| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 13.01.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Günlerdir tüm dünyanın gözü önünde Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye ve Beni Zeyd Mahallelerinde Kürt düşmanı, kadın düşmanı, Alevi düşmanı HTŞ himayesindeki cihatçı çeteler Süleyman Şah/El Emşat-El Hemzat tarafından insanlığa karşı, kadınlara karşı sistematik olarak savaş suçları işleniyor ve buna destek ne yazık ki bu iktidar tarafından da "Gerekirse biz yardıma hazırız." diye el yükseltiliyor.
Bakın, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Demokratik Kadınlar Birliği (NADA), "..."(*) (TJA) Özgür Kadın Hareketi, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi kadın bedeninin savaş mahalli hâline getirilmesine karşı mücadele sözü veriyorlar. Dolayısıyla kadınların savaşa karşı dayanışma ağları her geçen gün güçlü bir şekilde örülüyor. Halep'in Kürt mahallelerinde yaşanan cihatçı saldırıları "çatışma haberleri" diye okuyup geçemezsiniz; anlaşmaların şartları ve sonuçları üzerinden tartışamazsınız. Bu mesele doğrudan Kürtlerin, kadınların bedenlerini, hayatlarını, özgür yaşam mücadelelerini hedef alan saldırılardır çünkü. Kadınlara eşitliği hak görmeyen, kadınları çatılardan atan, baskı ve tahakküm altına almak isteyen cihatçılara karşı yıllardır süren kadın özgürlüğü mücadelesinin Halep'teki mahalleler üzerinden kuşatılmaya çalışılmasına karşı kimsenin sessiz kalmaya hakkı yok. Kobani'de kadınlar IŞİD'in karanlığını yalnızca silahla değil, iradeleriyle, özgürlük inançlarıyla, eşit ve özgür bir yaşam iddiasıyla yendiler. Kobani direnişi Orta Doğu'daki kadınlara başka bir yaşam mümkün duygusunu yaşattı. Kadınların tarihin öznesi olabileceğini bütün dünyaya gösterdi. Bugün Halep'te hedef alınan şey tam da bu hafızadır, Kobani'de yakılan umut ateşidir; kadınların kamusal alanda var olmasına, kendi yaşamlarını belirlemesine, örgütlü gücüne duyulan korkunun ifadesidir. Biz biliyoruz ki cihatçı zihniyet, Kürt, Alevi, Arap ayrımı yapmadan özgür ve eşit yaşama ihtimalini yok etmek ister. Buradan açıkça söylüyoruz: Halep'te, Suriye'nin dört bir yanında kadınların yürüttüğü özgürlük mücadelesi yalnız değildir. Kobani'de IŞİD karanlığını yenen kadınların mirası bugün Halep'te yaşamaktadır.
Bakın, günlerdir sosyal medyada, televizyonlarda o 3 mahalleden görüntüler hepinizin gözleri önünde ve bütün bu görüntülere rağmen orada hedef alınan, sistematik olarak işlenen savaş suçlarına rağmen...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - ...hâlâ burada SDG'yi, Rojava'da inşa olan yaşamı suç olarak göstermek aynı zamanda savaş suçudur çünkü siz bunu yaptığınızda aslında diyorsunuz ki: Evet, kadınlara savaşta tecavüz edebilirsiniz; evet, kadın bedenini atabilirsiniz inşaatlardan. Evet, siz, orada kendi yaşamlarını savunan kadınları, Kürtleri, Alevileri, farklı inançların hepsini hedef almasını meşrulaştıran açıklamalarla o katliamın ortağı oluyorsunuz. Savaş suçları mahkemelerinde yargılanması gerekir bu suça ortak olanların.
Biz, tüm dünyada ezilen halkların, işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesini örmeye ve bu cihatçı zihniyeti ve bu cihatçı zihniyetten nemalanan tüm zihniyetleri alaşağı edinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)