| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 08.01.2026 |
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Ekranları başında bizleri izleyen tüm Türkiye halklarını ve cezaevlerindeki tutsak yoldaşlarımı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Türkiye'deki trafik sorununun para cezalarının artırılarak çözülebileceğini sanmak ve bunu savunmak en hafif tabirle acınası bir yanılsamadır. Buradaki birçok vekilin de belirttiği gibi sorun cezayla, para cezalarının artırılmasıyla çözülmez, çözülemez. Yurttaşlar arasındaki gelir farkını, zengini yoksulu ayırt etmeden bir potada eritmek ise yapılan en büyük hatalardan bir tanesi.
Şimdi, 21'inci yüzyılda hâlâ yurttaşlarını para cezasıyla -tırnak içinde- terbiye etmeye çalışan bir anlayış hem kaybetmeye hem de maalesef, topluma kaybettirmeye mahkumdur. Trafik kazaları son zamanlarda arttı, evet, eyvallah, bunu da biliyoruz ancak bunun önüne geçmek sadece para cezasını artırmakla da olmaz. O sebeple, sonuç vermemiş bir çözümde ısrar etmenin, para cezalarının dozajını artırarak farklı bir sonuç beklemenin kime ne faydası vardır? İktidar partisine sormak istiyorum. Kabul etmek istemeseniz de trafik sorununun çözümü diğer toplumsal meselelerde olduğu gibi topyekûn bir değişim ve dönüşümle mümkündür. Kentte kırmızı ışıktan geçen bir sürücünün MOBESE yoksa, kamera yoksa "Ya, geçeyim ne olacak?" gibi bir yaklaşımda olmasının temel nedeni meselenin bir de kültürel boyutunun olmasıdır aslında. Trafik kurallarının ihlaliyle mücadele ne para cezalarını artırmaktan geçer ne de güvenlikçi önlemlerle kentin her yerini kameralarla donatmaktan geçer. Yapılması gereken açıkça ortada ve önümüzde duruyor, trafik kültürünün oluşması için yurttaşın eğitiminin en temelden yeniden düzenlenmesi, bunun yaşamsallaşması için trafik kurallarına herkesin uyması kaçınılmaz bir durumdur. Bu yeter mi? Elbette ki yetmez. Yaşam bir bütün içerisinde ele alınmalıdır; bir ülkede adaletsizlik varsa, hukuksuzluk had safhadaysa yurttaş da bu kaos ortamından kendisine bir pay çıkarır; kimse trafik kurallarına da riayet etmez, patron işçisini ezme kudretini kendinde görür, büyük küçük çapta demeden gücü eline geçiren karşısındakine zulmetme hakkının olduğu zannına kapılır. İşte, meselenin, sorunun kültürel boyutunu bu yaşananlar aslında oluşturur. Onun için, ülkenin demokratikleşmesi yurttaşın sorunlarını çözeceği gibi, trafik kurallarına uymama sorununa da çare olacaktır. Meseleye ve meselelere bu hassasiyetle yaklaşmamız gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, diğer önemli bir konuya da değinmek istiyorum. Milyonlar sağlık hizmeti alamamakla karşı karşıya kaldı son günlerde, özellikle yılbaşından sonra. Genel sağlık sigortası ve BAĞ-KUR prim borcu bulunan yurttaşlar günlerdir hastaneye gidemiyordu çünkü 31 Aralık 2025 tarihinde borcu bulunan yurttaşın sağlık hizmeti alabilmesi için yapılan geçici düzenlemenin süresi dolmuştu. Dün değil, evvelsi gün Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla düzenleme 31 Aralık 2026'ya kadar tekrar uzatıldı. Zaten bu sorunun geçici düzenlemelerle ele alınması skandal bir durum iken problemi kökünden çözmek yerine, bu süreyi tekrar uzatmak sorunları halının altına süpürmek dışında herhangi bir işe de yaramıyor. İktidar milyon TL'lerin aktarıldığı devasa büyüklükteki şehir hastaneleriyle övüne dursun, bu hastanelerin borcu olan işsiz yurttaşa kapatılması veya kapatılma tehlikesi nasıl açıklanacaktır, gerçekten merak ediyorum.
Devletin en büyük olmazsa olmazı yurttaşa sağlık hakkını tanıması ve bunun gerekliliklerini yerine getirmesidir. İnsanlar gerçekten keyfinden aslında çalışmıyorlar ya da insanlar keyfinden de borç sahibi de olmuyorlar, ki belirtmekte de fayda var; bu boşluk durumunun kendisi başlı başına büyük bir problem. Milyonlarca kişinin BAĞ-KUR borcu, SGK borcu bulunuyor; bundaki yegâne pay iktidarındır. Ülkedeki ekonomik krizin de işsizliğin de güvencesizliğin de müsebbibi muhalefet partileri değil, iktidarın, iktidar partisinin ta kendisidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Devamla) - Hâl böyleyken sorumluluğun iktidardan yurttaşa yüklenmesi ancak bu iktidar döneminde yaşanabilecek bir mevzu.
On birinci yargı paketinde 1 Ocak 2016 öncesine ait olan GSS borçlarının silinmesine yönelik bir adım atılmıştı. Sadece 2016 ve öncesi değil, acilen aradaki yıl farkının kapatılarak 2025 ve öncesi borçların tümünün silinmesi için daha ne beklenilmektedir? Sadece geçmiş borçları silmekle de kalmayalım, sağlık sistemini tüm yurttaşlar için de ücretsiz hâle getirmek gerekiyor. Sağlık hizmeti parasız, nitelikli, erişilebilir ve en az onlar kadar mühim olanı ana dilinde olmalıdır. Sağlık hakkı, hastaneye ve ilaca erişim bir lütuf değildir, devletin yurttaşa karşı asli sorumludur diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)