| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Ben öncelikle değerli halkımızı ve zindanlarda bulunan yoldaşlarımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Değerli Genel Kurul, Karayolları Trafik Kanunu'na dair haziran ayından bu yana bu paketi burada, Genel Kurulda, Komisyonda konuştuk, tartıştık. Daha önce Komisyonda buna dair söz kurmuş, yine Genel Kurulda da geneli üzerine söz kurmuştum ama ta haziran ayından bu yana bu teklif hâlâ konuşuluyor, hâlâ geçirilmiş değil. Açıkçası, bu, iktidar milletvekillerinin de bu yasa teklifine karşı olan inançsızlıklarını ortaya koyuyor. Bakın, iktidar milletvekilleri dahi bu yasa teklifiyle birlikte, halka zulüm amacı güden bu yasa teklifiyle birlikte halkın içine çıkamayacağını biliyor. Bu yasa teklifi halka zulümdür, halka yeni vergiler getirmektedir. Buradan açıkça söyleyelim: Bu yasa teklifinin sizin için hiçbir faydası yoktur. derhâl geri çekin.
Öbür tarafta, bu Mecliste bugün konuşulması gereken ve bu ülkede acilen çözülmesi gereken sorunlar vardır. Şu an bunun başında da, en başta bugün Rojava'da yaşanan katliam ve bu ülkede yaşanan inkârcı akıl ve siyasettir. Meclis dâhil bütün kurumların aşması gereken ilk ve en önemli sorun, bu inkârcı aklın aşılması meselesidir. Önümüzdeki en acil görev Kürt inkârına dayanan devlet refleksini ve Kürt düşmanlığını dönüştürmek olmalıdır ama ülke maalesef ki bunun çok çok gerisinde bir hâlde. İnkâr tarihi sürekli tekerrür edip duruyor. Dün Başur Kürtlerine yapılan bugün Rojava'da Rojava Kürtlerine yapılıyor. Bakın, 1970'lerde, 1990'larda, 2005'li yıllarda kürdistan yönetiminin kurumsallaşması aşamasının her birinde devletin konumu neyse şu anda da aynı durumda. Hatırlatalım, 2002 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit güney Kürdistan için mealen şunları söylüyordu: "Kürt nüfusu cesaret kazanıyor. Bir statü tanındığı takdirde gerekirse askerî müdahalede bulunuruz. Askerî müdahalenin tek gerekçesi Kürt'ün statü kazanma potansiyeli." Peki, o gün yapılan düşmanlık kime ne kazandırdı? Kocaman bir sıfır, hiçbir şey. Farkında mısınız bilmem ama onca senenin ve düşmanlığın ardından bugün Orta Doğu'da güvenebileceğiniz tek müttefikiniz Başur yönetimi, bunu görebiliyor musunuz bilmiyorum. Kürt düşmanlığı o gün açık ve pervasız bir şekilde sergileniyordu, bugün de aynı şeye devam ediyor. Kurulan yalanlar ve kullanılan maskelerin ardından korunan gerçeklik de aynıdır, bu da Kürt düşmanlığıdır.
Millî Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı -ki kendisi de Kürt'tür- bugün aynısını söylüyor: "HTŞ destek talep ederse derhâl karşılarız." Destekleyecekleri şey ne? Kürt katliamı, Kürt mahallesini işgal. Peki, şunu açıkça hatırlatalım size: Şu sosyolojik ve politik hakikati görmeyen tek bir adım dahi öteye gidemez. Halep'te Kürt'ü katleden Amed'te kardeşliği kabul edecek tek bir Kürt dahi bulamaz. Kobani'ye saygı duymayan Vanlı Kürt'e güven veremez. Daha önce defalarca söyledik, yine söylüyoruz: Barışın ve kardeşliğin ön şartı tanımadır. Kürt'ü tanımadan Kürt'le barış yapamazsınız. Efrin'in Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız. Şeyh Maksud ve Eşrefiye'nin Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız. Kobani'nin, Kamişlo'nun Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız ve unutmayın, halklar arasında barış ve kardeşlik kan bağıyla değil, tanımak ve saygı duymakla gerçekleşir. O hâlde etle tırnak edebiyatından vazgeçeceksiniz, hukuki ve diplomatik tanımayı sağlayacaksınız. Halep bin yıllık kardeşlik söyleminin test edileceği alandır çünkü yüzyıllardır Halep, Kürt, Türkmen, Arap, Süryani ve daha onlarca etnik ve inançsal grubun bir arada yaşayabildiği bir yerdir. Bu kentin demografisini ve siyasetini kabul etmeyen bir akıldan kardeşlik çıkmayacağı gün gibi ortadadır. Ortaya konulan kardeşlik söylemi Türkiye halklarında şu ana kadar karşılık bulmamış, söylemde kalmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen
ZÜLKÜF UÇAR (Devamla) - Teşekkür ederim.
Buna dair inancı pekiştirmek gibi bir sorumluluk varken önünüzde, siz HTŞ gibi bir katiller ordusuna destek vermekten bahsediyorsunuz. Şunu net bir şekilde ortaya koymak lazım: Kardeşlik yapacağınız Kürtlük sizin yaratmaya çalıştığınız makbul Kürtlük değildir çünkü yaratmaya çalıştığınız makbul Kürtlük, Kürt'ün ve Kürtlüğün inkârıdır. Bakın, DAİŞ artıkları bugün de Deyr Hafir'da ve Meskene'de yeni katliamlar peşinde. Eğer bunun karşısında durmayacaksak, bu katliamların karşısında durmayacaksak o zaman kardeşlikten de söz etmeyeceğiz. Her türlü insanlık dışı suçu işleyen bu karanlık yapıların karşısında direnmek insanca yaşamanın bir gereğidir. Bu nedenle Rojava'da direnen ve Rojava halkı için direnen bütün halkımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)