GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

İBRAHİM AKIN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımız; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Evet, bir yasa görüşmesi yapıyoruz ama 2026'nın ilk yılında hem dünyada hem de Türkiye'de barışın, demokrasinin, adaletin gelmesini arzu ettiğimiz bir zeminde maalesef, krizlerin yaygın hâle geldiği, işin savunmaktan çıktığı, kuralsızlığın artık kural hâline geldiği ve egemen sınıfların da kendi kurallarını dahi, devlet hukukları, Birleşmiş Milletler hukukunu tanımadığı bir döneme girdik.

Özellikle Amerika'nın Venezuela'ya dönük saldırısı neredeyse diğer ülkeler için de meşru hâle gelmeye başlamış ve ülkemiz de bir süredir sözde hem bölgede hem de ülke içerisindeki barışı temin etme konusunda yeni bir süreç, yeni bir dil, yeni bir anlayış geliştirmeye çalıştığını düşündüğümüz bir zeminde maalesef, önemli gördüğümüz bir süreci tekrar yeniden eski hukukuna dönmeye çalıştığını hissediyoruz, düşünüyoruz. Bu, umarım istisna olarak bakanların açıklamasıyla kalır ve ülke siyaseti tekrar kaosa doğru sürüklenmez ve bu ülkedeki barışın temin edilmesinin sadece içeride değil, aynı zamanda bölgedeki bütün halklarla birlikte yapılacağı... Tekrar akılları başlarına gelir. Aksi takdirde gerçekten şu anda yaşadığımız Halep'teki durum bu ülkedeki herkesi çok ciddi şekilde kaygılandırmıştır. Bugünkü yaptığımız basın açıklamasında bunun detaylarıyla Grup Başkan Vekillerimiz ifade etmişlerdir. Biz de burada tekrar ifade etmek istiyoruz. Hassasiyetimiz yüksektir, duyarlılığımız yüksektir. Bu konuda yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyoruz, özenli olmaya çağırıyoruz, dikkatli olmaya çağırıyoruz.

Evet, şimdi Trafik Kanunu'nu konuşuyoruz ve Trafik Kanunu aslına bakarsanız bütün kanunlarımızdan bağımsız değil. Trafik, bence bir toplumsal sorun, bireysel bir sorun değil. Bu bireysel sorun olmayan konuyu eğer kurumsal olarak çözemezseniz bu sorunu çözemezsiniz. Şu anda bizim ülkemizde, maalesef, yollar şirketlere havale edilmiş, ücretleri onlar tarafından belirlenen, bizim ülkemizde var olan devlet de sadece rakamları belirleyen, tahsilatı da o şirketlere bırakan bir zeminde gidiyor; bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Öncelikle, sen yurttaşlarını değersiz kılan bir anlayışla karşı karşıya bırakıyorsun diye ifade etmek istiyorum. Zira şundan dolayı, eğer normal uluslararası standartlarda altyapısını yaptın, her türlü ulaşım sorununu çözdün, yüksek kentleşmeyi önledin ve herkesin yaşayabileceği standartlarda bir çevre, bir yol, bir iklim yarattın da vatandaşlar kuralsız bir şekilde trafikte ceza mı yiyorlar yoksa hayatlarını mı mahvediyorlar? Bu ülkede binlerce insan -neredeyse savaş koşullarına varırcasına- hayatlarını trafikte kaybediyorlar. Böylesine basit bir cezalandırmayla böylesine ciddi bir sorunu, trafik meselesini çözemezsiniz. Örneğin, İzmir-Ankara yolu arasındaki trafiğe bakıldığında yüzyıllardır buradaki mevcut durum değişmemiştir. Burada 4 tane ilden, kentten geçiş vardır. Uluslararası standartlarda bir toplu ulaşım meselesi söz konusu değildir. Bireysel olarak ulaşım meselesini teşvik eden, ticareten bunu teşvik eden bir anlayış biçimiyle bu ülkenin sorununu çözemezsiniz. Bizim iddiamız şudur: Bu meseleyi toplu çözmeden, toplumsal ulaşımı artırmadan bu sorunu çözemezsiniz. İnsanları bireysel tüketime ve bireysel ulaşım yöntemine sevk etmeye çalışıyorsunuz. Kentlerde yoğun bir nüfus artışı var. Artık, kentlerde insanlar yaşayamaz hâle gelmiş durumda. Bu sorunu eğer bir toplumsal mesele olarak çözmek istiyorsanız, herkesle iş birliği içerisinde, başta yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde yapmanız lazım ama bu ülkedeki bütün kurumlar neredeyse birbirinin karşısında düşmanlaşmaya başlamıştır. Bu yöntem, yöntem değildir. Her konuda açığa çıkan bu sorunun, bence, trafik meselesinde de benzer bir sorun olduğunu ifade etmek istiyorum.

Özellikle, bu, takometre takma işi çok yaygın bir şekilde, bir ticari amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Biliyorsunuz, daha önce bir yasa çıkmıştı, bütün şirket arabalarına, bu tür araçlara tanımlama kartı koyulmuştu. Bunun neden konulduğu, herkesten 5-6 bin lira paranın o günkü koşullarda neden alındığı hâlâ izah edilebilir durum değil, ne işe yaradığı da izah edilebilir durum değil. Sadece bir tanesi çip üretmiş, bu üretilen çipi o şirkete, neredeyse, pazarlamak için alan açmış gözüküyorsunuz. Bu, her alanda böyle yaşanıyor. O nedenle, trafik meselesinin basit bir bireysel mesele olmadığını, toplumsal ulaşım meselesi olduğunu, kentin sağlığı bakımından, insanların sağlığı bakımından, havanın kirlenmemesi bakımından raylı sistemlerin çok yaygın bir şekilde yapılması gerektiğini... İzmir-Ankara ulaşım meselesinin, hâlâ, on üç yıldır raylı sistem yapılamıyorsa, bunun ekonomik sebeplerden değil, niyet olarak yapmamaktan kaynaklanan, bu tür meselelere para ayırmamaktan, kamusal olarak gider ayırmamaktan kaynaklanan bir durum olduğunu düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

İBRAHİM AKIN (Devamla) - Özellikle bu bölgede, Ege'nin bütün trafiğini karşılayan bu yolun hâlâ bu şekilde yapılmış olması kabul edilebilir bir durum değildir. Neredeyse Türkiye coğrafyasının en yoğun ulaşım meselesi buradadır ancak en kötü yolu da buradadır. Dediğim gibi, 4 tane kent, onlarca ilçeden geçen bir yol trafiği vardır. Her giden bana şunu söylemektedir: "Ya, İzmir Vekili olarak siz bu yolun düzeltilmesiyle ilgili, değiştirilmesi ve iyileştirilmesiyle ilgili niye çalışma yapmıyorsunuz?" diye şikâyet konusu hâline gelmiştir. Bunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Tekrar etmek gerekirse trafik meselesi gerçekten toplumsal bir beka hâline gelmiştir, bu meseleyi basit bir cezalandırma yöntemi yapamazsınız. Ayrıca, uluslararası standartlara göre hazır olmayan bir yol trafiği içerisindeki verdiğiniz cezalarda kıyas kabul etmeyin çünkü Avrupa'nın standartlarıyla buranın standartları, yaşam koşulları, gelir-gider dengesi çok farklıdır. Bu yapılan yaklaşım da yanlıştır, eşit ilişkilerde eşit kıyaslama yapılarak adalet savunulabilir, bunu da ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)