| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
KEZBAN KONUKCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Kanunla iktidar, trafik cezalarının çok büyük oranda arttırmayı planlıyor. Vallahi, size bütçe dayanmıyor, ne diyelim? Nereye gidiyor emekçilerin, halkın sırtından topladığınız vergiler? Faizciye, yandaşa, holdinglere.
Bir de en düşük emekli maaşını 20 bin TL yapacakmışsınız, lütfettiniz, ne diyelim. Açlık sınırının çok altında olan bu maaşla emekli nasıl yaşayacak, umurunuzda değil. Bir de utanmadan "Bu açlık sınırı da ne ola ki? Kim, nasıl belirliyor ki?" minvalinde açıklamalar yapıyorsunuz. 20 bin TL'yi siz çocuklarınıza aylık açlık olarak verseniz, vallahi size küserler, ne diyeyim ben size, kime ne anlatıyorsunuz? Emekli, yaşlılık maaşı ödemelerinin gayri safi millî hasılaya oranı 2008'den bu yana yarıya düştü. 2003'te en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıyken şu anda üçte 2'si oranına geriledi. Neden emekliye para yok? Çünkü faiz baronlarını besliyorsunuz. Patronların, faizcinin, para babalarının gözde partisi AKP iktidarı döneminde emeklilerin sayısı arttı ama emeklilerin millî gelirden aldığı pay azaldı. Pastanın büyüğü faizciye, dolar milyonerlerine giderken emekçinin de çalışanının da emeklisinin de aldığı pay azaldı. Çok övünülen büyümeden işçiye, emekliye zırnık düşmedi anlayacağınız. Her türlü savunma aracından mahrum bırakılan emekçiler ölümüne açlık sınırının altında çalıştırılıyor, sonra da emekli edilip üç kuruşla sefalete itiliyor. Emekli maaşıyla geçinemeyenler çalışmak zorunda kalıyor, ileri yaşlarda çalışmak zorunda kalan emekçiler iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor.
Sevgili arkadaşlar, şimdi, basında yer alan bihaberden bahsetmek istiyorum, çok dikkatimi çekti: Diyanet, 40 milyon TL harcayarak TÜGVA yöneticilerini umreye göndermiş. Şimdi "Allah kabul etsin." denilir, biliyorum böyle durumlarda ama Diyanetin bütçesinden olunca öyle diyemiyoruz. "Ne olabilir acaba bu rezaletin sebebi?" diye sorduk kendimize, bir cevap bulmaya çalıştık. Olsa olsa emekliler açlıktan ölmesin diye dua etmeye gitmiş olabilirler, başka bir sebebi olamaz diye düşünüyoruz bu akıl tutulmasının. Tam 1.400 TÜGVA yöneticisi, temsilcisi -bu TÜGVA da o Bilal Erdoğan'ın vakfı biliyorsunuz- bunlar vatandaşların vergisiyle umreye götürüldü. Ulaşım Diyanetten, 5 yıldızlı oteller Diyanetten, fatura 40 milyon TL. "TÜGVA heyetinin umre turunun 5 yıldızlı otel, ulaşım ve diğer tüm masrafları Diyanet İşleri Başkanlığından karşılandı." dedik. Yurttaşlardan... Bir de şöyle bir durum var: Bu umre için yurttaşlar da 1.500 dolar alınıyor ama sembolik olarak TÜGVA yöneticilerinden 500 dolar alınmış yani böyle bir durum nasıl kabul edilebilir! Kesinlikle kabul etmediğimizi buradan ifade etmek istiyorum.
Peki, emeklinin, emekçinin bu açlık sınırının altında yaşamasına karşı bir çözüm önerimiz var mı? Evet, var, istenirse çözülebilir, bunun yolları vardır, sizin umurunuzda değil ama biz yapılması gerekenleri buradan ifade edelim. Faiz baronlarını beslemeyi bırakacaksınız, garanti ödemeli yandaşları zengin etme projelerini kamulaştıracaksınız, zenginden servet vergisi alacaksınız, en düşük emekli aylığı asgari ücret tutarında olacak, asgari ücret de güncel rakamlara göre 50 bin TL olmalı ve enflasyon rakamları tek haneli rakamlara düşene kadar yılda en az 4 kere güncellenmelidir.
Sevgili arkadaşlar, ben aynı zamanda buradan Halep'le ilgili, orada yaşananlarla ilgili düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum. Halep'te yaşananları bir enternasyonal sosyalist olarak kabul etmediğimi ifade etmek isterim. Suriye'nin asli öznelerinden olan Kürt halkının kazanımlarına dönük bu vahşice saldırının failleri ve destekçileri tarihin çöp sepetini boylayacaktır. Rojava'da tüm bölge için eşitlikçi, kadın özgürlükçü, ekolojist bir toplum modelini hayata geçiren halkların birlikte çoğulcu bir yaklaşımla yaşama umudunu yok etmeye çalışanlar büyük yanılıyorlar. Rojava, sadece Rojava değildir. Halep, sadece Halep değildir. Kadınları köle pazarında satan IŞİD'in artığı HTŞ çetesi ve destekçileri şunu asla unutmasın: Kürt kadınlarının "..."(*) sloganı sadece bölgede değil, tüm dünyada kadınların ortak sloganıdır. Kadınların renkli kıyafetlerini karartamayacaksınız, onlar istemedikleri sürece zorla başlarını örtemeyeceksiniz. Halkların birlikte eşitlik içinde yaşama umudunu kıramayacaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Tamamlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Halkların ve kadınların kazanımı sizin tekçi, faşist zihniyetinizden çok daha üstündür. "..."(*) Rojava, "..."(*) Halep. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)