| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 14.01.2026 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Az önce yaşadığımız tartışmaları uzatmak istemiyorum ama bir konunun altını çizmekte fayda görüyorum. Özellikle son dönemde, bizi birbirimize bağlayan tarihî ve sosyal bağları öne çıkarmak yerine etnik ve mezhepsel fay hatlarını harekete geçiren bir süreç, sonucu bizi çok ağır olan bir neticeye götürür. Buna dikkat etmemiz gerektiğinin ve bunun altını önemle çizme mecburiyetinde olduğumuzun, özellikle milletvekili ve siyasetçiler olarak çok dikkat etmemiz gerektiğinin, kurduğumuz her cümlenin, ettiğimiz her kelimenin bambaşka tartışmalara yol açtığının farkında olmamız lazım. Maalesef, bugün Türkiye'de hayatın her alanında farklılıklar ve bu farklılıkları öne çıkaracak fay hatları konuşulmaya başlandı. Bunu harlayacak, bunları daha da güçlendirecek, kuvvetlendirecek, bu tartışmaları derinleştirecek bir sürecin içerisine girmenin ülkemize, milletimize, topluma, hiç kimseye hiçbir faydası yok. Dolayısıyla, bu sorumlulukla, bu şuurla hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Zamları, geçim kaygısını konuşmayıp kan davasıymış gibi bazı meseleleri burada, bu Genel Kurulda çok daha öne çıkarmanın, inanın, millet nezdinde de hiçbir faydası, toplum nezdinde de hiçbir faydası olmayacaktır diyorum.
Bugün "Bir anne bir evlat doğurur, bir milletin kaderi değişir." diyeceğimiz, bu cümleyi kuracağımız bir gün. Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kıymetli anneleri Zübeyde Hanım'ın ölüm yıl dönümü; kendilerini rahmet ve saygıyla anıyoruz. Sırf Atatürk'e sataşmak niyetiyle bu ülkede -bu kulaklar bunu da duydu- annesine çok ağır hakaretler edildi ancak bunları ve bu iftiraları yapanların ne saygınlıkları kaldı ne de bu milletin nezdinde sevgi duyulan herhangi bir karakter olarak artık var olacaklardır.
Son günlerde çok uzun tartışılan ve toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren -dün de ben konuşmamda kısaca değindim, sürem yetmediği için yarım kaldı- bu yurt dışı gümrük meselesi var. Şimdi, yurt dışından ihtiyacını karşılamak isteyen vatandaşlarımıza bir muafiyet verilmişti ve bu muafiyet kaldırıldı. Vatandaş mağdur ve belli bir kesim de aslında bu kararla korunmuş oluyor. Dün değindim, her konu beraberinde toplumda kutuplaşmayı da getiriyor. Bu alınan kararla vatandaşlarımız ve esnaf, vatandaşlarımız ve ithalatçı da karşı karşıya, burun buruna gelmiş durumda. Bu karar alınırken de deniliyor ki: "Biz, yerli üreticiyi korumak adına bu kararı aldık." Ancak burada ithalatçı kazançlı, mağdur olan maalesef maliyeti yükselmekte olan vatandaşlarımız. Yani vatandaş kazanmasının mantığını maalesef burada da görüyoruz. Yani garibanın veya gencin AR-GE faaliyetlerinde, evlatlarımızın yapacağı bu tür AR-GE çalışmalarında kullanacağı ürünlere göz dikmenin hiçbir haklı tarafı olamaz. Ya, buraya göz dikeceğinize azıcık sesinizi çıkarın. Mesela Trump'ın "İran'la ticaret yapan bütün ülkelere ben yüzde 25 gümrük artışı sağlayacağım." demecine tepki gösterin. Uğraşmayın bu insanların rızkıyla ya. Ya, niye gözünüzü buraya dikiyorsunuz, niye bununla uğraşıyorsunuz? Anlaşılır gibi değil. Zaten topladığınız verginin yüzde 65'i dolaylı yani tüketimden, bizlerden, vatandaştan, garibandan; kurumlardan alınan vergi yüzde 30, yüzde 35 dünya standartlarının, sıralamalarının altında.
Bir TEKNOFEST kuşağından bahsediliyor. Farkında mısınız? Bilmiyorum, bu çocuklar yaptıkları teknolojik çalışmalarda ihtiyaç duydukları, Türkiye'de bulamadıkları parçaların çoğunu yurt dışından getiriyor ve teknolojik ürünlerle ilgili deneme yapmak için de buna şiddetle ihtiyaçları var ve bunu umursamadığınız da apaçık belli. Bu konuda biz bugün bir araştırma önergesi vereceğiz. Zira, çıkan bu kanunla ilgili bir etki analizi yapıldı mı? Bunun ne tür bir getirisi var? Vatandaşa yükü nedir? Bütün bunları analiz eden hiçbir bilgi yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bir sabah uyandık ve bu muafiyetin kalktığını gördük ve gerekçe de şu: Bakın, bunu en son söyleyecek Hükûmet bugün burada, bunu siz söyleyemezsiniz yani "Sanayiyi korumak için biz bunu yapıyoruz." diyemezsiniz ya. Sanayiyi korumak için politika faizini düşürün, sanayiyi korumak için kurla ilgili uyguladığınız politikaların nasıl sanayiciyi mahvettiğini ve kur baskısının, enflasyonun nasıl maliyetleri yükselttiğini görün. 30 euroluk muafiyete gözünüzü dikmeyin sanayi üretimini koruyacağız diye. Sanayi üretimini korumak istiyorsanız bu makro politikalarınızdan vazgeçin. Fiyatı değil, üretimi baskıladınız siz yapmış olduğunuz uygulamalarla. Sonunda, bakın, tekrar söylüyorum: 30 euroluk muafiyeti kaldırarak bu millete "Ben yerli üretimi desteklemek için bunu yaptım." yalanını anlatamazsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Tekstili bitirdiniz. Avrupa Birliği yeni bir karar alıyor, ürettiği otomobillerde kullanacağı parçaların yüzde 70'inin yerel olmasını istiyor. Bu ne demek? "Lokal content" adı altında bu yasayı getiriyorlar "Artık, yurt dışından otomotiv yan sanayi ve yedek parça ithal etmeyeceğiz." diyorlar. Türkiye'deki en büyük ihracat kalemi ne? Otomotiv yan sanayi. Nereye en fazla ihracat yapıyoruz? Avrupa Birliğine. Ne yapacağız bu kanun çıkınca? Bununla bir hazırlık var mı? Sanayi Bakanına sordum, gökyüzüne baktı, sonra da kalkıp 30 euroluk muafiyete göz dikip arkasından da "Biz sanayiyi kurtarmak için bunu yapıyoruz." demek... Ya, çocuklar güler buna, kimse inanmaz, kimseyi inandıramazsınız. Sanayicinin kapasite kullanım oranı yüzde 74'e düşmüş yani dörtte 1'ini kullanmıyor sanayici kapasitesinin ve ihracatçılarımız pazar kaybediyor. Tüm bunları görmeyip de tutup o 30 euroluk muafiyeti... Ve sonra da "Üretimi güçlendireceğiz." diye bunu izah edemezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Selamlayıp bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Hatırlarsınız, eskiden okullarımızda bir Yerli Malı Haftası vardı yani gerçekten yerli üretime sahip çıkmanın özünü oralarda verirlerdi. Bunlar sizin döneminizde kalktı arkadaşlar, artık Yerli Malı Haftası falan uygulaması yok çünkü özde bu şuuru, bu ülkenin yurttaşı, vatandaşı olmanın bir gereği olarak bu bilinci de yüklüyorlardı bize fakat sizin döneminizde yerli üretim de perişan oldu, mahvoldu. Aldığınız bu son kararla ileride teknolojiyle ilgili yapılacak olan birtakım inovatif buluşların, gelişmelerin de önüne geçtiğinizin umarım farkındasınızdır diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim.