| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; herkese iyi geceler "..."(*)
Sevgili Cemal Süreya, sürgünün çocuğu, Dersim'in çocuğu der ki: "Bütün kara parçaları dâhil, Afrika hariç." der. Aslında tam Orta Doğu'ya göre söylenmiş bir söz. Orta Doğu'da Türkler, Araplar, Farslar dâhil; Kürtler ve diğer halklar hariç. Sizin diliniz özgür, kimliğiniz özgür ama diğer halklarınki hariç. İşte "Rojava" dediğimiz yer, orada bir cehennem hayatı yaşanıyor, orada cihatçılar halkları katlediyor, oradaki cihatçılar kelle avcıları. Aslında tarih sizin kapınızın önüne çok önemli bir fırsatı getirdi, koydu. Geldi, dedi ki: "Kendi sorunuzu çözün." Bakın, bir yıldır, hatta bir yılı aşkın bir süredir silahsız bir dönem yaşanıyor Türkiye'de. Çatışma yok, silah yok, şiddet yok, ölüm yok, kan yok. Size, siyaset dünyasına sesleniyor: "Sorununuzu barışçıl bir şekilde çözün." Türkiye'ye böyle tarihî bir fırsat geldi ama ne yazık ki Türkiye bunu değerlendirmiyor. Türkiye'nin yöneticileri halklarla diyalog kurup müzakere kurmak yerine Orta Doğu bataklığında o cihatçı, o kelle avcıları, o IŞİD artıkları, El Kaide artıkları onlarla diyalog kuruyor. Buralardan bir sulh çıkmaz, buralardan bir barış çıkmaz, bu topraklara bir kardeşlik gelmez. Bu ülkeyi yönetenler, ikide bir grup toplantılarında veyahut da yaptığınız açıklamalarda bizleri, Kürtleri tehdit etmeyin. Kürtlerle barışacaksanız, tehdit dilini, bize parmak sallamayın. Biz hiçbir yerde, hiçbir zaman kimseye parmak sallamadık ve biz barış istiyoruz. Biz size bir yol öneriyoruz, parmak sallayacağınıza Kürtlerle diyalog kurun, müzakere kurun. Siz 1920'lerde Kürtlere "Bu topraklar sizin, bizim ana yurdumuz." dediniz, sonra 1924'lerde bunları reddettiniz; o gün bugündür bu kavgalar devam ediyor. Siz hâlâ barış yerine "Kürtlerle aslında bin yıllık kardeşliğimiz var, ortada hiçbir şey yok..." Ama Kürt'ün dili yasak, Kürt'ün kimliği yasak, "Kürt" demek suç; bunu bildiğiniz hâlde, bir de dönüp bize diyorsunuz ki: "Rojava'yla ilgili niye söz söylüyorsunuz?" Ya, Rojava'daki insanlar bizim kardeşimiz, siz anlamıyor musunuz? Onlara zulüm politikaları uygulanırken biz yerli yerimizde oturmalı mıyız? Ne yapmalıyız? Sizin ne işiniz var Rojova'da, sizin ne hakkınız var Rojava'da? Eğer kardeşse bizim kardeşimiz, sizin orada herhangi bir bağınız yok; aslında bu soruyu kendinize sormalısınız. Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı gittiği her yerde, Kosova'da, Arnavutluk'ta, Yunanistan'da, Kıbrıs'ta, Doğu Türkistan'da, Uygur'da her tarafta "Aman aman ana dilinizi unutmayın, o bir asimilasyondur." diyor. Peki, yanı başında birlikte yaşadığınız halkın diline neden saygı duymazsınız? Bu dil size ne etti Allah aşkına? Birlikte bu cumhuriyeti inşa etmedik mi? Birlikte bu vatanı inşa etmedik mi? Nedir hâlâ bu düşmanlık? Yetmiyor burası, dönüyorsunuz, orada, Rojava'da bunları söylüyorsunuz. Bizimkisi parmak sallamak değil, doğru yolu size gösteriyoruz. Doğru yoldan sulh çıkar, doğru yoldan barış çıkar. İşte, bu doğru yolu size söyleyenler, gösterenler burada bu diyaloğu, bu müzakereyi birlikte başlatır.
Bir de ikide bir bize dönüp diyordunuz ya "İsrail'le iş tutuyorlar." İsrail'le kim iş tuttu? Kim gitti Fransa'da anlaşmalar yaptı? Kim gitti? Suriye'nin topraklarına, Golan Tepelerine İsrail bayraklarını kim dikti? İsrail geldi, orada, Suriye'nin göbeğinde bakanlığı bombaladı, gücünüz yetti mi? Yok. Gücünüz kime yetiyor? Oradaki Alevi'ye.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - İktidara doğru söyleyeceksiniz, iktidara.
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Konuşma be!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Ne biçim konuşuyorsun!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Konuşma be! Yeter ya, senden bıktık ya!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sana yeter!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Bıktık senden.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bu ne biçim konuşma!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Fazla konuşma ikide bir ya.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Terbiyesiz!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Terbiyesiz seni!
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Sensin terbiyesiz lan! Konuşma! Sürekli konuşuyorsun.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sensin terbiyesiz!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bu nedir ya!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Ahlaksız adam!
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Bak, çok fazla konuşuyorsun, otur yerine, otur.
ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Ne diye laf söylüyorsun?
SIRRI SAKİK (Devamla) - Terbiyesiz sensin ya!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
Sayın Türkoğlu...
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - İktidara doğru konuşacak.
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Otur. Terbiyesiz!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Yeter be!
ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Ne diye laf söylüyorsun? Sus, otur yerine.
BAŞKAN - Tamam, dinleyin lütfen.
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Nasıl ne oluyor? Sen nasıl "Terbiyesiz!" dersin ya konuşmacıya!
ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Ama bu kadar da olmaz, laf söylüyor ya! Her şeye laf söylüyor.
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Sen nasıl konuşmacıya "Terbiyesiz!" diyorsun! Otur yerine, her şeyi konuşma öyle.
BAŞKAN - Sayın Sakik, devam edin.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Bakın...
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Yok, kötü bir şey söylemedi, "İktidara doğru söyleyin." dedi.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - "İktidara doğru söyleyin." dedi.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Yeter, yeter, bıktık senin sesinden!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Size yeter ya!
SIRRI SAKİK (Devamla) - Senin sesinden bıktık!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Senin sesinden.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Yeter! Buralara çıkıp ikide bir bize küfür, hakaret etmeyin.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Senin sesinden.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Senin sesinden bıktık, yorulduk ya!
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Burada Türk devletine hareket ediyorsun, Türk bayrağına hakaret ediyorsun!
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Bağırma, bağırmayın!
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Hadi oradan car, car, Amerika'daki çocuklarını çağır gelsin!
BAŞKAN - Lütfen dinleyin.
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sizin yedi ceddinize boyun eğmedik, siz kimsiniz ya, konuşmayın, yetiyorsa gücünüz buyurun.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bağırma be!
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Buyurun, kavga istiyorsanız kavgaya da hazırım, yeter be! Germeyin ya!
BAŞKAN - Sayın Sakik...
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Bu halkın üzerinde sürekli siyaset yapıyorsunuz, sürekli bu halkı tetikliyorsunuz, ne istiyorsunuz!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Siz yapıyorsunuz onu! Onu siz yapıyorsunuz! Tehdit eden sizsiniz!
(DEM PARTİ ve İYİ Parti milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümeleri, gürültüler)
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Niye buraya doğru yürüyorsunuz, konuşmana yapsana!
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Bak gücün yetiyorsa sokak, bak gücün yetiyorsa...
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bak öyle üzerimize yürüyüp durma, dün biz konuşurken de sen bağırdın. Buraya doğru yürüme! Buraya doğru yürüme!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Yeter, yeter!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Edepsizler!
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Hayret bir şey ya! Ya, kabadayı mısınız, nereye...
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Yorulduk sizden be! Yorulduk ya, ırkçılığınızdan yorulduk, sizin red inkâr politikalarınızdan yorulduk.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri lütfen...
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Kendi kendine konuşup durma, kimse kimseyi reddetmiyor, Genel Kurula hitap et!
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Ya, sen niye ayaktasın, geçsene yerine!
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Üstümüze yürüme, karışma sen!
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Ya, niye karışmıyorum! Niye karışmıyorum ya, o kim oluyor ya! Ben karışırım.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Ya buraya gelmek ne demek, kavgaya davet resmen, Genel Kurula hitap etsin!
BAŞKAN - Tamam oturun lütfen, sayın milletvekilleri, oturalım.
Sayın Sakik, konuşmanızı yapın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Hayır ben dün konuşurken bas bas bağırdı ya; ne dedi ki? "İktidar sıralarına dön." dedi. "HTŞ" diyor, "HTŞ'yi biz mi çıkardık, terör listesinden ben mi çıkardım HTŞ'yi?
BAŞKAN - Sayın Sakik, devam edin.
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Bakın bir şey söyleyeyim: O İstanbul sokaklarında bir temizlik işçisiyle sokağın o yaramaz çocuğunun o temizlik işçisine yaptığını "Çek git oğlum." diyordu ya, sizde başımızdan çekin gidin, yoksa gereken her şey, kavga ise kavga yaparız. Onurumuza, haysiyetimize dil uzattırmayız; bunu böyle bilin. Her kürsüye çıktığınızda bize hakaret etmeyin, bunu kabul etmeyiz.
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Hakaret eden sensin!
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Bizim nerelerden buralara geldiğimizi bilirsiniz.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Kim hakaret etti? Git, Genel Kurula konuş ya.
BAŞKAN - Dinleyin lütfen.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Kim hakaret etti sana?
BAŞKAN - Dinleyin ya.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Çık o zaman İç Tüzük'e göre şikâyet et. Kabadayılık yapmayın burada.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Kürsüye çıktığımızda konsantrasyonumuzu bozmak için ne gerekiyorsa onları yapıyorsunuz be!
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Kabadayılık yapmayın burada.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Başkan, teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)