GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

AK PARTİ GRUBU ADINA HARUN MERTOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; basın ve ifade özgürlüğü, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu özgürlük, Anayasa'mızla güvence altına alınmıştır; ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesiyle de uluslararası koruma altındadır. Ancak gerek Anayasa'mız gerekse Avrupa insan hakları hukuku ifade özgürlüğünü sınırsız ve sorumsuz bir alan olarak tanımlamamaktadır. Anayasa'mızın 12'nci maddesi hayati bir denge kurmaktadır, birinci fıkrayla temel hak ve hürriyetlerin dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olduğu hükme bağlanmışken ikinci fıkrada özgürlüklerin mahiyetini belirleyen esaslı bir ilke ortaya koymaktadır. Temel hak ve hürriyetler kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder yani özgürlük sınırsız değildir. Bireyin özgürlüğü başkasının hakkına zarar verdiği noktada anayasal koruma alanının dışına çıkar; bu ilke, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle de bire bir karşılık bulmaktadır. Sözleşmenin 1'inci fıkrası ifade özgürlüğünü tanımlarken 2'inci fıkrası bu özgürlüğün görev ve sorumluluklar da yüklediğini açıkça hükme bağlamaktadır. İlgili maddede ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, kamu güvenliğinin, suç işlenmesinin önlenmesinin, başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının, gizli bilgilerin ifşa edilmemesinin, yargı erkinin tarafsızlığını ve otoritesinin korunmasını emreder. Dolayısıyla hem Anayasa'mız hem de Avrupa insan hakları hukuku şunu net biçimde söylemektedir: Hak vardır ama sorumsuzluk yoktur, özgürlük vardır ama başıboşluk yoktur, eleştiri vardır ama suç yoktur. Basın özgürlüğü de bu çerçevenin içindedir. Basın, toplumu bilgilendirirken topluma karşı sorumluluk da taşır. Aile yapısını hedef alan, bireyin onurunu zedeleyen, yargısız infaz yapan, kamu düzenini tehdit eden bir dil, özgürlük değil hak ihlalidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de hiç kimse gazetecilik faaliyetinden dolayı suçlanamaz, suç işlediği iddiasıyla ancak yargıyla muhatap olur. Gazeteci de olsa, siyasetçi de olsa herkes hukuk önünde eşittir. Basın mensubu olmak cezasızlık zırhı değildir.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Haber kaynağı nasıl sorulabiliyor o zaman gazeteciye? Böyle bir yasa var mı?

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Kaldı ki bugün Türkiye'de yüzlerce televizyon kanalı, binlerce internet sitesi, her görüşten gazete ve yayın organı serbestçe faaliyet göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Ya söylediğimiz sözleşmeleri uygularsanız hiç bir problem yok.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - "Haber kaynağını nasıl soruyorsunuz?" diyor.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Eleştiri vardır, muhalefet vardır, sert dil vardır, bunların hiçbiri yasak değildir ama hakaret, tehdit, dezenformasyon ve suç çağrısı ne Anayasa'ya ne de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre özgürlük alanı değildir.

Sonuç olarak, mevcut anayasal ve uluslararası hukuki çerçeve ortadayken sorunu siyasileştiren, yargıyı töhmet altında bırakan ve devleti suçlayan bir araştırma önergesine ihtiyaç bulunmamaktadır.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Ya beş yıl yatırdığınız insanı beraat ettirdiniz, yargıyı töhmet altında bırakması mı var? Beraat edecekti beş yıl cezaevinde niye yattı? Bu normal mi? Ayıp ya!

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - AK PARTİ olarak, Cumhur İttifakı olarak basın hürriyetinin, hukukun üstünlüğünün, demokratik düzenin birlikte ve dengeli şekilde korunmasından yanayız.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)