| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, değerli milletvekilleri, 2026 yılının ilk kanun teklifiyle karşınızdayız. Peki, karşımıza nasıl bir kanun teklifi getirdiler? Halkın taleplerini karşılayan bir kanun teklifi demeyi çok isterdim ama maalesef ki neyi getirdiler? Trafik Kanunu'nu koydukları ama bize göre bir halkın boğazına çökme kanunu getirdiler. Aylar önce Komisyona geldiğinde kapsamlı bir analizin yapılmadığını, yine sahadaki gerçeklere uyumlu bir şekilde hazırlanmadığını söyledik, itirazlarımızı yaptık, şerhlerimizi sunduk ama aradan bunca zaman geçti, hiçbir değişiklik yaptılar mı? Maalesef ki yapmadılar. Evet, bu ülkede bir trafik sorunu var. Evet, sorunlar yıllardır birikiyor ve trafik güvenliği âdeta kangrene dönmüş bir durumda ama iktidar neşteri yine yanlış yere vurdu çünkü AKP yasa yapım anlayışı çok net: Önce sorunları büyüt, daha sonra da cezaları büyüt. Ne eğitim var ne etkin denetim var ne altyapı var ne planlama var. Ama ne var? Ceza var, hem de fahiş bir şekilde. Sanki her kazanın faili kuralı tanımayan bireylermiş gibi ve bunun çözümü ise daha fazla para cezası ödetmekmiş gibi bir anlayışla bu kanunları yapıyorlar. Oysa gerçekler çok başka. Bugün Türkiye'de insanlar aydınlatması olmayan yollarda, yaya geçidi bulunmayan kavşaklarda, yine sinyalizasyonu çalışmayan yollarda, şehir içlerinde yaşamaya çalışıyorlar ve yaşamlarını yitiriyorlar ve bu ülkede adı ölümle, kanla, ağıtlarla anılan yollar var. Yıllardır bunu dile getiriyoruz, raporlarını fotoğraflarını burada sunuyoruz fakat ne yapıyorsunuz? Hiçbir çözüm üretmiyorsunuz.
Bakın, tek bir örnek vereceğim: Siverek-Diyarbakır yolu, halkın diliyle söylüyorum: Ölüm yolu ve 90'lardan bu yana yüzlerce insana mezar olmuş bir yol. Bakın, Sayın Bakan burada; ben soruyorum ona, haberdar mı bilmiyorum. Kesin yoktur. Önceki dönem Urfa milletvekili çok sevgili İbrahim Ayhan'ın annesi Siverek-Diyarbakır yolunda yaşamını kaybetti, karşıdan karşıya geçerken bir kamyonun çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Bundan haberdar mısınız? Değilsiniz tabii ki. Peki, biz bunu sekiz ay önce bu kürsüden dile getirdik, hiçbir çözüm üretmediniz o yolda. Ne oldu? Geçtiğimiz hafta henüz 15 günlük bebeği olan 30 yaşındaki kadın yine karşıdan karşıya geçerken yaşamını kaybetti. Peki, ben soruyorum Sayın Bakan size: Bu kadın ve İbrahim Ayhan'ın annesi para cezası yüksek olmadığı için mi öldü? Hayır. Niye öldüler? Bu yollar yapılmadığı için, orada denetimler uygulanmadığı için, tedbirler alınmadığı için öldüler. İstediğiniz kadar para cezasını artırın ama o yolların güvenliğini sağlamadığınız sürece yine ölümler artarak devam edecek. Siz ne yapıyorsunuz? Yolu yapmıyorsunuz, lamba koymuyorsunuz, uyarı levhası koymuyorsunuz, dönüp diyorsunuz ki: "Ölürsen de öldürürsen de kusura bakma, bedelini ödersin." Peki, bakıyoruz, ne yaptınız yakın tarihte? Asgari ücretliyi açlık sınırına bıraktınız mı? Bıraktınız. Emeklilere "Yüzde 12 zam." dediniz, memura "yüzde 18 zam." dediniz. Ama konu Trafik Kanunu'na gelince zam üstüne zam yaptınız, zamlarınız nasıl arttı? Yüzde 100 trafiğe verdiniz, yüzde 200'e varan cezalar verdiniz ama iş emekliye, memura gelince de kaşıkla bile veremiyorsunuz. Asgari ücretlinin cebine gelince "İmkân yok." diyorsunuz, emeklinin aylığına gelince de "Kaynak yok." diyorsunuz ama cezaya gelince de katmer katmer artırıyorsunuz.
Bizim önerimiz net, buradan size önerilerimizi de sunuyoruz. Bakın, trafik cezası gelirlerinin en az yüzde 50'si cezanın kesildiği ilin yoluna ayrılmalı. Mesela, Siverek'te bu yoldan geçene cezayı mı kestiniz, o zaman oradan gelen geliri o yolu tekrar yapmak için kullanmanız gerekiyor. Ceza varsa yatırım da olmak zorunda.
Yine, bir noktada sürekli olarak kaza oluyorsa orada siz sadece ceza yazamazsınız. Otuz gün içerisinde bir an önce fiziki koşullarının hemen fizibilitesini yapıp derhâl orayı rehabilite etmeniz gerekiyor. Yapılmıyorsa da sorumlusu sürücü değil arkadaşlar, hiç kusura bakmayın, idarenin kendisidir.
Yine, yaya ölümü yaşanan her noktada otomatik olarak üst geçit yapılmalı, sinyalizasyonlar yapılmalı; yol daraltmaların yapılması gerekiyor, bunların zorunlu olması gerekiyor. Karşımıza geçip "Yok efendim, bütçe yok; yok efendim, gelirlerimiz yok; yok efendim, kaynak arıyoruz." diyemezsiniz çünkü giden ne oluyor? Can oluyor ve ölümler oluyor. Sonuç olarak önlem yoksa bu bir ceza değildir, açık açık tuzaktır.
Evet, değerli milletvekilleri, bakın, bu Meclisten buraya gelene kadar her bir yerde bir eylem görüyoruz, her bir yerde halkın talepleri yükselerek bu Meclise doğru geliyor. Ne istiyor insanlar? Memleketin dört bir yanından bu Meclisten talepleri var, ne diyorlar? "Yoksulluğu giderin." diyorlar, "Cezaevlerinin durumunu iyileştirin." diyorlar, "Kadına karşı işlenen cinayetleri durdurun." diyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim lütfen.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Siz ne yapıyorsunuz bunlara rağmen? Önümüze tahsilat kanunlarını getiriyorsunuz. Bakın "On ikinci yargı paketi yolda." diyor. Sayın Yılmaz Tunç açıklamalarını yaptıysa bilinki gelecek bu, fakat nasıl gelecek? Biliyoruz ki bomboş gelecek fakat biz buradan açık açık ifade ediyoruz: Bunca talep varken böyle tahsilat kanunlarıyla karşımıza gelmeyin, hapishanelere dair köklü çözümler üretin, hasta tutsaklara dair, kuyu tipi hapishanelere dair işkencelere son verin. Yine, kendini ali kıran baş kesen sanan idari gözlem kurullarını kaldırın. Bu paketlerle halkın beklentilerini karşılayın. Böylesi tahsilatlarla, böylesi milletin cebine çöken paralarla karşımıza gelmeyin.
Bakın, gelin, bu düzen artık son verin ve 2026 yılını da barışın, adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin yılı olarak ilan edelim diyorum, Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)