| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 08.01.2026 |
YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Değerli milletvekilleri, bugün burada görüşmekte olduğumuz Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kamuoyuna "Trafik güvenliğini artıracak." denilerek sunulmuştur ancak teklifi dikkatle incelediğimizde görüyoruz ki yine bir ceza düzenlemesiyle karşı karşıyayız. Her seferinde olduğu gibi, vatandaşın bilinçlendirilmesi, eğitilmesi, bilgilendirilmesi yerine cezaları artırarak çözüm üretmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Teklif 36 maddeden oluşuyor fakat maddelere baktığımızda devletin asli görevi olan trafik güvenliğini sağlama sorumluluğunun giderek ceza yazma kolaylığına indirgenmiş olduğunu görüyoruz; 46 bin lira, 80 bin lira, 140 bin lira, 280 bin lira gibi cezalar. Sormak istiyorum: Bu rakamlar kime hizmet ediyor? Vatandaşın can güvenliğine mi yoksa bütçedeki açıkların kapatılmasına mı? Bu kadar yüksek cezalar caydırıcılıktan çok toplumsal tepkiyi büyütür çünkü vatandaş artık biliyor ki bu cezaların çoğu iktidarın bütçe açığını kapatmak için kullanılıyor. Aslında bu kanunu tam olarak özetlemek gerekirse emeklilere, asgari ücretlilere "Sakın ola direksiyon başına geçmeyin." denmektedir. Bir asgari ücretlinin, bir emeklinin verdiğiniz maaşla bu cezaları ödemesi mümkün mü? "Gelin, bu topladığınız cezaları emeklilerin maaşlarına yansıtın." desek kabul etmezsiniz.
Trafik zabıtasına genel zabıta yetkisi verilmesi ise hukuki açıdan ciddi bir yetki karmaşası yaratmaktadır. Emniyetin görevini jandarma mı yapacak? Jandarmanın yetkisini kim denetleyecek? Hukuk devleti "İlk kimin aklına gelirse o yapsın." mantığıyla yönetilmez. Trafik güvenliği cezayla değil, bilinçle, eğitimle, planlamayla sağlanır. Ne yazık ki bu teklifte ne trafik eğitimi var ne altyapı yatırımı var ne de şehir planlamasında yaya güvenliğini önceleyen bir vizyon var. İktidar vatandaşı bilinçlendirmek yerine cezalandırmayı tercih ediyor. Bu anlayışla kazalar azalmaz, yalnızca cezalar artar, vatandaşlar ezilir, trafik düzeni bozulur. Bu teklif adaleti değil, ekonomik ayrımcılığı derinleştirir. Trafik reformu dediğiniz, aslında, tahsilat hokkabazlığıdır. Devlet baba olmaktan çıkarılıp icra memuruna dönüştürülmüştür. Bu teklif vatandaşına güvenmeyen bir iktidar anlayışının ürünüdür ve unutmayalım, devlet vatandaşına güvenmedikçe vatandaş da devlete güven duymamaya başlar.
Değerli milletvekilleri, trafikte düzenin sağlanması için yasalar elbette gereklidir ancak yasa adaletli olmalı, eşit ve uygulanabilir olmalı ve toplumda karşılık bulmalıdır. Bugün önümüze getirilen bu düzenleme adalet duygusunu değil, korku hissini büyütecek bir metindir. İktidarın görevi vatandaşın cebine elini sokmak değil, vatandaşın canını, malını korumaktır. Kasasını doldurmak için değil, yolları güvenli hâle getirmek için yasa yapılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz günlerde orman emvali taşıyan araçlarda ATS Bildirim Zorunluluğu adlı bir genelge yayınladı. Kulağa teknik bir düzenleme gibi geliyor değil mi? Ancak işin gerçeğine baktığımızda, yıllardır orman emvali taşıyan, Orman İşletmeleriyle her türlü bilgisini zaten paylaşan binlerce araç sahibine yeni bir yük daha yüklendiğini görüyoruz. Elbette ormandan kesilen ağacın, tomruğun ya da emvalin dağdan depoya kadar izlenmesi doğrudur, kimsenin buna itirazı olmaz. Takip sistemi ormanları korumak amacıyla hizmet edebilir ancak asıl mesele şu: Orman Genel Müdürlüğünün envanterinde zaten mevcut olan bütün bilgiler, plaka, şase numarası, ruhsat, işletme ve güzergâh detayları şimdi bir kez daha -üstelik aynı kişilerden- yeniden isteniyor. Bir düşünün; ormandan ihaleyle ağaç, tomruk alan bir esnaf var, devletine parasını yatırmış, belgelerini tamamlamış, vergisini ödemiş, artık o ağaç, o tomruk devletin değil esnafın malı olmuş, kendi sisteminde aracını zaten takip ediyor, işi usulüne göre yapıyor ama Bakanlık diyor ki: "Yeni bir takip sistemi daha kur; cihaz 'ID'sini, plakanı, şaseyi tekrar bildir." Neden? Çünkü kurum bir kez daha duymak istiyor. Ormanları korumak kutsal bir görev, bunda hiçbir şüphe yok ancak ormanı korumak ile esnafı bezdirmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Ne yazık ki bu genelge o çizgiyi açıkça aşmıştır. Bakanlık "Denetimi güçlendiriyorum." diyor ama aslında sorumluluğu kendi üzerinden atıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - "GSM" hattı çekmezse ceza esnafa, cihazı arızalansa ceza esnafa, sistem çökerse ceza yine esnafa. Kısacası, kurumun sistemi dursa bile fatura her seferinde vatandaşa kesiliyor. Gerçekten trajikomik bir durum.
Sonuç olarak, ister Karayolları Trafik Kanunu'nda olsun ister Orman Genel Müdürlüğü genelgelerinde, devletin önceliği vatandaşına güvenmek, onu cezalarla değil akılla ve adaletle yönetmek olmalıdır. Gerçek devlet anlayışı vatandaşını cezalarla değil bilinçle, korkuyla değil güvenle yöneten anlayıştır çünkü güçlü devlet vatandaşının omzundaki yükü hafifleterek, onun emeğine ve aklına değer vererek güçlenir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)