GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:13.01.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Değerli milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce, devlet kuran son Türk olan, KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı rahmet ve minnetle anıyorum, ruhu şad olsun diyorum.

Hepinizin bildiği gibi, Türkiye'de yaklaşık 16 milyon emekli yani nüfusumuzun yaklaşık yüzde 19'u bu ülkede en fazla hakkı yenmiş, en büyük refah kaybını yaşamış bir kesim hâline gelmiştir. 9 Ocak 2026 tarihinde Meclise sunulan teklif de bunun farkındalığını göstermekte ve en düşük emekli aylığı 16.881 liradan 20 bin liraya çıkarılmaktadır. İlk bakışta sanki bir iyileştirmeymiş gibi görünen bu teklif gerçekten incelendiğinde emekliyi rahatlatmanın aksine adaletsizliğin daha da derinleştiğini gözler önüne sermektedir. Şayet bu kanuni düzenleme yapılmasaydı zaten son altı aylık enflasyona göre emekliye yüzde 12,19 zam yapılacak ve en düşük emekli aylığı 18.939 lira olacaktı. Yani övünülen bu artış, aslında olması gerekenin biraz üzerinde bir artış ve bu, lütuf değil, gecikmiş bir zorunluluk. AK PARTİ Grup Başkanının açıkladığı rakamlar da tablonun vahametini ortaya koyuyor, bugün 4 milyon 11 bin emekli en düşük aylık alıyor, yapılan düzenlemeyle bu sayı 4 milyon 917 bine çıkıyor yani yaklaşık 900 bin emekli daha düşük aylık almaya mahkûm ediliyor. Nasıl ki çalışanlarımız asgari ücrete sıkıştırılıyorsa her yıl daha fazla emekli de en düşük aylık almaya sıkıştırılıyor. Bu, sistematik bir yoksullaştırma politikasıdır, başka bir açıklaması yoktur. Strateji ve Bütçe Başkanlığı verileri de ortada, 2002'den bu yana ortalama Emekli Sandığı aylığındaki reel artış sadece yüzde 39'ken buna karşılık en düşük BAĞ-KUR tarım emeklisindeki artış yüzde 656. Bu ne demek? Herkesi en altta eşitleyen, sefalet düzeni kuran bir anlayışın tamamen göstergesi. Çalışma süresi, ödenen prim, alın teri artık maalesef hiçbir anlam ifade etmiyor. Oysaki biz İYİ Parti olarak çok net bir ilke savunuyoruz: "En düşük emekli aylığı asgari ücretin altında olamaz." Bugün sorumlu siyaset yapılacaksa en düşük emekli aylığı derhâl en az 25 bin liraya çıkarılmalıdır. Bu da yaklaşık yüzde 48'lik bir artış demektir. Emekli lütuf değil, hakkını istemektedir.

Bir başka vahim sonuç daha var, bu sistem vatandaşımıza şunu da söylüyor: Ne kadar çok prim yatırırsan yatır sonuç değişmeyecek. Bu anlayış da sosyal güvenlik sistemini maalesef çökertir, insanları düşük prim yatırmaya, kayıt dışılığa iter. Çalışanı cezalandıran, tembelliği ödüllendiren bir düzenin kurulmasına sebep olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Son olarak şuna da dikkat çekmek isterim: Hükûmet kişi başına düşen millî gelirle övünüyor. TÜİK verilerine göre 2002'de kişi başı gelir 5.498 liraydı, o gün işçi, emekli aylığının payı yüzde 4,7'ydi; bugün Hükûmet 17 bin dolarlık gelir hedefliyor ama emeklinin payı yüzde 2,5'e düşüyor. Yani büyüme var ama emekliye yok, refah var ama paylaşım yok. Biz bu adaletsiz düzeni kabul etmiyoruz, emekliyi yoksulluğa mahkûm eden bu anlayışa kesinlikle itiraz ediyoruz. İYİ Parti olarak tekrar ediyoruz, diyoruz ki: Emekli sadaka değil, hakkını istiyor, onurlu bir yaşam istiyor, insanca geçinmek istiyor.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)