| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 13.01.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SÜMEYYE BOZ (Muş) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri takip eden değerli halklarımız; Serhat'tan, Botan'dan, Amed'den Rojava'da yaşanan katliama karşı ses çıkarmak için Ankara'ya gelen, yola düşen değerli barış annelerini saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Bugün, bu kürsüden başta Türkiye olmak üzere dünyaya, Birleşmiş Milletlere, insan hakları savunucularına seslenmek istiyorum çünkü Suriye'deki bu gidişattan sadece Kürtler etkilenmeyecek; bu yüzden, sadece Kürtler bunun için endişe duymamalı. Halep'te, Kürt mahallelerinde, buralara yönelik saldırılara baktığımızda bunların sadece bir güvenlik meselesinden, bir çatışmadan ibaret olduğunu söyleyemeyiz. Bu saldırılar sivilleri hedef alan, Kürtlere yönelik imha ve demografiyi değiştirme girişimidir, onlarca yıldır değişmeyen inkâr ve imha siyasetinin Suriye sahasındaki uygulanma biçimidir. Burada açık bir niyet, bilinçli bir plan ve süreklilik arz eden bir politika vardır. Halep'in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri rastgele hedef seçilmemiştir elbette. Bu mahalleler Kürtlerin Araplarla, Süryanilerle, farklı inanç ve kimliklerle birlikte halk meclisleri üzerinden kendi kendini yönettiği alanlar yani hedef alınan şey sadece insanlar değil, aynı zamanda Kürtlerin özne olabildiği bir yaşam biçimidir, tahammülsüzlük işte tam da bunadır; Kürtler var olabilir ama yönetemez, Kürtler görünür olabilir ama özne olamaz, Kürtler yaşayabilir ama karar alamazın ifadesidir.
Bakın, 1 Nisan 2025, Şam yönetimi ile özerk yönetim arasında yapılan anlaşma açıktır. Bu anlaşmaya göre mahallelerin güvenliğini sağlayan asayiş güçleridir ve bu belirtilmiştir. Buna rağmen bu güçler katledilmiş, halk meclisleri dağıtılmış, siviller zorla yerinden edilmiştir. Buna yalnızca bir anlaşmanın ihlali demek yetmez. Burada apaçık, bizzat müzakere fikri, müzakere niyeti saldırı altına alınmış ve hedef alınmıştır. Sahadaki askerî gerçeklikte aslında bunu bir şekilde ifade ediyor bize. Türkiye'ye ait İHA ve SİHA'ların kullanıldığı, operasyonların Süleyman Şah, El-Amşat, El-Hamzat gibi çeteler aracılığıyla yürütüldüğü ve bunları da Türk subaylarının koordine ettiğiyle ilgili bir iddia var, bunlar açıklansın ve araştırılsın diyoruz. Ancak bir taraftan baktığımızda da gizlenecek pek bir şey yok çünkü Türkiye bir şekilde oradaki savaşa taraf olmuştur. 2 küçük mahalle, asayiş güçleri tarafından savunulan mahalleler Türkiye'nin Millî Savunma Bakanlığının ve Dışişleri Bakanlığının "Colani isterse onlara destek oluruz." talebiyle âdeta taraflığını, ilişkisini, ortaklığını beyan etmiştir. Bir açıdan da böyle bir görüntü karşımızda.
Kürt düşmanlığı gözleri o kadar kör etmiş ki, o kadar karartmış ki kafa kesen IŞİD artıklarıyla bile birlik olabiliyorsunuz. Burada açık destek, açık yönlendirme ve açık bir vekâlet savaşı var. Bu akıl yalnızca tabii ki sahada değil, propaganda düzeyinde de çalışıyor. Son yıllarda bilinçli bir şekilde dolaşıma sokulan "SDG İsrail'le ilişkili" yalanı işte bunun tam da örneği. Bu yalanın tek bir amacı var: 10 Mart mutabakatını sabote etmek, o mutabakatta SDG'nin silah bırakmasına dair tek bir emare, tek bir işaret yok. Buna rağmen Türkiye kamuoyuna farklı bir metin piyasaya sürüldü, öyle bir metin anlatıldı. Bunlarla birlikte yapılmak istenen şey, bu saldırılara gerekçe üretmek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Oysa gerçek şu: İsrail'le masaya oturan SDG değil, İsrail'le fiilî anlaşmalar yapan, Suriye'nin güneyini İsrail'e teslim eden, HTŞ'yle iş tutanlar ve Kürtleri iş birlikçi olarak yaftalayanlardır. Paris'te İsrail'le Colani'nin anlaşmasında dış ilişkilerinin hazır bulunmasına tesadüf diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Bu sabotajın sahadaki karşılığı Halep'te de görüldü. SDG'yle, hatta SDG'nin çabasıyla Şam yönetimi arasında bir müzakere zemini oluştu. Türkiye ilişkisi açıkça bilinen, alenen bilinen ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SÜMEYYE BOZ (Devamla) - Türkiye'yle ilişkisi herkesçe bilinen Şeybani'nin mutabakatın imzalanmasına ramak kala geçtiği odada yaptığı görüşmeden sonra "İmzalanma işlemini bir hafta sonraya erteleyelim." demesi, aynı süreçte Halep'e dönük saldırıların, hazırlıkların yürümesi, bunun önceden planlandığını açıkça göstermekte yani masayı terk eden de deviren de silahları devreye sokan da aynı merkezdir.
Şu gencin fotoğrafına iyi bakın istiyorum; işkenceyle öldürüldü, gözleri oyuldu, göğüs kafesi parçalanarak kalbi çıkarıldı. Ben bunu kelimelerle en hafif, en "soft" şekilde böyle ifade edebilirim ama fotoğrafını göstermeye yüreğim elvermez. Peki, onu kim katletti? Bu işkenceyi, bu vahşi katliamı kim yaptı? Bu ama siz bunlarla, bu vahşi katliamı yapanlarla iş tutmayı tercih ediyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜMEYYE BOZ (Devamla) - Vatanını savunan, mahallesini koruyan Kürtlerle değil, bu cihatçı, IŞİD'ci çete artıklarıyla ortak olmayı tercih ediyorsunuz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)