GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.

Ben bugün emperyalizm üzerine konuşmak istiyorum. 3 Ocakta Trump'ın 19'uncu yüzyıl sömürgeciliğine rahmet okutacak biçimde Venezuela'ya saldırısıyla aslında üçüncü emperyalist paylaşım savaşı resmen başladı. Bu, fiilen ne zaman cereyan etmişti? Her birimizin gözü önünde İsrail'in Filistin'de, Gazze'de soykırım politikalarını kesintisiz biçimde sürdürebilmesiyle başlamıştı. O zaman bütün uluslararası hukuk zemini ortadan kalkmış ve ne acıdır ki Gazze'nin yanında olduğunu söyleyen Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri dâhil olmak üzere, AB ülkeleri dahil olmak üzere İsrail'e askerî, ticari yaptırım uygulayamamıştı; hatta tercih etmişti uygulamamayı. ABD'nin, İsrail'in bölgeyi dizayn etmesine seyirci kalması aslında fiilen başlatmıştı bu süreci.

Peki, bugün ne yaşıyoruz? Kesinlikle kendimizi kandırmayalım, yaşadığımız şey uluslararası hukukun geçici krizi değil, bu, emperyalist, kapitalist sistemin sistematik olarak -Birleşmiş Milletler, çeşitli uluslararası mahkemeler- bunların hepsini bile isteye işlevsiz hâle getirmesi ve tasfiyesi sonucudur ve bakın, bütün bunlar olurken şu anda ABD Venezuela'ya her şeyi yok sayarak, âdeta bir çete lideri gibi, bir mafya gibi gidip oradaki Hükûmet Başkanını esir alabiliyor ve buna doğru dürüst bir kınama ne Avrupa Birliğinden ne Türkiye'den gelmiyor. Neden böyle? Çünkü emperyalist, kapitalist sistem yeni bir aşamada. Nedir o aşama? Rusya'sıyla, Çin'iyle, ABD'siyle bir bütün olarak ezilen halkları Küresel Güney'i sömürgeleştirme politikasıdır.

Trump'ın, "Venezuela'yı biz yöneteceğiz." demesi ile burada, grup toplantılarında iktidar partilerinin "Suriye'yi biz yöneteceğiz." demesi arasında bir ilişki vardır. Dolayısıyla siz Suriye'de Rojava yönetimini kendinize tehdit olarak gördüğünüzde, eşitlik, özgürlük, halkların eşitliğini isteyen bir yönetimi kendinize tehdit olarak gördüğünüzde asla ABD'ye karşı duramazsınız, asla emperyalistlere karşı duramazsınız çünkü aslında "O büyük emperyalistlerin içinde acaba kırıntılar bize mi düşecek?" diye düşünürsünüz ama şunu unutuyorsunuz: Bakın, 2014'te "Rojava düştü, düşecek." dediniz, düşmedi, aradan kaç yıl geçti, siz Kürt halkının özgürlük mücadelesinin liderinin kapısına gittiniz, zorunlu kaldınız buna. Aynı şey şimdi cereyan edecek çünkü ezilen halklar birbirine bakıyor. Zannetmeyin ki Latin Amerika'daki ezilen halklar Rojava'yı takip etmiyor, zannetmeyin ki bu topraklarda... Şimdi Halep'te tanklarla kuşatma altına alınmış mahalle için, mahalledeki halklar için, Kürtler için her bir eşitlik, özgürlük isteyenler için bu topraklarda aynen o "Kobani düştü, düşecek." dediğiniz süreçte nasıl bir isyan dalgası ortaya çıktıysa yine çıkacak. Sakın ola ki bunu unutmayın.

Ayrıca şu çok açık: Emperyalist kapitalist sistemin geldiği bu noktada artık gerçekten Rosa Luxemburg'un "Ya sosyalizm ya barbarlık." dediği bir dönem var. Bu barbarlık dönemi onun döneminden çok daha vahşi biçimde şimdi karşımızda duruyor. Ben buradan, bu emperyalist kapitalist sistem içinde bize bir kırıntı düşer mi diye Trump'a hiç bir yaptırım uygulamamayı, İsrail'e hiçbir yaptırım uygulamamayı sizin o yönetme pratiğinizle çok uzlaşı olduğunu görüyorum ve siz IŞİD amblemleriyle Halep'te soykırım yapılırken o tecavüzcülere tekrar destek çıkıyorsunuz, aynen 2014'te olduğu gibi ama hiç unutmayın, bunu herkes görüyor. Sakın ola ki "Orada biz HTŞ'ye destek çıkmıyoruz." demeyin. Orada tankların üzerinde kimlerin amblemleri olduğu bugün basına yansıdı. Dolayısıyla dürüst olun, deyin ki: "Biz bu büyük kapışma içinde kendimize kırıntı istiyoruz. O yüzden bizim için hiçbir değerin önemi yok. Biz IŞİD'le birlikte aynı politikayı hayata geçireceğiz." Bunu zaten grup toplantılarınızda itiraf ettiniz. Grup toplantılarınızda sürekli HTŞ'nin yanında olduğunuzu söyleyerek bunu ifade ettiniz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Onu ancak siz söylersiniz. Asla öyle bir şey söylemedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Ama ben son olarak şunu söylüyorum: "Emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasıdır." dedi 1916 yılında Lenin ve orada dedi ki: "Ancak savaşla kendi krizini aşabilir." İşte şimdi onun dönemindeki bu tespitin yeni aşamasını yaşıyoruz. Savaştan, kandan beslenen bir emperyalist kapitalist sistem içinde yapılacak en önemli şey, ezilen halklar ile işçi, emekçi sınıfların birleşik enternasyonalist mücadelesidir ve bu ağlar kuruluyor. Bu ağlar kurulduğu için, sizin ufkunuz kan, savaş, sermaye birikiminin kan üzerine kan üzerinden inşa olduğu için bunu görmek istemiyorsunuz, gözlerinizi kapatıyorsunuz ama göreceksiniz ki nasıl Kobani düşmediyse Halep'te o mahalleler düşmeyecek ve eşitlik, özgürlük isteyen Latin Amerika'dan Orta Doğu'ya tüm halklar özgürleşecek. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)