 trilyon civarında da sizin faiz borçlarınız var başka ülkelere ödeyeceğiniz. Kalkmışsınız siz burada, ayranınız yok içmeye tahtırevanla gidiyorsunuz gezmeye -Anadolu tabiriyle söylüyorum- TÜGVA'yı da kınıyorum. Şu ana kadar verdiğim soru önergesi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) -
Bu soru önergesine de ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı ne Diyanet İşleri Başkanı ne de TÜGVA cevap verdi. Cevap vermeye davet ediyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.