| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 08.01.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ben de kısa bir süre önce kaybettiğiniz amcanız için Allah'tan rahmet, sizlere ve bütün ailenize başsağlığı diliyorum.
BAŞKAN - Sağ olun, teşekkürler.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Dünya İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük çatışmaları, en büyük savaşları, işgalleri, hatta Filistin'de olduğu gibi soykırımları yaşıyor. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı, güneyimizde İsrail, Filistin, Lübnan, Suriye, İran, Yemen, Afrika Kıtası'nın neredeyse tamamı, Mali, Nijer, Burkina Faso, Mağrip, Libya, enerji kaynaklarını kontrol etmek için emperyalist, kapitalist rekabet, dünya kelimenin tam anlamıyla ateş altında.
Türkiye Cumhuriyeti devleti öyle ya da böyle kurulduğu günden Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına kadar, Kıbrıs Harekâtı hariç, bu savaşların dışında durmayı başarmıştır. Türkiye, bütün dünya savaşta iken İkinci Dünya Savaşı'na girmemeyi başarmıştır; evet, yokluk olmuştur; evet, karneyle pek çok şeye erişilebilmiştir ama 85 milyon insanın o zamanki dünya nüfusunun yüzde 3'ünün öldüğü bir savaşın dışında kalmayı başarabilmiştir. Maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetleri elbette ilk kuruluş yılları değil iktidarlarının 2'nci yarısında sınırlarımızın dışındaki savaşların aktif parçası olmuştur. Libya'da Türkiye Cumhuriyeti savaşın bir parçasıdır. Suriye'de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaşın bir parçasıdır.
Libya'yı bir başka gün ayrıntılarıyla konuşmak isterim ama bugün Suriye'de yaşananları konuşmamız gerekiyor. Suriye'de herkes çok acılar çekti, yıkılmadık neredeyse hiçbir tane şehir kalmadı, zarar görmeyen hiçbir grup kalmadı. Sünni'siyle, Alevi'siyle, Süryani'siyle, Ermeni'siyle, Kürt'üyle, Türkmen'iyle Arap'ıyla herkes çok acılar çekti, Esad yönetimi herkese çok acı çektirdi. Ardından IŞİD ülkenin büyük bir bölümünü kontrol etti. On üç yıllık iç savaş döneminde en az 600 bin kişi yaşamını yitirdi. Nüfusu 22 milyon olan ülkede 6,5 milyon insan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 8 Aralık 2024'te Esad yönetimi devrildi. Bütün dünya yeni Suriye yönetimine bir şans tanıdı. Bütün dünya "Terörist." dediği Colani'nin cumhurbaşkanlığını kabul etti. HTŞ terör örgütleri listesinden çıkarıldı. Gelin görün ki yeni yönetim ülkede birliği sağlamak yerine kendinden olmayanı, kendisi gibi düşünmeyeni yok saydı. Yok saymakla kalmadı, Süveyda'da olduğu gibi Dürzilere; Tartus'ta, Lazkiye'de olduğu gibi Alevilere; Halep'in Beni Zeyd Mahallesinde olduğu gibi Süryanilere saldırdı. Kürtlerin canlarıyla kanlarıyla ve uluslararası toplumun desteğiyle başardıklarını yok etmek istedi, IŞİD'i yenen güçlerini dağıtmak istedi, on üç yıldır canla kanla elde ettiklerini, bölgelerindeki bütün otoriteyi teslim edilmesini istedi. Okullarda Kürtçe eğitim verilmesine bile izin vermedi. Zaman zaman doğrudan, zaman zaman çeteler eliyle saldırılar düzenledi ve bu süre boyunca Kürtler kendi bölgeleri dışında Suriye'nin hiçbir bölgesine hiçbir saldırıda bulunmadılar. Bütün bunlar, zaten kırılgan olan Suriye'deki yeni düzenin kalıcı olmasına hizmet etmedi, etmiyor ve böyle giderse de etmeyecek. Ne Aleviler ne Dürziler ne Süryaniler ne Kürtler ne de altmış yıl boyunca hüküm süren Baas rejimine karşı mücadele eden ve demokrasi isteyen Araplar, yeni yönetimin tekçi, totaliter ve saldırgan politikalarını kabul etmiyor. Şimdi size soruyorum: Kürtler bunu neden kabul etsin? 200 bin Kürt'ün yaşadığı mahallelerin boşaltılmasını ve rejimin bombalanmasına neden izin versin? Neden onay versin? Bakın, yeni yönetim "Size üç saat süre veriyorum, 200 bin kişinin yaşadığı, Kürtlerin yaşadığı mahalleleri boşaltacaksınız." diyor. Tıpkı İsrail'in Filistin'de yaptığı gibi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
Buyurun.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Bakın, bunlar dün ve bugün yaşananlar, bütün mahalleleri boşaltıyorlar. Ne için boşaltıyorlar? Tek bir şey için boşaltıyorlar, oraları bombalamak için, Kürtleri oradan çıkarmak için. IŞİD artıklarının bu saldırılarını Kürtler neden kabul etsin? Bakın, IŞİD artıkları derken laf olsun diye söylemiyorum. Bakın, bu gördükleriniz -daha sonra yayın yasağı getirildi- IŞİD amblemi taşıyan kişiler, askerler; askeri üniforma ama hepsinin üzerinde IŞİD amblemi var. İşte, bu kişiler Kürtlerin yaşadığı bu mahallelere saldırıyorlar. Bakın, bu bir güvenlik, bir otorite meselesi değil bir mahallede düzen meselesi değil. Bu gördükleriniz obüs; büyük toplarla, havan toplarıyla sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Emin olun, bunu onurlu hiçbir halk kabul etmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Selamlamak için izin istiyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Bakın, onurlu bir Türk bunun halkına yapılmasını kabul eder mi? Onurlu bir Arap bunun halkına yapılmasını kabul eder mi? Onurlu bir Acem bunun halkına yapılmasını kabul eder mi? Etmez, etmemelidir. İşte, Kürtler de kendi onurlarını koruyorlar, bu yüzden bu saldırıları kabul etmiyorlar, bu yüzden Türkiye'de Kürt'ün yaşadığı her şehirde yüz binlerce Kürt sokakta; bu yüzden Şırnak'ta, Van'da, Diyarbakır'da Hakkâri'de, Batman'da yüz binlerce Kürt sokakta; bu yüzden Mesud Barzani bu saldırılara tepki gösteriyor, bu yüzden Bafel Talabani tepki gösteriyor; İran'daki, Irak'taki bütün Kürtler buna tepki gösteriyor; Türkiye Büyük Millet Meclisinden istediğimiz şey budur. Başta da söylediğimiz gibi, Türkiye barışın tarafı olsun, yüz yıldır yaptığı gibi savaşın değil barışın tarafı olsun, kardeşleri için barış getirsin diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)