| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Değerli milletvekilleri, Karayolları Trafik Kanunu'nun 10'uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugün bu kürsüden yalnızca teklifin 10'uncu maddesi üzerinde değil, aynı zamanda AK PARTİ'si iktidarının yönetim anlayışı üzerinde konuşacağım. Önümüzde duran metin teknik ve hukuki bir düzenleme gibi sunulsa da gerçekte iktidarın vatandaşa bakışını ve sorunları çözme biçimini açıkça yansıtmaktadır. Bu anlayışın en net göstergesi ise trafik güvenliği iddiasıyla getirilen ancak içeriğiyle güvenlikten çok cezalandırmayı, düzenlemeden çok kısıtlamayı ve baskıyı ve çözümden çok tahsilatı esas alan bu kanun teklifinin 10'uncu maddesidir. 10'uncu madde sorunları nedenleriyle ele alan bir vatandaş yaklaşımlı değil, sorunla baş edemeyen bir yönetim anlayışının ürünüdür. Eğitimden, altyapıdan ve önleyici politikalardan söz etmeyen, bütün yükü para cezalarına ve yaptırımlara yükleyen bir düzenleme iktidarın yönetim refleksinin geldiği noktayı açıkça göstermektedir. AK PARTİ'si sıralarındaki kanun teklifinde imzası olan 143 milletvekiline sesleniyorum: Bu maddeyi imzalarken hangi ülkede yaşadığınızı düşünüyordunuz? Yoksa okumadan mı imzaladınız? 10'uncu maddeyi okuduğumuzda tablo açıktır:
Trafik güvenliği iddiası vardır ama güvenlik yoktur, düzenleme iddiası vardır ama düzen yoktur; eğitim yoktur, altyapı yoktur, önleme yoktur, buna karşılık olağanüstü yüksek para cezaları vardır. 180 bin liralık para cezası, ehliyete el koyma, aracı trafikten men, yetmemiş, tekrarında ehliyet iptali vardır. Bu, kanun yapmak değildir; bu, acziyetin mevzuata dönüşmüş hâlidir, insafsızcadır.
AK PARTİ'si sırasındaki arkadaşlara tekrar sormak istiyorum: Siz gerçekten bu ülkenin trafik sorununu bu yöntemlerle çözebileceğinizi mi düşünüyorsunuz yoksa artık çözmekten vazgeçip vatandaşı cezayla susturmayı mı tercih ediyorsunuz? Çünkü bu madde ve teklifin geneli çözüm üretmemekte, korku yaymakta, öfke biriktirmekte ve devlete olan güveni aşındırmaktadır. Hukuki açıdan baktığımızda tablo daha da vahimdir. Hukukun temel ilkesi ölçülülüktür; ceza, fiili orantılı olmak zorundadır oysa bu maddede ölçü tamamen ortadan kalkmıştır. Aynı eylem için birden fazla ağır yaptırım öngörülmektedir. Bu yaklaşım, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz; bu, yalnızca cezalandırma reflekstir Burada çok önemli bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum: Teklifin 10'uncu maddesinde, karayollarında trafiğin akışını bozduğu ve engellediği iddia edilen fiillere karşı cezalar ağırlaştırılmaktadır. Elbette, trafik akışını keyfi biçimde bozan ve kesen kişiler cezalandırılmalıdır, bunda bir tereddüt yoktur ancak bu düzenleme, Anayasa’nın 34'üncü maddesiyle güvence altına alınmış olan önceden izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla, uygulamada ciddi bir biçimde çelişme riski taşımaktadır. Bu hâliyle madde, demokratik hak kullanımını trafik gerekçesiyle cezalandırmanın önünü açabilecek bir muğlaklık içermektedir; bu kabul edilemez. Trafik düzeni gerekçesiyle anayasal bir hakkın dolaylı biçimde sınırlandırılması hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle, 10'uncu madde, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı açıkça korunacak şekilde yeniden düzenlenmelidir ancak asıl mesele, hukuki, teknik gerekçeler değildir; asıl mesele, ülkenin içinde bulunduğu gerçek koşullardır. Türkiye, bugün, derin bir ekonomik ve sosyal buhran içindedir. İnsanlar yalnızca trafikle değil hayatın her alanında ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Böyle bir ülkede, 180 bin liralık ceza koymak güvenlik politikası değildir; bu, düpedüz, vicdanla bağını koparmış bir yönetimin anlayışıdır. AK PARTİ'si sıralarına sesleniyorum: Bu cezalar kime kesilecektir? Koruma ordularıyla, araç konvoylarıyla gezen siyasilere mi? Elbette ki hayır. Bu cezalar yani bu düzenleme açıkça dar gelirliyi hedef alan bir cezalandırma sistemidir. Trafikte bu kadar artan agresyonun nedenini hiç düşündünüz mü? İnsanlar neden öfkeli, neden tahammülsüz? Çünkü yollar bozuk, kavşaklar hatalı, tabelalar eksik, sürücü eğitimi kâğıt üstünde, denetim ise adil değil. Devlet görevini yapamadığında tüm faturayı vatandaşına kesemez ama siz tam olarak da bunu yapıyorsunuz; altyapıyı ihmal ediyor, eğitimi küçümsüyor, sonra da çıkıp cezaları artırarak çözüm sunuyorsunuz. Hayır, sorun cezada değil, sizin yönetim anlayışınızda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Trafik sorunu vatandaşa sopa gösterilerek çözülmez; trafik sorunu vatandaşı eğiterek çözülebilir, altyapıyı güçlendirerek çözülebilir, önleyici, adil ve sürekli denetim yaparak çözülebilir. Ancak bunlar zahmetli tabii ki uzun vadeli işler; ceza ise kolay, kasaya hızlı girer, işte tam da bu yüzden bu teklifi karşımızda görüyoruz. Çözüm olarak vatandaşın cebine göz dikilmiştir; vergi, harç, zam derken şimdi de trafik cezaları devreye sokulmuştur. Tüm bu nedenlerle 10'uncu maddenin bu hâliyle kabul edilmesi mümkün değildir diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)