GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:47
Tarih:14.01.2026

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, bu kürsüye ülkenin ortak vicdanını yaralayan, birlikte yaşama irademizi hedef alan ayrımcı bir dili reddetmek için çıktım. Sarf edilen bu sözler yalnızca bir görüş değil, toplumu bölen, eşit yurttaşlık ilkesini zedeleyen tehlikeli bir anlayışın yansımasıdır. İktidar partisinin Grup Başkan Vekili Sayın Leyla Şahin Usta'nın milletin Meclisinde sarf ettiği bu ifadeyi şiddetle kınıyoruz ve hiçbir kelimesine dokunmadan aynen hatırlatıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Ne demişti? "Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar 'Aleviler öldürülüyor.' diye ortalığı ayağa kaldırıyor." Bu dil, yüzyıllardır kendinden olmayanı dışlayan, ötekileştiren bir anlayıştır, inançlar arasında ayrım yapan, acıları yarıştıran, çağ dışı ve köhne bir zihniyetin dışa vurumudur ve açıkça söylüyorum, bu söz Anayasa'mızın ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan eşit yurttaşlık ilkesini yok saymaktır. Bir toplumun acısı başka bir toplumun acısıyla ölçülemez. (CHP sıralarından alkışlar) Acıların milliyeti yoktur, dini yoktur, ırkı yoktur, gözyaşının rengi her yerde aynıdır, insan hayatı hiçbir iktidarın siyasi terazisinde tartılamayacak kadar kutsaldır.

Değerli milletvekilleri, Pîr Sultan Abdal yüzyıllar öncesinden şöyle seslenmiş: "Bozuk düzende sağlam çark olmaz." Görüyoruz ki AKP iktidarında yalnızca düzen bozuk değil, niyet bozuk, terazi bozuk, dil bozuk. Nereden gelirse gelsin bu karanlık dili reddediyoruz, amasız, fakatsız yaşam hakkını ve eşitliği savunuyoruz. Bizim için Filistin neyse Suriye odur, Bosna neyse Ruanda da odur. Bugün, Suriye'de ağır bir insanlık dramı yaşanmakta, büyük bir insanlık suçu işlenmektedir, kadınlara tecavüz edilmekte, masum çocuklar ve savunmasız siviller katledilmektedir, on binlerce insan yalnızca inancı ve kimliği nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Peki, bu tablo karşısında Hükûmet ne yapmaktadır? Susmaktadır. "Senin acın benim acım." diyen bir siyaset üretmekte, akıllara durgunluk veren katliamları meşrulaştıran bir dil kullanılmaktadır. Devletler ve hükûmetler her inanç gurubuna eşit mesafede durmak zorundadır. İktidara soruyorum: Hani Suriye tüm etnik, mezhebî ve dinî unsurlarıyla Suriyelilerindi? Bu katliamı durdurmak için bugüne kadar hangi somut adımı attınız? Suriye'deki ölümlere neden insanlık penceresinden değil de mezhep penceresinden bakıyorsunuz? Biz bu ülkede Alevi'siyle, Sünni'siyle, Türk'üyle, Kürt'üyle eşit yurttaşlarız. Bu Meclis o eşitliğin ta kendisidir. Bu kürsü ayrımcılığın değil, millet iradesinin kürsüsüdür. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün burada kurulan dil sadece bugünü zehirlemez, geleceği de yaralar. Bu nedenle, Mecliste sarf edilen ve toplumda haklı bir infiale yol açan bu ayrımcı ifadeler için Sayın Grup Başkan Vekilinin bu kürsüden açıkça özür dilemesi gerekir. Aksi hâlde, bu sözler kardeşliğimize düşürülmüş kara bir leke olarak tarihe geçecektir.

Değerli milletvekilleri, zulüm karşısında tarafsız kalmak zulmün tarafında olmaktır. Bizim tarafımız bellidir: Biz suskunluğun değil barışın, kardeşliğin tarafındayız. Biz bugüne kadar bu coğrafyada gözyaşını kader gibi sunan, acıya alışmamızı isteyen, ölümü normalleştiren anlayışın karşısında durduk ve durmaya devam ediyoruz. Kimliğe, inanca, mezhebe bakılmaksızın her yurttaşın eşit ve onurlu yaşadığı bir ülke için mücadele ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Devamla) - Bilinmelidir ki ne susacağız, ne korkacağız, ne geri atım atacağız, ne de böylesi bir dile izin vereceğiz.

Tüm yurttaşlarımızı aşkla selamlıyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)