| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Değerli milletvekilleri, günlük hayatımızın önemli bir bölümünü trafikte geçiriyoruz ve o dünyanın da kendine ait kuralları var. Ama en önemli mesele o kuralların kâğıt üzerinde kalmaması, hayata geçmesi, uygulanması ve uygulatılmasıdır. Evet, kural koyma konusunda sorun yaşamıyoruz, kanun çıkarıyoruz, yönetmelik çıkarıyoruz, genelgeler yayınlıyoruz ama iş uygulamaya gelince maalesef sınıfta kalıyoruz. Bunu hepimiz biliyoruz, görüyoruz ve yaşıyoruz. Bakın, bir ülkede kurallar ne kadar sert olursa olsun eğer uygulanmıyorsa hiçbir anlamı yoktur. Kurallara uymanın birinci koşulda alacağı cezaya ödeyeceği paranın yüksekliği değil, vatandaşın adalete olan güvenine bağlılığıdır ya da ne kadar güçlü bir hukuk devleti olduğumuzdur. Bu kanunu hazırlayanlara soruyorum: Acaba bunu hazırlarken işin bu boyutuna hiç kafa yordular mı?
Değerli milletvekilleri, trafik aynı zamanda da bir medeniyet meselesidir. Yaya geçidinde duran sürücü, kırmızı ışıkta bekleyen vatandaş, emniyet kemerini takan anne-baba, çocuğunu koltuğuna bağlayan, çocuk koltuğuna bağlayan aile bunları kanundan korktuğu için değil, doğru olduğu için yapmalıdır ya da onun için yapmayı bilmelidir. Ama siz bunu eğitimle desteklemezseniz, bilinç oluşturmazsanız sadece cezayla bu kültürü inşa edemezsiniz. Bugün ehliyet almak da çok kolay; sınavlar formaliteye dönüşmüş durumda. Sürücü kursları yeterince denetleniyor mu belli değil. Genç sürücülere özel eğitim programları var mı? Hiç olduğuna rastlamadık. Okullarda trafik bilinci yeterli mi? Maalesef bu soruya da hayır cevabı veriyoruz. Biz çocuklarımıza evet, matematik öğretiyoruz, fen öğretiyoruz ama trafikte insan hayatının ne kadar değerli olduğunu maalesef hiç öğretemiyoruz, bu konuda da hiç çaba sarf etmiyoruz. Oysa bir yaya geçidinde durmak bir hayat kurmaktır. Bir kırmızı ışıkta durmak bir aileyi dağılmaktan kurtarmaktır. Her yıl binlerce insanımızı trafik kazalarında kaybediyoruz. Bu rakamlar istatistik değil, her biri bir can, bir anne, bir baba, bir evlat, bir kardeş. Soruyorum: Bu ölümlerin kaçı gerçekten kaza? Çoğu ihmal, çoğu hız, çoğu dikkatsizlik ve çoğu denetimsizlik. İşte, bu yüzden diyoruz ki ceza tabii ki olmalı ama tek başına çözüm değil. Önce eğitim, bilinç, sürekli ve adil denetim, güçlü altyapı, güvenli yollar, sonra ceza. Ama siz ne yapıyorsunuz? Önce cezayı artırıyorsunuz, vatandaşı korkutarak düzen sağlamaya çalışıyorsunuz. Bu anlayış maalesef kalıcı değildir. Üstelik bu yaklaşım trafik güvenliği değil, maalesef bütçe açığını kapatma politikası gibi vatandaş tarafından da algılanmaktadır. Vatandaş diyor ki: "Devlet beni korumuyor, aksine benden para topluyor." İşte, güven kaybı da tam burada başlıyor.
Değerli milletvekilleri, devlet güçlü olacaksa bu güç cezayla değil, adaletle ve süreklilikle hissedilir. Vatandaş şunu bilmeli: "Kuralı ihlal edersem kesin yakalanırım." ama aynı zamanda şunu da bilmeli: "Kurala uyanı bu devlet korur." İşte, o zaman trafik düzelir; işte, o zaman can kayıpları azalır; işte, o zaman medeniyet yükselir. Biz, bu kanun teklifinin bu hâliyle sorunun özüne dokunmadığını düşünüyoruz. Sorunu rakamlarla değil, insan hayatıyla ele almanızı istiyoruz. Gelin, eğitimi güçlendirelim, altyapıyı geliştirelim, denetimi sürekli hâle getirelim, ayrıcalıkları kaldıralım, trafikte adaleti tesis edelim. O zaman, bu Meclis, gerçekten hayat kurtaran bir işe imza atmış olur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)