| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 13.01.2026 |
CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiye katman katman birikmiş, kadim bir coğrafyadır. Bu topraklar Yunus Emre'nin "Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü." Hacı Bektaş Veli'nin "İncinsen de incitme." sözleriyle şekillenmiş, farklılıklarıyla barışmış bir tarihsel bellektir. Biz bu coğrafyada yüzyıllardır birlikte yaşamanın mümkün olduğunu biliriz. Çok kimlikli, çok inançlı yapımız zenginlik üretirken bazen siyasal tercihler gerilime dönüşmüştür. Artık açıkça konuşmak gerekir; birlikte yaşam, eşit yurttaşlık, adalet toplumsal güvenle mümkün olur. Bu bir tercih değil tarihsel bir zorunluluktur. Son yıllarda kutuplaşma, ekonomik kırılganlıklar, düşmanlaştırıcı dil kimlikler arası mesafeyi derinleştirmiştir. Temas azaldıkça ön yargılar kalıcılaşmıştır. Ülkemizde Aleviler, Kürtler açısından farklı inanç ve kimliklere yönelik ayrımcı söylemler, tarihsel inkârı bugünün diliyle yeniden üreten, eşit yurttaşlığı zedeleyen, toplumsal barışı yaralayan, dışlayıcı zihniyetin ifadesidir.
Birlikte ama farklarımızla bir arada yaşamamız lazım. Eşit koşullar, ortak sorunlar ortasında dayanışma, kamusal hizmetlere eşit erişim ön yargıları en çok azaltan yoldur. Bu tabloyu bölgemiz için de okumalıyız. Suriye'de savaş bir sabah gökten inmedi; biriken acıların, kışkırtılan hesapların, silahlandırılan kimliklerin sonucudur maalesef. Bu yıkım kader değil bilinçli büyütülmüş bir felakettir. Suriye bugün halkın değil jeopolitiğin ülkesidir. Bu kirli savaşta en ağır bedeli Aleviler ödemiştir. Alevi köyleri hedef alınmış, insanlar kimliklerinden dolayı katledilmişlerdir. IŞİD gibi örgütler Alevileri meşru hedef ilan etmiştir ama acı yalnızca Alevilerin değildir. Sünni yoksullar, Kürtler, Hristiyanlar, Türkmenler ezilmiştir, katledilmiştir. Savaş, kimlikleri değil, yoksulları, savunmasızları vurur. Suriye savaşı bize gösterdi ki bu yalnızca iç savaş değil, mezhepçiliğin nasıl üretildiğinin, müdahalelerin halkları nasıl parçaladığının bir göstergesidir. Suriye emperyalizmin mutfağına dönmüştür, işte bu yüzden Türkiye'de birlikte yaşamı savunmak ahlaki ve tarihî bir sorumluluktur. Alevilik zulme rıza göstermemeyi, hakikate yaslanmayı, iktidarın değil, insanı Yaradan'ının yanında durmasını öğütler.
Değerli milletvekilleri, bu noktada bir hususu özellikle vurgulamak zorundayım. AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta'nın geçen hafta bu kürsüde, bu Mecliste de sarf ettiği sözler "Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün 'Aleviler öldürülüyor.' diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar." dedi. Bu bir dil sürçmesi değildir, bu ifade Alevi toplumunu hedef alan, inanç temelli ayrımcılığı derinleştiren, Suriye'de Alevilere yönelik katliamları meşrulaştıran tehlikeli bir tutumdur. Alevilikte insan hayatı mezheple ölçülmez. Zulme uğrayanların kimliği değil, uğradığı zulüm esastır. Suriye'de yaşanan her katliama karşıyız. Sayın Usta, Alevilere yönelik sistematik saldırıya dün de karşıydık, bugün de karşıyız, sizin de karşı olmanız gerekiyor. Esat rejimi döneminde bu savaşı bir Alevi iktidarının savaşı yalancı tarihsel bir çarpıtmadır. Suriye yönetiminin bürokrasisi, ordusunun ezici çoğunluğu Sünni Arap'tı ama bu manipülasyonun bedelini Aleviler ödedi. İŞİD on binlerce insanı katletti diye Arapları, Sünnileri suçladık mı? Hayır. Bu nasıl bir ahlaksılıksa Alevileri hedef göstermek de aynıdır. Hiçbir inanç topluluğu bir örgütün ya da hiçbir iktidarın suçlarıyla özdeştirilemez. Bir halkın acısını başka bir halkın acısıyla yarıştırmak vicdansızlıktır. Aleviler hiçbir zaman savaşın tarafı olmadı. Yolumuz rıza yoludur. Her canı kutsal sayan, katliamı değil barışı savunan bir inancımız var. Alevilerin ölümlerini önemsizleştiren her söz yeni ölümlerin yolunu açar, mezhep diliyle kurulan her cümle savaşı büyütür. Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşan herkes bilmelidir ki Aleviler bu topraklarda susarak değil, ağır bedeller ödeyerek var oldular. Hiçbir halkın acısı üzerinden başka bir halkı hedef göstermeye izin vermememiz gerekiyor. Katliamların mezhebi olmaz, zulmün bahanesi de olmaz, savaş diliyle de barış olmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
CELAL FIRAT (Devamla) - Bu ülkenin ihtiyacı mezhepçi kışkırtmalar değil. Adalet, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşamı öncelememiz lazım. Bunun dili de çok açık ve nettir, birbirimizin değerlerine, kimliklerine saygı göstermek, birbirimizi olduğumuz gibi kabul görmek gerekiyor. Birlikte ama farklılıklarımızla yaşayacağız. Başaramazsak kaybeden hepimiz olacağız. Alevilerin kutsal mekânları, kameralar önünde poz vererek Hazreti Ali'nin resimleri üzerinde Alevilere hakaret edenlerin aklanacağı mekânlar da değildir.
Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. Aşk ile... (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)