| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri izleyen değerli halklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Bugün bu kürsüden yalnızca bir kanun maddesini değil aynı zamanda insanlığın, hukukun ve adaletin hangi tarafta durduğunu da konuşmak durumundayız. Halep'in Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşananlar bir çatışma değildir; yaşananlar planlı, örgütlü ve sistematik bir katliamdır. Geçici Şam Hükûmetine bağlı HTŞ on binlerce silahlı çete üyesi ve ağır silahlarla Kürtlerin ve Süryanilerin yaşadığı mahallelere saldırmış; sivilleri, çocukları, kadınları doğrudan hedef almıştır. Onlarca insan katledilmiş, yüzlercesi zorla kaybedilmiş ve yerinden edilmiştir. Kadın bedenlerine yönelik işkence ve teşhir ise vahşetin en çıplak hâlidir ve açık bir insanlık ve savaş suçudur. Bu saldırıların hedefi nettir; Kürtleri her yerde statüsüz, savunmasız ve iradesiz bırakmak. Halep'te yapılan halkların birlikte kurduğu demokratik yaşamı yok etme girişimidir. Aynı zihniyet Kürtlerin kazanım elde ettiği her coğrafyada devrededir. Bu akıl dün Kobani'de kaybetti, yine kaybedecek. Bu gruplar ve onları destekleyenler devasa ordulara ve askerî teçhizata rağmen Kürt halkının çelikten iradesine çarpmıştır. Bu dün böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak. Suriye'nin hemen diğer kısmında yani güneyinde İsrail tek tek bayrak dikip ilerlerken ses etmeyenler, konu Kürtler olunca gözleri, vicdanları kararıyor. Bu kötülüğü, bu saf kötülüğü asla kabul etmiyoruz. Özellikle kadın bedenini hedef alan Kürtlere yönelik her türlü soykırım girişiminde bulunanlar, IŞİD zihniyetiyle sivillere karşı insanlık suçu işleyenler ve onlara dolaylı ya da doğrudan destek olanlar er ya da geç kaybedecek. (*)"..." (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, elbette dünyada bunlar olurken iktidarın önümüze getirdiği kanun teklifleri var. Karayolları Trafik Kanunu'nda değişiklik öngören bir teklifte trafikte saldırı amacıyla ısrarlı takip, araçtan inme, konvoy hâlinde sürüş, makas atma, ters yönde araç kullanımı gibi fiiller içeren ağır, iktidari yaptırımlar getiriliyor. Şunu açıkça söyleyelim: Bu fiiller elbette tehlikelidir. Trafik güvenliği elbette sağlanmalıdır, buna itirazımız yok ancak itirazımız nasıl ve kimin üzerinden sağlanacağına dairdir. Bu düzenleme, ceza adaletinin temel ilkesi olan orantılılık ilkesinin açıkça ihlalidir. Altmış gün sürücü belgesine el koyma, aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlar hiçbir bireysel koşul gözetilmeden, otomatik biçiminde uygulanacak şekilde düzenlenmiştir. Oysa hukuk makine gibi işlemeyi değil, adalet üretmeyi amaçlamalıdır.
Değerli arkadaşlar, bu ülkede sorun cezanın varlığı değil, cezanın kime uygulandığıdır. Bir yurttaş için ceza anlıktır, kesindir, ağırdır ama deyim yerindeyse Ankara'da dayısı olan biri için iyi hâl, pişmanlık, sabit ikamet gerekçeleri devreye girer. İşte, asıl adaletsizlik tam da burada doğmaktadır. Ceza bütçe açığını kapatma aracı değildir, ceza kamusal güvenliği sağlamak içindir. Siz kuralları eğip büküp, mali bir araç hâline getirirseniz adaleti de piyasanın mantığına teslim etmiş olursunuz. Sizin asıl sorununuz şudur: Var olan soruna günü kurtaran ve kendi işine gelen çözümler üretmek. Bu düzenleme trafik güvenliğini sağlamaktan çok uzak çünkü eğitim yok, önleyici politika yok, bilinçlendirme yok; sadece ceza, sadece yasak, sadece el koyma var. Trafiği rahatlatan ve kazaları azaltacak altyapı yatırımlarıyla beraber trafik kültürünü geliştirecek, gerçek anlamda denetlemelerin yapılacağı kapsamlı çözüm programları yapmak gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Sözün özü şudur yani arkadaşlar: Trafik güvenliği sadece cezaları artırarak değil, eğitimle, toplumsal bilinçle, etkin ve tarafsız denetimle sağlanır. Hukukun herkes için aynı işlemesiyle sağlanır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)