| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 13.01.2026 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün rahmetli Rauf Denktaş'ın 14'üncü ölüm yıl dönümü. 13 Ocak 2012 yılında vefat etmişti. Kıbrıslı Türklük şuurunun yılmaz savunucusu Rauf Denktaş'ı bir kez daha rahmetle minnetle anıyoruz. Kendisiyle aynı şuur seviyesinde olmayanların özellikle ömrünün son döneminde kendisini itibarsızlaştırmaya çalıştığı bir -maalesef- dönemi de gördük ancak büyük Türk milletinin gönlünde yaşayacaktır. Vatan sana minnettardır Türk Mukavemet Teşkilatının "Toros"u rahmetli Rauf Denktaş'ı minnetle saygıyla anıyoruz.
Arkadaşlar, öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bunu söylediğimde herhâlde anlayışla karşılayacaksınız, iktidar vatandaşı, toplumu memnun eden, menfaatine olan ne varsa muhakkak oraya elini uzatıyor ve muhakkak müdahale ediyor. Âdeta milletin mutlu olmasından, insanımızın fazla para kazanmasından, tasarruf etmesinden ya da ucuza bir hizmetten ya da maldan faydalanmasından rahatsız olan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunları neden söylüyorum? Bakın, sadece son dönemde bu millete yaşattıklarınızı size aktarıyorum yüzleşin diye. Şimdi ucuza cep telefonu alabiliyordu insanlarımız yurt dışından, dediler ki: "Ya, olmaz, ucuza almasınlar." Bir kayıt parası çıkardılar, kayıt parası dışarıda aldığınız telefonun fiyatından çok daha yüksek. Ucuza araç alabilme imkânını zaten bu millete hiçbir zaman vermediniz. Emeklinin daha fazla para kazanabilmesine nedense tahammülünüz kalmadı.
GSM operatörleri sınırları geçtiğimiz an yurt dışında öyle bir fahiş fiyat uyguluyorlar ki gençlerimiz bu faturaların altında ezilmemek için e-SIM uygulamasını kullanmaya kalktılar, onu da kapattınız, dediniz ki: "Olmaz, müsaade etmiyoruz."
Bireysel emeklilikte yüzde 30 devlet katkısı vardı, ona da gözünüzü diktiniz, dediniz ki: "Yüzde 30 vermeyeceğiz, bundan sonra yüzde 20."
Vatandaş yarattığınız ekonomik iklimde kendini güvenceye alabilmek için altına yöneldi. Şimdi, oradan da rahatsız oldunuz, altın alım satımıyla ilgili inanılmaz bariyerler, inanılmaz engeller çıkarmaya başladınız.
Yok, işte, Roblox'u yasakladınız, Booking'i yasakladınız, her işe müdahale ettiniz.
Vatandaşı uyarıyorum, herhangi bir konuda memnun ya da mutlu olduğunuzu sakın ha ifşa etmeyin, ettiğiniz an iktidar gelir, oraya müdahale eder çünkü böyle bir gelenek, böyle bir alışkanlık, huy edinmiş durumdalar.
Emekliler... Emeklilerden herhâlde artık vazgeçti AK PARTİ iktidarı. Yerli ve millî olduğunu iddia eden iktidar, bizim kültürümüzde olan büyüklerimizi ayrı bir yere koymak, onları rahat yaşatmak, onlara saygıda kusur etmemek, onlara değer vermek konusunda maalesef, bu millî değeri âdeta unutmuş, emeklilerimizi gözden çıkarmış "Artık bizim için bir kıymetiniz yok." diyor, benim anladığım bu, bu işin tercümesi de o. Ben çok utandım, sizin adınıza utandım; hafta sonu, cumartesi günü Birleşik Emekliler Sendikasının Kartal'daki verilecek olan zamlarla ilgili protesto toplantısına katıldım; Annem ve babam yaşındaki insanlar o soğukta ellerinde pankartlarla o meydanda ne arıyorlar ya? Niye insanlara bunu reva görüyorsunuz? Niye bu milleti bu duruma düşürüyorsunuz? Bakın, sizin yarattığınız bu sistem artık iflas etmiştir. Tabii, geçmiş boyutu yok mu bugün geldiğimiz bu noktanın? Elbette geçmişte de yapılmış hatalar var, bunları da bilmemiz, görmemiz lazım. Bütün bu değişiklikler, bütün bu uygulamalar yapılırken de şöyle bir huyu var iktidarın: Milleti birbirine düşürüyor. Mesela, emeklilere az verirken gençleri provoke ediyor "Sırtınızda bunlar yük." diye veya fazla prim ödeyen ile az prim ödeyen emekliyi karşı karşıya getiriyor, bunları birbirine düşman ediyor. Yani her konuda, her alanda çıkardığı kanun, yasa milletin vicdanına sığmayacak oldu mu iki üç grup yaratıp bunları birbiriyle kavga ettiriyor. Arkadaşlar, 75 yaşında ısınmak için inşaatlarda çalışan, ısınmak için toplu taşıma araçlarına bindiğini, evde doğal gaz tüketmekten artık ekonomik olarak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Evde doğal gaz tüketemediği için, ekonomik olarak altından kalkamadığı için "Ben toplu taşıma araçlarına biniyorum, sabahtan akşama kadar orada en azından sıcakta oturabiliyorum." diyen, hastanelerin acil servislerinde ya da otogarlarda ya da Ankara'nın göbeğinde Ulus'ta ucuz otellerde kalmaya çalışan emeklilerin hâli size bir şey anlatıyor mu vicdanınızı hiç sızlatıyor mu, bilmiyorum. Az önce de söyledim, yıllarca yüksek prim verenler ile az prim verenler arasındaki makası kapattınız. Önceden emeklilerin nüfusu bugüne göre daha azdı ama bütçeden veya millî gelirden aldıkları pay daha yüksekti, şimdi emeklilerin nüfusu eskiye göre çok yüksek ama millî gelirden aldıkları pay çok küçük önceki yıllara kıyasla yani her anlamda nasıl bunalttığınızı, daralttığınızı gösterir bir manzara var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bakın, İstanbul turistik bir yer. Ayasofya'ya gidin, Sultanahmet'e gidin ya da Antalya'ya gidin, oradaki turistlerin profillerine bakın; Fransa'dan emekli olmuş polis, Almanya'da emekli olmuş işçi -efendime söyleyeyim- işte, Japonya'da emekli olmuş öğretmen; bunlar gelip Türkiye'de tatil yapabiliyorlar, benim emeklim Ankara'dan Trabzon'a seyahat edecek parayı bulamıyor.
Emekliler ne istiyor? Somut olarak söyleyelim: Yüzde 70 aylık bağlama oranının geri verilmesini, kök maaşın asgari ücretin üzerine çıkmasını, ilaç katkı paylarının alınmamasını ve tüm emekliye eşit oranda, gerçek enflasyonun üzerinde zam yapılmasını. Bu millet kendi annesine, atasına yapılan bu muameleyi asla unutmaz ve muhakkak sandıkta da bunun hesabını soracak.
Bakın, bir başka uygulama, infial yarattı. Tabii, biz her şeyi son anda duyduğumuz, son anda öğrendiğimiz için... "Tek adam" deyince de kızıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Tamamlıyorum.
30 euroluk muafiyet vardı, Cumhurbaşkanının tek bir imzasıyla bu kaldırıldı. Bunun detaylarına yarın da gireceğiz fakat gerekçe olarak da çok komik bir gerekçe gösterildi, efendim, neymiş? Yerli üretimi korumak için yapılmış! Ya, bu yaptığınız kaçıncı uygulama? Yerli üretim artıyor mu? Artmıyor. Makine teçhizat yatırımları yüzde 1'e düşmüş durumda. Sanayi koruyacakmış, arkadaşlar, iktidar aldığı bu kararla sanayiyi koruyacakmış(!) İktidar, bırakın sanayiyi, tekstil koruyamadı ya, tekstil bitti Türkiye'de ve şimdi de bu alışverişi yapan insanımızın cebine göz koydunuz; yazıklar olsun diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.