| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 20.01.2026 |
RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Çocuk Hakları Alt Komisyonu olarak Dijital Mecralarda Çocukları Bekleyen Tehdit ve Riskler başlıklı raporumuz hakkında yüce Meclisi bilgilendirmek üzere söz almış bulunmaktayım.
Dijital dünya hızla büyürken çocuklarımız sokakta, okulda, mahallede karşılaşamayacakları pek çok tehlikeyle ekranların ardında karşı karşıya kalıyor. Üstelik bu tehditlerin çoğu sessiz, görünmez ve fark edilmesi zor. Altını özellikle çizmek isterim dijital ihmal çağımızın en yaygın çocuk istismarı biçimlerinden biridir. Komisyonumuzun çalışmaları da açıkça göstermiştir ki kontrolsüz ekran kullanımı, yaşa uygun olmayan içerikler, denetimsiz platformlar ve yönlendirici algoritmalar çocuklarımızı bağımlılığa, yalnızlığa, şiddete ve istismara açık hâle getirmektedir. Burada mesele teknolojiye karşı olmak değildir. Mesele çocuklarımızı dijital dünyanın insafına terk etmemektir çünkü dünyada her üç internet kullanıcısından 1'i çocuk, Türkiye'de ise çocuklarda internet kullanımı yüzde 91 seviyelerinde ve her on çocuktan 6'sı tanımadığı kişilerle internette iletişim hâlinde.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hassasiyetle hazırladığımız bu rapor yasakçı değil, koruyucu bir yaklaşım ortaya koymaktadır ancak bu koruma kararsız ve zayıf değil; net, güçlü ve bağlayıcı olmak zorundadır. Şunu net bir biçimde ifade etmek istiyorum ki: Dijital mecralardaki tehdit ulusal bir güvenlik meselesidir. Bu çalışma ise bir dijital seferberlik çağrısıdır.
Değerli milletvekilleri, yaşa göre düzenlenmeyen her dijital hizmet çocuklar için potansiyel bir tehdittir. Bugün, sosyal medya şirketleri, çocukların ruh ve beden sağlığını değil, kendi ticari kazançlarını ve ekran sürelerini önemsiyor. Peki, sonuç ne oluyor? Siber zorbalık, bağımlılık, yalnızlık, şiddet, cinsel istismar, suça sürüklenme, sanal bahis ve kimlik karmaşası ve biz buna hâlâ özgürlük diyoruz. Buradan soruyorum: Bir çocuğun korunması mı özgürlükten vazgeçmektir yoksa onu tehlikelerle baş başa bırakmak mıdır? Biz bugün çocuklarımızı koruyamazsak, onları terör örgütleri, suça sürükleyen çeteler ve LGBTI+ gibi yapıların hedefi hâline getiririz. Bu, bir iddia değildir, bu bir tespittir. Bu tehdide karşı sessizlik ise tarafsızlık değil, sorumsuzluktur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; raporumuz net biçimde ortaya koyuyor ki yaşına uygun olmayan her içerik istismardır, denetlenmeyen her platform ise suça ortaktır. Şunu kabul edelim: Evet, bu sanal dünya olabilir fakat tehditlerin tamamı apaçık ve gerçektir. Bu nedenle raporumuzda 15 yaş altına sosyal medyada hizmet sunulmaması, 18 yaşına kadar etkin filtreleme sistemi, gece çocuklarımıza internet blokajı, çocuk SIM kartı ve güvenli internet kullanımı, çocuklara karşı işlenen dijital suçlarda ağırlaştırıcı hükümlerin getirilmesi, çocukların unutulma hakkının eksiksiz uygulanması, KADES uygulamasına örnek olarak çocuklarımız için ÇODES uygulamasının hayata geçirilmesini açık ve net biçimde öneriyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu mesele ne bir teknoloji meselesidir ne bir siyaset tartışmasıdır; bu mesele hangi tarafta durduğumuzun meselesidir, bu mesele geleceğimizi kime emanet ettiğimiz meselesidir dolayısıyla Türkiye dijital alanda izleyen değil öncülük eden bir ülke olacaktır ve Türkiye çocuklarını dijital tehditlere teslim eden bir ülke olmayacaktır. Biz ekranlara hapsedilmiş bir nesil değil hayata tutunan bir nesil istiyoruz, biz teknolojiyi yalnızca kullanan değil teknolojiyi üreten bir nesil istiyoruz; bu konuda asla geri adım atmayacağız.
Çocuklarımız için, geleceğimiz için bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz diyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)